Toplumsal denge

Kıbrıs sorununa, çözüm bulmak için 16 aydır devam eden görüşmelerde, henüz gözle görülür bir ilerleme yok.
Kıbrıs sorununa, çözüm bulmak için 16 aydır devam eden görüşmelerde, henüz gözle görülür bir ilerleme yok. Liderler geçen hafta “Yoğunlaştırılmış görüşmeler” sürecine başladı. BM Genel sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Taye Brook Zeriohun’un Lefkoşa ara bölgedeki konutunda art arda üç gün görüşen liderler, bu görüşme sürecini 25, 26, 27 Ocak tarihlerinde de devam ettirecek. Bu noktada her iki lider de sıkıntılı ama Hristofyas Cumhurbaşkanı Talat’a göre daha rahat. Her iki tarafın sunduğu öneriler, basına sızdığı kadarıyla tartışılırken özellikle Türk tarafında bu konu ile ilgili çeşitli spekülasyonlar var. Türk önerilerinin çözüm istemeyenler tarafından basına sızdırıldığı söylemleri, yine toplumu çözüm istemeyenler ve çözüm isteyenler şeklinde tehlikeli bir ayırıma götürebilir. Rum tarafının önerileri hakkında ise henüz belli bir şey yok.
Zaman Cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gittikçe, bu spekülasyonlar doğal olarak artacaktır. Henüz hiçbir aday resmi olarak ilan edilmezken, bu makama sanıldığı gibi iki aday değil daha fazla adayın talip olacağı da gün geçtikçe ortaya çıkıyor. Bu durum tabi ki Kıbrıs Türk demokrasisi için bir başarıdır. Demokrasinin, bir gereği de alternatif sistemini içinde barındırmasıdır. Son zamanlarda, her ortamda, söz ister istemez Cumhurbaşkanlığı seçimine geliyor. Şahsen ben tüm kesimlerin kabulleneceği tek bir adayın bu göreve talip olmasını çok isterdim. Görünen o ki Cumhurbaşkanlığı için iki güçlü aday var. Sayın Mehmet Ali Talat ve Sayın Derviş Eroğlu. Tehlikeli olansa bu iki ismin çözüm isteyen ve çözüm istemeyen diye nitelendirilmesi. Cumhurbaşkanlığı makamının her zaman için partiler üstü olması gerekir. Dolayısı ile bu ayrım çok tehlikeli. Cumhuriyetçi Türk Partisi Sayın Talat’ı deyim yerinde ise sahiplendi. Sayın Talat’ın Kıbrıs sorunu ile ilgili tezleri CTP ile birebir örtüşüyor. Ayni şekilde Ulusal Birlik Partisi de doğal olarak Sayın Genel Başkanı Eroğlu’nun destekçisi. Peki, iki büyük partinin gücü, adaylarını Cumhurbaşkanı yapmaya yeter mi? Tabi ki zor. Benim üstünde durmak istediğim nokta giderek kızışan siyasi ortamın toplumun dengesini bozmaması.

Hemen her siyasi parti, her basın kuruluşu, gazeteler, televizyonlar her gün anket sonuçları yayınlıyor. Herkes kendi hesabına göre bir sonuç çıkarıyor. Bu noktada hem siyasilere hem de basına önemli görevler düşüyor. Öncelikle seviyeyi düşürmemek. Suçlamalar, eleştiriler düzeyli olmalı. Artık referandum süreci geride kaldı, genel seçim dönemi de geride kaldı. Gerginlik yaşanmaması noktasında siyasi tansiyonu tırmandırmadan, demokrasimize yaraşır bir seçim dönemi yaşamamız için herkes üzerine düşeni yapmalı. Bu hassas dönemde bu toplumun yine kamplara bölünmesi, çözüm isteyenler çözüm istemeyenler diye ayrılması Kıbrıs Türküne yapılacak en büyük kötülüktür. Özellikle siyasilerin ilk hedefi böyle bir ortamın yaratılmaması için gerekli özeni göstermektir. Öncelikle onlar birlik olmalı ve bunu topluma yansıtmalıdır.
Bu haber 599 defa okunmuştur

:

:

:

: