Yerli istihdama devlet katkısı

Ekonomik güç olarak, dünyanın önde gelen ülkelerinde ortaya çıkan, birçok ülkenin ekonomik yapısını etkileyen ekonomik kriz, birçok gelişmenin yaşanmasına da sebep oldu.
Ekonomik güç olarak, dünyanın önde gelen ülkelerinde ortaya çıkan, birçok ülkenin ekonomik yapısını etkileyen ekonomik kriz, birçok gelişmenin yaşanmasına da sebep oldu. Birçok ülkede, birçok önemli kurum iflas etti. Bir çok önemli şirket önemli sayıda çalışanının işine son vermek zorunda kaldı. Bizim ülkemizde bu ekonomik durgunluktan payını aldı. Ekonomi belki de hiç olmadığı kadar daraldı. Ben ekonomist değilim, ama KKTC’ de günlük yaşamda ki ekonomik sıkıntıyı her vatandaş gibi hissediyorum.
Bu sıkıntılardan kurtulmak için çareler aramalıyız. İzolasyonları ve dış ekonomilerle ilişki kurmaktaki zorluklarımızı kırmalıyız. Bunların mutlaka çözümleri vardır. Her zaman üzerinde durmuşumdur, Türkiye piyasalarına ulaşabilsek sorunlarımızın önemli bir kısmını çözeriz. Devletleri, birey olarak düşünürsek; Bir birey yapabildiği en iyi işi yaparak, kazanç elde etmelidir. Yapamadığı veya bilgisi olmadığı bir işi yapmaya çalışan birisi hem o işin hakkını veremez hem de zarar eder. Devletlerde de durum böyledir. Sahip olduğu imkânlara göre en iyi verimi sağlayabilecek, en yüksek kazancı elde edebilecek, alanlara yatırımlar yapılmalı ve ülke olanakları bu alanlara yönlendirilmelidir. Yine, işgücü olanakları da daha verimli ve daha ihtiyaçlı alanlara kaydırılmalıdır. Bir ülke, iş gücünde sıkıntı yaşıyorsa o ülkeye yabancı iş gücünün gelmesi normaldir. Ama yabancı iş gücü, ihtiyaçlı alanlar belirlendikten sonra, yasal mevzuatlar ve kanunlar çerçevesinde vasıflı kişilerden oluşmalıdır. Bu durum bizim ülkemiz için maalesef geçerli değil. Olması gerekenden daha çok ve kontrolsüz nüfus akışı ülke olanaklarını artık zorluyor. Bu bir gerçektir ve bu gerçeği görmesi gerekenler ne yazıktır ki görmüyor. Bu söylemleri dillendirirken hiç kimseyi hedef almıyorum. Ama bu ülkeye birçok umudu büyüterek gelen insanların, birçoğu insanlığa yakışmayan bir hayat yaşıyorlar. Her gün karşılaştığımız bu manzara bu ülkenin utancıdır. Geçtiğimiz gün Çatalköy’de inşaatı devam eden bir Otel’in, işçilerinin barındırıldığı çadırlarda, yangın çıktı birçok elektrikli el aleti patladı. Bu çadırlarda tam 450 kişi barınıyordu. Allahtan bir facia yaşanmadı. Bundan sonra ne mi olur? Hiçbir şey yenisi oluncaya kadar unutulur gider. Bu konuyla ilgili ben yorumsuz kalmayı tercih ediyorum.

Bu konu çok geniş bir konudur. Bu güne kadar hiçbir hükümet bu soruna bir çözüm bulamadı. Hatta çözüm bulmaya çalışmadı bile. Aslında benim esas konum hükümetin bir icraatı idi. Çalışma hayatı ile ilgili önemli bir yasayı, uygulanmaya hazırlanan hükümet önemli bir işe imza atacak. Devlet, özel sektörde, istihdam edilecek her çalışanın sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı primlerini karşılayacak. Bu proje uygulamaya geçerse, işveren çalışanının yatırmadığı güvenlik primlerini, çalışanının maaşına yansıtırsa, bu projeden hem çalışan hem de işveren kazançlı çıkacaktır. Konular nerden nereye geldi. Yazımın ilk başlarında anlatmaya çalıştığım bir noktaya yeri gelmişken bir katkı daha yapmak istiyorum. Ülkemizin kalkınabilmesi için hangi alanlara yönelmeliyiz. İlk akla gelen şüphesiz turizmdir. Turizm mevsiminin canlanmasına daha zaman var. Ama şimdiden harekete geçilmeli. Turizm sektöründe hizmet veren kurumlar devletin uygulamaya koyacağı “Yerli İstihdamı Destekleme” yasasından da faydalanmak için bu alanda yerli işgücünü kullanmalıdır. Ülkemizde önemli Oteller vardır. Bu Otellerin çalışanlarının tamamı veya bir kısmı yabancı uyrukludur. Bunun anlamı şudur bu Otellerin bu ülkeye vergi vermekten başka katkısı yoktur. Hâlbuki yatırım her yöne katkı sağlayarak anlam kazanır. Hükümetin bu yasasını son derece olumlu bulmakla beraber, yarar sağlayacak şekilde uygulanması gerektiğinin de altını çizmek isterim.
Bu haber 888 defa okunmuştur

:

:

:

: