Dönülmez ufuklara…

Yaşamın galiba en acı anıdır, bir daha dönmemek üzere aramızdan ayrılanları uğurlamak… Tanrı, sabrını vermeseydi, zaman denilen o kavram ya da her neyse külleriyle acıların üzerini yavaşça örtmeseydi… Buna yürek dayanmazdı. Hatıra geldikçe, ilk günkü kadar olmasa bile insanı etkileyen kaybetme duygusu inanılmaz can acıtıyor.
Yaşamın galiba en acı anıdır, bir daha dönmemek üzere aramızdan ayrılanları uğurlamak… Tanrı, sabrını vermeseydi, zaman denilen o kavram ya da her neyse külleriyle acıların üzerini yavaşça örtmeseydi… Buna yürek dayanmazdı. Hatıra geldikçe, ilk günkü kadar olmasa bile insanı etkileyen kaybetme duygusu inanılmaz can acıtıyor.

Yaşamın bir parçasıdır deriz: Doğmak, büyümek, olgunlaşmak ve sonunda, belki zamanı gelince yavaşça sevenlerimizden ayrılmak olgusu… Tanrı, sıralı ölüm versin deriz hep… Çocuklardan ve gençlerden uzak olsun, deriz… Deriz de ansızın gelince hazırlıksız yakalanmış olmak bize koyar… Ya da alıştıra alıştıra geliyorum dediğinde de razı değilizdir… Hep biraz daha, biraz daha diye sayıklarız…

Oysa kandilde yağ bitmiştir, veda vakti gelmiştir. Yapacak bir şey yoktur artık… Ölümün kimseye yakışmadığını düşünmüşümdür nedense. Ne gence, ne yaşlıya… Yine de biz güzel ölümler olsun diyelim.

Yahya Kemal, Sessiz Gemi şiirinde “ Birçok giden memnun ki yerinden / Çok seneler geçti, çok seneler geçti, dönen yok seferinden…” der. Dönülmez ufuklar böyle bir yer işte… Yine de kayıplarımızın arkasından düşündüklerimiz önemli diyorum ben… Kayıptan duyulan üzüntü, onun değerini ortaya koyar elbette ama bence sağlığında yapılması gerekenler daha önemli… Vah vahlar iş işten geçtikten sonra olmamalı. Değerbilirlik kişi yaşarken gösterilmelidir. Sevginiz, saygınız onu kaybetmeden ortaya konmalı… İş işten geçtikten sonra yazıklanmanın bir anlamı kalmıyor. Hepimiz ŞİMDİnin önemini kavramalıyız. Her ne varsa şimdide saklı… Düşündüğünüz her şeyi şimdi yapın. “ Seni seviyorum”ları şimdi söyleyin… İçinizde ukde kalmasın. Eyvahlarınızın yerini, “İyi ki yaptım, iyi ki söyledim” ler alırsa, o dönülmeyen yolculuklara çıkanları gönül rahatlığıyla uğurlayabiliriz o zaman…

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş isimli şiirinde, “Dante gibi ortasındayız ömrün…” derken bizi uyandırmayı amaçlar. Uyan ve etrafına bak. Gözümüzün yaşına bakmadan giden ömrün değerini bilmeyi öğrensek hiç fena olmaz…

Bana bu yazıyı yazma düşüncesini veren, Sayın Ali Özmen Safa’nın annesinin kaybı oldu. Merhumeye, Tanrı’dan rahmet diliyorum, kabri ışıklarla dolsun. Geride kalan ailesine ve sevenlerine de başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Ölümler bize nerede durduğumuzu, neler yaptığımızı, dolayısıyla da kendimizi sorgulama fırsatını verir. Yaptıklarımız… Yapamadıklarımız… Önceliklerimiz… En önemlisi de BEN hayatın neresindeyim? deme fırsatını yakalarız…
Sahi siz hayatın neresindesiniz?...
Bu haber 221 defa okunmuştur

:

:

:

: