İşten çıkarılacak insanlar ekmek derdinde. Onlar eyvah yandık akşam eve nasıl ekmek götüreceğiz diyorlar. Ama sayın vekillerimiz bunu tartışır görünürken, yine her zamanki gibi siyasi çıkarlarının peşine düşmüşler. Sen onu yaptın, ben bunu yaptım kavgasındalar.
Neymiş? Filler tepişirken çimenler ezilirmiş!
Şu istihdam fazlası konusuna bir bakalım;
Fazla istihdam yapmanın temel nedeni iktidar derdine düşmek, oy almak ve benzeri nedenlerle iktidarların kendi çıkarları için devlet işlerine gereksiz personel yerleştirmesidir. Ülke ya da halk çıkarları gözetilen bir uygulama değildir.
Dünyanın başka yerlerinde de olduğu gibi, bu ülkede de bir şekilde fazla istihdam yapılmış, herkes her dönem bir şeyler yapmış, olmuş bitmiş. Yeter ki bundan sonra yapılmasın. İnsanlar işe hiç alınmamış olsa problem sadece bir işsizlik problemi olacak. Bu da önemli ama işe alınmış bir insanın işten çıkarılması çok daha zor bir durum. Kimse soruyor mu o kişilere, bu maaşınla ilgili ne tür gelecek planları ya da uygulamaları yaptın diye? Hayır. kimse sormuyor.
Bu kararı üreten hükümete, muhalefet nasıl tepki veriyor. Verilen tepkilerde hep kendi politik çıkarları var. Bu insanların işten çıkarılmaması için somut bir öneri getiren yok. Belli ki hükümet bütçeyi kurtarmak için bu yolu bulmuş. Ne kadar çözüm olacaksa? Peki, muhalefet ne diyor. Sadece yanlış diyor. Karşılığında doğru olduğuna inandığı başka bir çözüm önerisi var mı? Var mı duyamadım?
Peki, halkımız ne diyor. Hani birçok konuda hakkını eylemlerde arayan halkımız. Göreceğiz ne dediklerini. Mağdurlar için söylemiyorum bunu. Asıl mağdur olmayanlar ne diyor? Onu göreceğiz.
Bu işten çıkarma uygulaması KKTC’nin temel finansman ve bütçe problemleri için ana çözüm olmaktan çok uzaktadır. Mutlaka bunun hesapları yapılıp bu kararlar alınmıştır ama ne olursa olsun bu uygulama kalıcı tedavi edicilikten uzak, ancak geçici ağrı kesicilik özelliği taşıyan bir uygulama olacaktır.
Asıl önemli olan uzun vade de tedavi edici olacak uygulamaları hayata geçirip, şu mütevazı ekonomimiz de ve bütçemizde dengeyi yakalamaktır. Ancak bunun için bir defa herkesin düşüncelerini değiştirmesi gereklidir. Bencillikten kurtulup sadece kendini düşünen değil, top yekûn ülkeyi düşünen bir mantaliteye geçilmelidir. Bunu sadece hükümetler, siyasiler için söylemiyorum. Bu değişimi ilk önce halkımız kendi içinde yapmalıdır. Kendine, kendinden olana, kendi insanına sahip çıkmalıdır.
İsterse bu halk bunları çok kolay yapabilecek güçtedir. Hatta bu değişime, uygulanacak işten çıkarmalarda başlayabilir isterse. Sadece bu ay herkes maaşından sadece % 10 kesintiyi kabul etsin. Bunu da hükümete demokratik yollarla duyursun ve karşılığında da işten çıkarmalar kaldırılsın desin. Hükümette oturup bir hesap yapsın. İşten çıkarılamayanların maaşından yapılacak sadece % 10’luk bir tasarruf, işsiz kalacakların daha kaç ay evlerine ekmek götürmelerine yetiyor. Bu hesabı ben de merak ediyorum.
Ama bilemiyorum tabii ki sadece 1 aylık bu % 10 kesinti için tuzu kuru olanlar ne derler? Tok açın halinden anlamaz mıymış? Yoksa anlar mıymış?
Bu benim bir başka bakış açısı getirmek için ortaya attığım önerim. Bunun çok çeşitli şekilleri geliştirilebilir. Ancak burada önemli olan birbirimize ne kadar sahip çıktığımızdır. Birlikte yaşamayı ve paylaşmayı ne kadar becerebildiğimizdir.
Eğer biz şu ülkede kendi kendimize bütçemizdeki parayı paylaşırken anlaşamıyorsak, meclisimiz en şiddetli günlerini yaşıyorsa, herkes bencilce düşünüyor kendi çıkarına bakıyorsa, vay bu memleketin haline. Vay bu milletin haline.
Neden mi?
Biz bugün kendi kendimize anlaşabilmeyi, paylaşabilmeyi öğrenememişken, nasıl olacakta el âlemle bir devlet olup, o devletin bütçesini paylaşmayı ve anlaşmayı başarabileceğiz? Merak ediyorum?