Künye’nin konuğu Mehmet Çakıcı’ydı

Sayın Mehmet Çakıcı her zaman için farklılığını ortaya koyarak bu haftaki Künye’nin zevkli ve akıcı bir program olmasını sağladı. Ülkenin içerisinde bulunduğu sorunları anlatır ve tartışırken, zaman içerisinde mizah yaparak anlatmak herhalde izleyicilerin sıkılmasını önler.
Sayın Mehmet Çakıcı her zaman için farklılığını ortaya koyarak bu haftaki Künye’nin zevkli ve akıcı bir program olmasını sağladı. Ülkenin içerisinde bulunduğu sorunları anlatır ve tartışırken, zaman içerisinde mizah yaparak anlatmak herhalde izleyicilerin sıkılmasını önler. Biz Sn Çakıcı ile karşılıklı bunu denemeye çalıştık. Gerçekten mizahı sorunlara katmazsanız sıkıntıdan rahatsız olursunuz. Çünkü gerçekten zor günlerden geçiyor KKTC ve halkı.

Sn Çakıcı, Cumhurbaşkanı Sn Talat’ın TDP’yi ziyaret edip Nisan ayında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması halinde partilerinin desteğini istediğini belirtti. Ancak Sn Talat görüşmeler sürecinde yavaş hareket ediyor diye TDP tarafından eleştiriliyor. Kıbrıs sorununu çözmek için biraz daha istekli olunması gerektiğini savunuyor Sn Çakıcı. CTP–ÖRP hükümet dönemini de eleştiriyor. 5000 tane gereksiz istihdam yapıldı, ekonomi zora sokuldu diyor. Partinin eğilimi Sn Talat’ın desteklenmesi doğrultusunda, ancak diğer çözüm yanlısı partilerle de görüşmeler gerçekleştirilecek ve o zaman karar verilecek.

Mehmet Çakıcı’nın program dahilinde söylediklerini şöyle özetlemek mümkün:
“AB yolunda ilerleyen trende gidiyoruz ondan dolayı anlaşmaya ihtiyacımız var. Anlaşma AB yolunda ilerleyen Türkiye’nin de önünü açar. Kalıcı bir anlaşmadan yanayız. Her ne kadar sorun olsa bile AB’ye üyelikten başka bir çıkar yolumuz olamaz. AB dışındaki ülkelerle örneğin Arap ülkeleri ile işbirliği yapabiliriz. Ancak AB vizyonumuzu ve Ada’da ki çözüm istencimizin devam etmesi şarttır. Orams davası konusunda hatalar yapıldığını ben de kabul ediyorum. Rum mahkemesi kararından farklı bir karar beklemek saflık olurdu. Ancak bir kez daha anlaşmanın önemi ortaya çıkıyor. Biz eski BDH olarak 5 yıl önce Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik Kıbrıslı Türkler lehine davalar açılması gerektiğini savunduk. Bu savunma gidip de Kıbrıs Cumhuriyeti’ne katılmak için değil, bilakis üzerimize gelen Rum siyasileri daha çok rahatsız etmek için strateji olurdu. Ancak bizi de başta Sn Talat olmak üzere dinleyen olmadı.

Sn Eroğlu Cumhurbaşkanı olursa doğrusu neyi görüşeceğini merak ediyorum. Sn Eroğlu egemen KKTC’den bahsediyor. Ancak masada yok böyle bir argüman. Egemenliği tek devlete teslim etmiş, iki kurucu devlet temelinde görüşmeler sürdürülüyor. Bu siyaset değişecek mi? Türkiye’nin de siyaseti federasyon temelindedir. Yıllarca Denktaş da federasyon görüştü.
Eğer Rum liderliği yineden isteksiz olur ve halkları da yine referandumda hayır derse, o zaman yol ayrımına gelebiliriz ve bu ayrılık kalıcı olur. Ancak masadan kaçma lüksümüz yoktur. TC’nin bazı zamanlarda iç meselelere öneri getirmesi bizim yöneticilerimizin beceriksizliğinden kaynaklanır. Atatürk o zamandan itibaren batı medeniyetini işaret etmişti. TC hükümeti de ayni vizyonu takip ediyor. Bizim de başka vizyonumuz olamaz”

Bu haber 260 defa okunmuştur

:

:

:

: