Komşuluk ilişkileri (1)

Çocukluğumdan beri “komşu” sözcüğü benim için hep güzel anlamlar taşımıştır. Ailenizin dostça yaklaştığı, iyi ilişkiler içinde bulunduğu; sevgi, saygı ve paylaşmanın öğrenildiği çevrenizdeki aileler demekti, komşular...
Çocukluğumdan beri “komşu” sözcüğü benim için hep güzel anlamlar taşımıştır. Ailenizin dostça yaklaştığı, iyi ilişkiler içinde bulunduğu; sevgi, saygı ve paylaşmanın öğrenildiği çevrenizdeki aileler demekti, komşular...

Anılarımda, adını bilmediğim hatta hiç söylemediğim bir komşu annemiz vardı mesela... Ne zaman başımız sıkışsa, evimiz gibi rahatça gittiğimiz bir yerdi. Sarı saçlı iki tane kızı vardı. Galiba birinin adı Fatoş’tu. Komşu annenin kocası dondurmacı Salih Amcaydı. Her zaman güleç yüzlüydü. Bizim gibi Balkan göçmeniymişler derdi dedem. Kışın boza yapıp satardı, yazınsa dondurma... Limonlu, kaymaklı, vişneli... Çocuksanız ya oyuncakçıları hatırlarsınız, ya da şekerciyle dondurmacıyı...

Aslında evimiz kasabanın tam merkezinde Bayram Yeri denen meydana açılan sokağın başındaydı. Aynı meydana açılan beş sokak daha vardı. Okulun zili çalınca , evimizden kolayca duyulurdu. Her meslekten komşumuz vardı. Eğitimimde galiba hepsinin az ya da çok etkisi olmuştur. Gözlemlemeyi çok seven bir çocuk olarak belleğimde geniş yer tutmuşlar bu yüzden...

Mesela Köfteci Ali Amca vardı. Kızı Nazlı ile birbirimizden hiç ayrılmazdık. Darıldığımız da olurdu hani, sudan sebeplerle... Nazlı’nın annesi Hanife Abla uzun kış gecelerinde bize “ arkası yarın” gibi bitmeyen masallar anlatırdı. Padişahlı, prensesli, büyücü kadınlı... Fırıncı Abdullah’ın üstündeki katta oturdukları için evleri hep sıcacık olurdu. Ben hep masalın yarısında uyumuş olurdum ... Galiba rüyalarımda gerisi devam ederdi. Ali Amcanın köfteleri ve Hanife Ablanın yaprak dolmaları enfesti... Güzel insanlardı. Bizi bir konuda uyardıklarında annemizi dinlediğimiz gibi saygıyla dinlerdik, itirazımız olmazdı.

Bakkal Halit Amca vardı, balıklı şekerlerimi aldığım... Ayrıca büyükannemin siparişleri olan pirinç, şeker ve yoğurt da ondan alınırdı. Halit Amca deftere yazardı aldıklarımızı. Dedem her zaman vaktinde öderdi ki defterde uzayıp giden rakamlar görmezdim. Dedemle pek iyi arkadaştılar. İş dönüşü Halit Amcanın dükkanı önünde sandalyelere oturup keyifle sohbet ederlerdi. Ne günlerdi o günler...

Karşı sırada oturan Necmiye Teyze vardı. Kocaman bağları vardı. Çocuk gözümle ucu bucağı görünmeyen bir bağ... Sonbaharda sepetler dolusu elma getirirler, biz çocukları çağırarak bütün mahalleye elma dağıttırırlardı. O akşam herkesin evinde fırında pişmiş elmalar yenirdi. Bütün mahalleyi tatlı bir elma kokusu sarardı... Daha kimler kimler vardı... Anlatsam sayfalar tutar... Dürüst insanlardı. Kimsenin malında, kızında, karısında gözü olmayan ahlaklı insanlardı. Dürüsttüler, yalanları yoktu, paylaşmayı severlerdi. Komşunun çocuğunu kendi çocukları gibi görüp koruyup kollarlardı.

Hasta, yaşlı, fakir birine tüm komşular yardım ederdi. Asla övünülmezdi... İyilik söylenmeden, başkasına fark ettirmeden yapılmalı derlerdi. Biz çocuklar, kapı önünde öte beri yemezdik, olmayanların canı çekmesin diye. Kötü sözler de bilmezdik, kavga da etmezdik. Ara sıra küsüşürdük yok yere hepsi bu... Büyüklerimizin uyarılarına her zaman dikkat ederdik.

Size ne tatlı şeyler hatırlattım kimbilir?... Bugünkü komşulukları da gelecek yazımda ele almak isterim. Sevgiyle kalın...
Bu haber 250 defa okunmuştur

:

:

:

: