Trafiğe dair

Yeryüzünde trafik ve trafik kazaları ile ilgili olarak canı yanmayan bir ülke, bir toplum sanırım yoktur.
Yeryüzünde trafik ve trafik kazaları ile ilgili olarak canı yanmayan bir ülke, bir toplum sanırım yoktur. Günlük hayat akışı içerisinde, nasıl ki yollara düşmemiz, bir yerden başka bir yere gitmemiz normal bir olaysa, trafik kazalarının olması da gayet normaldir. Bu noktada sorgulanması gereken, trafik kazalarının meydana gelmesindeki nedenlerin neler olduğu ve bu nedenlerin neden önlenemediği. Her türlü uyarı ve önleme rağmen, bir şeyler düzelme adına değişmiyorsa o noktada bir sorun var demektir. Öncelikle şunu kabul edelim, ehliyet sahibi olunması noktasında tam anlamıyla, iyi çalışan bir sistemimiz yok. Bildiğim kadarıyla ehliyet almak için reşit olmak, vücut bütünlüğü bakımından araç kullanmaya bir engelin bulunmaması, belli bir ücret ödemek ve çok da zor olamayan sözlü ve pratik sınavda başarılı olmak yeterli.
Tabi ki her üzücü trafik kazası sonrasında bu konular tartışılıyor. Ama maalesef bir yeni kazaya, bir yeni acıya kadar değişen bir şey olmuyor. Trafik konusu, mutlaka ilkokuldan başlayarak ders mevzuattaki yerini almalıdır. Ehliyet sınavına girecek olan şoför adayları ezberci bir sınav sistemi yerine öncelikle aracı tanımalı, oluşabilecek beklenmedik durumlarda yapılacak müdahaleleri iyi bilmeli. Trafikte geçerli olan kuralları daha sonra öğrenmeli. Sürüş kursu ve eğitimi veren şoför okullarını da bu noktada önemli görevler düşüyor. Eğitilen kişi sonuçta bir insandır ve tam anlamıyla hazır olmadan kesinlikle sınava sokulmamalıdır. Sınav harçlarının çok yüksek olduğu da bir gerçektir. Yani bir insanın sürüş ehliyeti almak için harcadığı para, bir başarısızlık durumunda önemli bir külfettir. Ücret belirleyici kurum, bu noktayı da düşünerek makul bir ücret belirlemelidir. Başarısız olan k işi başarılı oluncaya kadar, sınav harcına şartlanmamalıdır.
Ülke olarak çok kötü bir hafta sonu yaşadık. Trafik kazalarında hayatını kaybeden insanlarımızın acısı içimizi parçaladı. Daha önce yaşadığımız acılar nasıl ki unutulmadı bu acılarda ve kaybedilen canlarda unutulmayacaktır. Ama ortada duran bir gerçekte vardır ki bu insanlar boşu boşuna hayatlarını kaybetmiştir. Tıpkı daha öncekiler gibi. Bir anlık dikkatsizlik, bir anlık dalgınlık geri dönüşü olmayan olayların yaşanmasına sebep oldu. Dün, trafikte seyir halinde iken geçip giden araçlara bakarak insanların ve araçların nasıl olup da bir anda canavara dönüştüklerini düşündüm. Tam bu sırada bir gürültü ile irkildim. Yanımdan geçen iki spor araba, onların içinde iki genç insan ve anlamsızca yarışmaları... Hala daha bir şeylerden ders almıyoruz. Umarım gitmek istedikleri yere sağ salim gidebilmişlerdir. Her şey bizden, insanlardan bitiyor. Öncelikle aileler ve tabii ki eğitim kurumları. Bana göre trafik kazalarını en aza indirmenin bir başka yolu da yollardaki araç sayısını azaltmaktır. Bunun başarıla bilmesi için toplu taşımacılığın daha organize bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi insanlar istediği her yere, toplu taşıma araçları ile gidebilmelidir. Bir yerden başka bir yere gitmek için ihtiyaç olan araçlar, günümüzde daha çok lükse kaymıştır. Bu tür yazıları daha çok yazacağımızdan sizlerinde daha çok okuyacağınızdan şüphem yok. Keşke yanılsam. Artık bir şeyler yapma zamanıdır. Hatta geç bile kalınmıştır. Daha fazla üzülmeden, daha fazla insanımızı bir hiç uğruna hayatlarının en verimli dönemlerinde kaybetmeden herkes görev başına...
Bu haber 539 defa okunmuştur

:

:

:

: