Kuraklığın ardından, bereket felaket oldu

Geçtiğimiz yılları hatırlamak gerekiyor; Kıbrıs kuraklıkla kavruluyor ormanlarımız yağmursuzluktan kurumaya yüz tutmuştu.
Geçtiğimiz yılları hatırlamak gerekiyor; Kıbrıs kuraklıkla kavruluyor ormanlarımız yağmursuzluktan kurumaya yüz tutmuştu. Hayvancılık yok olmakla karşı karşıya iken TC’den kaba yem geldi ve o yıl atlatıldı, ancak ülkede hayvan miktarı azaldı ve tüketici ihtiyacını karşılamada yetersiz kalıyor. En önemlisi kuraklık nedeni ile ülkede özellikle bitkisel hastalıklar arttı ve fazla ilaç kullanımından insan sağlığı da etkilenmeye başladı beklide artan kanser vakalarının da bir nedeni bu olsa gerek.
Kuraklıklarla sıralanacak pek çok şey var ancak bu son günlerin en önemli toplumsal vaka olan sel baskınları. Yağmurla gelen bereketi yılların imar ihmalleri ile felakete dönüştürmeye becerdik aferin bize, yağmur çoktu Allah bizi korusun bunlar bana göre boş laflar yağan yağmur eğer 185 kg metre kare ise korkutacak fazlalık değil kimse kimseyi aldatmasın geçmiş yılların kayıtlarına bakılırsa çok fazla olmadığı görülür. Aralık 2009’da Akıncılar köyünde bu miktar hatta fazlası da yağmıştı ancak suyun geçeceği dere yatakları açık olduğu için bir sorun olmadı, hatta keşke o yağan yağmurun bir kısmını tutabilsek.
Kaç gündür TV kanallarını izliyoruz içimiz kan ağlıyor mağdur olan tüm insanlarımıza geçmiş olsun diyor gönül dolusu sevgi ile Allah korusun diyorum.
Güzelyurt felaketinde ayni şeyleri sn. Kenan Atakol ve sn. Hakkı Atun, sunduğum Künye programında konuştuk, yanlış imarları dere yataklarının üzerindeki inşaatları ve daralan dere yataklarını. O akşam dediğimi çok iyi hatırlıyorum Güzelyurt bölgesine yağan yağmur Lefkoşa bölgesine yağarsa sanayi bölgesi başta olmak üzere göçmen köy ve mağdur olan bölgeler ciddi sorun yaşayacak, bunu bilmek için Mesih olmaya gerek yok asırlık haritalar üzerinde yer alan dere yatakları yok olursa olacağı bu olur.
Gönyeli gölet’inin 1990’lı yıllarında da taştığını hatırlıyorum ancak bu denli de zarar olmamıştı demek ki 20 yılda birçok dere daha daralttık ki sular sığmadı da taştı.
Girne Belediye Başkanı sn. Sümer Aygın’ın Ada TV’de söylediğine anlam veremedim derelerin mülkiyeti belediyeye ait değilmiş ben soruyorum dere yatağı üzerine inşa edilmiş o su baskınına uğrayan otelden belediye vergilerini almadı mı niye inşaatı engelleme yoluna gitmedi! Bir birimizi suçlamayı bırakalım sorun toplumsal boyuta vardı gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin payı var dolayısı ile de toplum olarak sorgulama yapmadığımız için birlikte suçluyuz hatamızı kabul edip kalıcı ve radikal çözüm üretmez isek bir arpa boyu ilerlemeyiz. Hükümeti suçlama ile de bir yere varamayız sanki başka hükümet olsaydı bu felaket farklımı olacaktı. Felaket üzerine siyaset olmaz yapanlara da acıyorum, son sözüm şu olsun önlemek ödemekten ucuzdur.
Bu haber 190 defa okunmuştur

:

:

:

: