Babam gibi

Babam her zaman takdir ettiğim örnek aldığım yegane insandır yaşamım boyunca.

Babam her zaman takdir ettiğim örnek aldığım yegane insandır yaşamım boyunca.
Her insanın yanlışları olduğu gibi zaman zaman onunda bize göre hatalı davranışları olabilir. Ama hayati önem taşıyan konularda her zaman ölçer tartar günlerce düşünür ve sonra işleme başlar.Günübirlik iş yaptığına tanık olmadım.Günü kurtarmak , idare etmek için geçici bir çivi bile çaktıramazsınız ona.Sağlamcıdır,yapacağı işin ona getirilerini ve götürülerini araştırır,tedbiri elden bırakmaz.Bilirkişilere danışır,sonra eyleme girişir.
Bütün bu baba için övgü dolu sözcükleri neden sıraladım dersiniz. Babalar günü değil, babamın doğum günü de değil. Yaşanan sel felaketinin ardından anlıyoruz ki, bunun bir afet olduğunu söyleyenler aslında babam gibi davranmadıkları için bütün bu maddi ve manevi kayıpları yaşamamıza sebep oldular.
Evet yıllarca kuraklık var deyip, yağmurun yağmamasını avantaj sayarak lehlerine kullanan birtakım açıkgözler, bugün kendi kazdıkları çukurlara düştüler ve günahsız insanların da mağdur olmalarına sebep oldular.
Zaman zaman dualar ederek çağırdığımız yağmur, bereket olmaktan çıktı ve felakete dönüştü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde. Dünyada günlerce hatta haftalarca yağan yağmurlar olduğunu duyuyoruz.
Dünyayı bırakın hemen yanıbaşımızda yaşayanlara bakın, paylaşamadığımız küçücük adamızın güney yarısında heryer sütliman, hayat devam ediyor. Şimdi şükrediyorum, iyiki yağmur üç gün aralıksız yağmadı! Sadece 24 saat yağan yağmura teslim olduk. İnanılmaz, affedilemez hatalar ve ihmaller bizlere bu faciayı bile bile yaşattı. Demek ki bize top, tüfek, tank yerine yağmur yağdırsın mevlam üç gün, ne Kıbrıs sorunu kalır ne de izolasyon! Düşünün devletimizin, başkentimizin hastanesi, yağmura teslim oldu! Sular akmıyor, elektrikler kesik, hastanenin bazı bölümleri tamamen devre dışı! Savaş zamanlarında ,,olağanüstü hal ilan edildiğinde hastaneler sığınılacak yer olarak ayakta dimdik durur. Yazımı yazmaya çalıştığım şu anda Sağlık Bakanımızın açıklamasına kulak veriyorum “hastahanemizin zemin katındaki sular boşaltılmaya devam ediyor, ayaktan tanı merkezi boşaltıldı, bu akşam saatlerinde hastahanemize elektrik bağlantısı gerçekleştirilecek,tarih1 Mart 2010” Yağmur felaketinin üstünden 4 gün geçmiş olmasına karşın halen daha hastahane jeneratör ve mumla aydınlatılıyor! Sel felaketinin yaşandığı gece hastahanede bazı can kayıpları olmuş, inşallah selden dolayı yaşanılan mağduriyete bağlı değildir yaşanılanlar! Allah aşkına hangi yüzyılda yaşıyoruz! Bunca yıl gelip geçen yetkililer, koltuklarda oturan seçtiklerimiz, atananlar, bakanlar, milletvekilleri müdürler memurlar kısaca herkes ne yaptılar!
Şimdi bunları yazıyorum, biliyorum çok insanın da hoşuna gitmeyecek! Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar, olsun ben de onuncu köye giderim, doğruyu söylemeye de devam ederim!
Dünyadan soyutlanmış bir şekilde dev aynasına bakarak yaşarmış gibi yaptığımız gün gibi ortaya çıktı.
Dünyalı olmak için çaba sarfedermiş gibi yapıyormuşuz ama biz daha taş devrinden bile çıkamamışız!
Şimdi herkes elini başının arasına alsın ve düşünsün, biz nerede yanlış yaptık! Aslında şöyle de düşünebiliriz nerede doğru bir iş yaptık! Doğa affetmiyor, doğa kendi yatağına kendi yoluna yıllar sonra bile sahip çıkabiliyor. Unutmayın meşhur atasözü vardır “akacak suyun önünde hiçbirşey duramaz”
Bu haber 424 defa okunmuştur

:

:

:

: