Zihinlerde oluşan hasar

Geçen hafta sonu adına sel felaketi dediğimiz olay neredeyse tüm yurtta hayatı durma noktasına getirdi.

Geçen hafta sonu adına sel felaketi dediğimiz olay neredeyse tüm yurtta hayatı durma noktasına getirdi. Henüz Güzelyurt ve Bostancı halkı maddi ve psikolojik yaralarını sarmamışken üstelik. Bu felaketin doğal mı yapay mı olduğu tartışılıyor bu günlerde. Tıpkı bir ay önce Güzelyurt-Bostancı için tartışıldığı gibi. Belediye başkanları, politikacılar çıkıp kimin suçlu olduğuna dair hükümler veriyorlar. “Asarım, keserim, yıkarım, istifa ederim” bağırtıları kulaklarımıza çalınıyor. Popülist bir çığırtkanlık aldı başını gidiyor. İnsanların acıları politik çıkarlara alet ediliyor, seçim malzemesi yapılıyor.

Genel hava ise hiçbirşeyin değişmeyeceği yönünde. Bu ümitsizlik haline Sosyal Psikologlar “Öğrenilmiş Çaresizlik” diyorlar. Yani hayatınızda olumsuz giden bir olaya karşı tepki vermenize rağmen halen o olay devam ediyorsa ve olayın gerçekleştiği ortamdan kaçamıyorsanız boyun eğip çaresiz olmayı öğreniyorsunuz. Seçilenlere, sisteme, yargıya ve bence en önemlisi Kıbrıs Türk halkının kendisine karşı olan güvensizliği büyük bir rol oynuyor öğrenilmiş çaresizlikte.

Şimdi selin getirdiği yıkım giderilecek. Çamurlar, atıklar, birikintiler temizlenip her şeyin eskiden olduğu gibi görünmesine çalışılacak. Peki insanların zihinlerinde oluşan hasar giderilebilecek mi? Son selden yaklaşık üç gün önce üyesi olduğum “Bağımsız Psikologlar İnisiyatifi” olarak bir toplantı gerçekleştirmiş ve Güzelyurt-Bostancı halkına dağıtılmak üzere bir broşür hazırlamıştık. Dün ise aynı broşürü selin etkilediği tüm bölgelere dağıtma kararı aldık. Broşürün içerdiği bazı bilgileri bu köşe aracılığıyla okurlarımızla da paylaşmayı istiyorum.

Öncelikle adına ister doğal afet ister yapay afet deyin, mağdur insanlara suçlu olmadıklarının mesajı verilmesi gerekiyor. Suçlu dere yatağına imar izni veren kurum ya da kişidir, oraya ev inşa eden müteahittir ama evinden başka gidecek yeri olmayan ve sırf bu yüzden sıkıntı çeken kişiye bir de suçlu muamelesi yapmak psikolojik hasarın giderilmesini zorlaştırır. Fiziksel sıkıntıların giderildiği oranda duygusal sıkıntıların ön plana çıkabileceği unutulmamalıdır. Önümüzdeki süreçte sel mağduru kişiler kendilerini üzgün, isteksiz-halsiz, umutsuz-çaresiz, güvensiz, kaygılı-korkulu, öfkeli ve hatta isyankar hissedebilirler. Uyku sorunları, hatırlamada ve dikkati toplamada zorluklar, daha önce zevk veren durumlardan zevk almama, olumsuz hava koşullarında bulunulan ortamı kontrol etme, uyumayıp ayakta kalma ihtiyacı da sıklıkla yaşanabilir. Kısa bir süre (örneğin bir ay) bu duygu, düşünce ve davranışları yaşamak doğaldır.

Yukarda saydığım duygusal sıkıntılar hiç azalmıyor, artarak devam ediyor ve günlük işleri yapmayı zorlaştırıyorsa olayla ilgili duyguları ve yaşananları çevreyle paylaşmak, yalnız olunmadığını hissetmek, uyku ve beslenme düzenini aksatmamak, bireysel hobilere zaman ayırmak ve değer verilen insanlarla beraber zaman geçirmek ilk aşamada uygulanabilecek stresle başa çıkma yöntemleri olabilir. Eğer hala daha sıkıntılar devam ediyorsa uzman bir psikoloğa danışmak yerinde olacaktır.
Felaketler yıkıcı da olsa kişiler arasındaki ilişkileri, dayanışmayı güçlendirme fırsatı verir. Aynı zamanda bizi daha dayanıklı kılabilir. Ünlü felsefeci Nietzche’nin dediği gibi: “Bizi yıkamayan, bizi güçlendirir.” Önemli olan kendimize ve potansiyelimize güvenmemizdir.
Bu haber 152 defa okunmuştur

:

:

:

: