Yunanistan’a çağrı

Yunanistan, Kıbrıs’la en ilgili üç ülkeden biridir. Kıbrıslı Rumların anavatanı olan Yunanistan,1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin, kuruluş anlaşmalarına garantör ülke olarak da imza koymuştur.
Yunanistan, Kıbrıs’la en ilgili üç ülkeden biridir. Kıbrıslı Rumların anavatanı olan Yunanistan,1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin, kuruluş anlaşmalarına garantör ülke olarak da imza koymuştur. Türkiye’nin Kıbrıs adasının kuzeyindeki etkinliği kadar olmasa da Yunanistan’ında Kıbrıs’ın güneyinde etkinliği vardır. Güney Kıbrıs’ın dünya arenasında ayrı bir devlet olarak tanınması ve AB üyesi olması, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’la olan ilişkilerini iki ayrı devlet temeline dayandırıyor. Bu tabi ki işin görünen yüzü. İşin görünmeyen yüzünde ise Yunanistan’ın Kıbrıs’la olup biten her şeyden en az Türkiye kadar haberdar olmasıdır.
Aslında Yunanistan ile Türkiye’nin bazı ortak yönleri var. En başta tabi ki Kıbrıs, tabi ki Trakya ve orda yaşayan Türkler, her iki ülkede yaşanan askeri darbeler. Yunanistan askeri cunta yönetimini devirdikten sonra, demokratikleşme ve demokrasi anlayışını benimseme yolunda atılan adımları hızlandırmak için AB üyesi olma arzusunda idi. Nitekim 1975 yılında müzakere süreci başladı. Beş yıl süren, müzakereler sonunda 1 Ocak 1981 yılında, Yunanistan AB üyesi olarak zenginler kulübüne girdi. Yunanistan’ın AB üyeliği daha çok askeri yönetimden yeni çıkmış henüz demokrasi sisteminin başında olan bir ülkeye diğer AB üyesi ülkelerin duygusal bakış açıları sonucunda hızla gelişmiştir. Bana göre Yunanistan’dan daha uzun yıllar, AB üyeliği için müzakere eden, bekleyen, Türkiye’nin henüz AB üyeliğine kabul edilmemesindeki temel eksiklik Türkiye’nin diğer AB ülkeleri ile duygusal bağının olmamasıdır. Temel eksiklik budur. Bunun böyle olduğunu herkes biliyor fakat hala daha Kıbrıs sorununu, Türkiye güney Kıbrıs ilişkilerini, limanları, Türkiye’nin açılımlarını Türkiye AB ilişkilerinde temel etken olarak görülüyor. Yunanistan AB’ye giren en fakir ülkedir. Türkiye’nin AB üyeliğini sorgulamak gibi bir niyetim yoktur. Zaten gerek Türkiye hükümeti gerekse Türk medyası bunu daha gerçekçi verilerle yapmakta ve değerlendirmektedir. Ama AB üyesi Yunanistan’ın bu gün içinde bulunduğu duruma, baktığımız zaman da ister istemez bazı düşünceler aklımıza takılıyor. AB’ye üye ülkelerin uymakla yükümlü oldukları bazı kriterleri vardır. Zaman zaman bu kriterlere uyma anlamında üye ülkeler esneklik gösteriyor. Kriterlere uymayan ülkelerin başında da Yunanistan geliyor. Hatta Yunanistan’ın özellikle ekonomik kriz dönemlerinde birliğe yanıltıcı bilgiler gönderdiği de açıklanan bir gerçek. Bu noktada Yunanistan’ın son dönemlerde yaşadığı ekonomik krizin etkilerinin, boyutu hiçte küçümsenemez. Hükümetin önlem alma adına vergileri artırması, Başbakan, Bakanlar ve Milletvekillerinin maaşlarının dondurulmasına kadar birçok yola başvurması Yunanistan’ın durumunu gerçek anlamda ortaya koyuyor.
Yunanistan’ın içinde bulunduğu vahim duruma sebep olarak, aşırı silahlanma ve bu uğurda yaptığı harcamalara da gösteriliyor. 27 Şubat 2010 cumartesi günü İstanbul Kültür Üniversitesinin araştırma merkezi tarafından organize edilen çok önemli tarihi bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan ve Kıbrıs’ın her iki tarafından gazeteciler bir araya geldi. Bildiğim kadarı ile böyle bir olay ilk defa gerçekleşiyor. Bu gerçekten önemli bir olaydır. Sayın Erdoğan Kıbrıs Rum halkına direkt ulaşmış, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının çözüm sürecine ilişkin görüşlerini aktarmıştır. Rum toplumunun çözüm sürecindeki endişelerini bertaraf etmek isteyen Başbakan Erdoğan’ın bunu yapmak için basın yolunu denemesi son derece akıllıcadır. Toplantının en çarpıcı söylemleri, adadan Türk askerinin çekilme süreci ile Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerde Cumhurbaşkanlığı makamına Sayın Eroğlu’nun seçilmesi durumunda müzakerelerin devam edeceği, aksi bir duruma garantör ülke olarak Türkiye’nin izin vermeyeceği oldu. Sayın Erdoğan, AB gelişimini ve şu an içinde bulunduğu durumu anlattığım, Yunanistan’a da çağrı yaparak ekonomik krizden kurtulmak için en başta silahlanmayı bırakması, Kıbrıs’la ilgili dörtlü zirve önerisinde, olumlu adımlar atmasını istedi. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik, somut adımlarını göremediğimiz Yunanistan’ın bu çağrıya kulak vermesi ve üzerine düşeni yapması en büyük dileğimizdir
Bu haber 463 defa okunmuştur

:

:

:

: