Türkiye’de yaşanan krizler ve Türk Lirası etkileşimleri KKTC’tini gerek direk gerekse dolaylı yollardan her zaman için etkilemektedir. Ekonomimizin zayıflığı nedeniyle Türkiye nezle olsa, bizde en hafifinden ağır grip geçirmekteyiz. KKTC’nin ciddi bir ekonomik gücü ve tanınmışlığı olmadığına göre bu konuda Türkiye için bir şeyler söylememiz mümkündür. Bu günkü modern dünyadaki işleyen ekonomik sisteminin olumsuzluklarından tüm gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye’de nasibini almaktadır. Türkiye ve Türkiye gibi ülkeler daralmış olan dünya ekonomisinde spekülatif işlemler sebebiyle eskiye göre daha fazla ekonomik kaoslar ile baş başa kalabilecektir. Öyle olmasaydı her yıl açıklanan enflasyon farkı kadar ilave bir bedel ödeyerek geçen yıl yurt dışından alabildiğimiz herhangi bir şeyi bu yılda alabilmeniz gerekmez miydi? Şöyle bir düşününüz, mademki enflasyon yok neden halkın alım gücü artmıyor hatta kredi kartı rakamlarına bakarsak azalıyor bile demek mümkün, öte yandan devletin yurt içi ve yurt dışı ödemeler dengesinde bir sorun görünmüyor. Bunun izahı şudur; enflasyon’un olmaması bireylere yaramıyor, sadece devlete yarıyor, devletin likidesi yerinde duruyor veya az zarar görüyor (ki; zaman zaman devletin likidesi’de enflasyon oranından daha fazla zarar görüyor) halkın alım gücü ise git gide azalıyor. Halbuki biraz enflasyon olsa devlet çok rahat olmayacak ama halkın satın alma gücü daha fazla olacak, enflasyon sebebiyle maaşlar daha fazla artış alacak öte yandan Türk parasının değeri yabancı paralar karşısında değer kaybedeceğinden devlet belli oranda güçsüzleşecek. Buna mukabil yatırımlar daha hızlanacak özel sektör daha hızlı gelişecektir. Kısacası ülke gelişmesini tamamlayana kadar kontrollü enflasyon yararlıdır demek mümkündür. Bu durum aslında devletler için yumurtamı tavuktan tavuk mu yumurtadan tercihine kalmaktadır.Türkiye’deki borsayı bir düşünelim, Borsamızdaki büyük alıcılar kimler?Yabancılar ,yabancılar olduğuna göre bizim borsada işlem gören şirketlerimiz üretiyor parsayı da yabancılar toplamıyor mu? Topluyor, üstelik New York, Londra ve hatta Tokyo’da oynanan spekülasyon kokan oyunlar ile gerek bizim borsamız gerekse gelişmekte olan ülkelerin borsaları yıllardır bir türlü istikrar kazanamıyor olduğuna göre artık uykudan uyanmak gerekmez mi? Borsalarda iniş ve çıkışların hangi kriterlere göre olması gerekir? Borsa’da hisse senedi iniş ve çıkışları, hisse senedi olan firmanın üretim gücü ve satışları ile doğru orantılı olması gerekmez mi? Gerekir ama bu hiçbir zaman böyle olmamaktadır, ülke riski palavrasından tutunda alakasız bir ülkede olan filan risk dahi borsaları etkilemekte ve şirketlerin hisse senetleri ile istenildiği gibi oynanmaktadır. Yani bir başka ifade ile bugünkü kurulu dünya düzeninde bizim gibi gelişmekte olan ülkeler ancak figüran olabilmektedir. Daha önce köşeleri tutmuş olan bugünkü gelişmiş ülkeler kurdukları düzeni bu şekilde yürütmektedirler. Bunun tersine inanabilmemiz için satış grafiği yükselen bir şirketin borsada hisse senedinin değer kaybetmemesi ve ülkemizin Likide kayıp oranlarının enflasyon düzeyinde kalması gerekmektedir. Yukarıda açıklamaya çalıştığım durumun adı dünyada spekülasyona dayalı ekonomi yönetimi ve spekülatif enflasyon üretimidir diyebiliriz. Çözümü var mı? Evet, var tüm dünya’da tek bir para birimine geçilmesidir. Tek bir para birimine geçilebilmesi halinde dünya’da para ve kâğıtlar üzerinde oynanan oyunlar bir günde bitecektir. İlk anda size yazdıklarım ters gelebilir ama lütfen iyice bir düşünün bana hak vereceksiniz. Sizlere sağlık ve mutluluk dolu güzel günler diliyorum.