Başbakan Derviş Eroğlu dün akşam döndü. Yarın akşam da Tahsin Ertuğruloğlu Ankara’ya gidiyor. Pazartesi günü de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek. Bu arada bu akşam da Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat cumhurbaşkanlığına yeniden aday olduğunu açıklayacak
Türkiye hükümeti 18 Nisan da yapacağımız cumhurbaşkanlığı seçimlerine karışmayacağını açıklamıştı. Yapılan bu zincirleme ziyaret ve kabuller karışma sayılır mı, sayılmaz mı o ayrı bir konu. Ancak şimdiye kadar seçimlerde aday olacağını açıklayan Sayın Eroğlu ve aday olması şu satırların yazıldığı saatlerde söz konusu olan kişilerden “dış müdahale var” diye bir tepki gelmediğine göre ortada adaylardan birilerini desteklerken ötekilerini mağdur etmeye yönelik bir düş müdahale olduğunu söylemek zor. Şimdilik dış destek alan da memnun alamayan da… Bu durumda bize onlar adına söz söylemek düşmez.
Şimdilerde Kıbrıs siyasi kulislerinde konuşulan başlıca konu, Eroğlu’nun Ankara’da yaptığı temaslarla Tahsin Ertuğruloğlu ve arkadaşlarının Başbakanlık beklentisini karşılayacağına dair güvence verip vermediğidir.
Tahsin Bey Pazartesi Çankaya Köşkü’ne çıkıyor. Sayın Gül ona ne diyecek? Bu sorunun cevabını KKTC’li seçmenler merak ediyor. Ertuğruloğlu cumhurbaşkanlığına aday olmayıp UBP içinde kalacak ve Eroğlu’nu mu destekleyecek, yoksa Salı veya en geç Çarşamba günü cumhurbaşkanlığına adaylığını mı açıklayacak? Bu sorulara aranan cevaplar önümüzdeki birkaç gün içinde bulunacak.
Ancak, buraya gelinceye kadar olan olmuştur. Eroğlu ve Ertuğruloğlu’nun yolları çoktan ayrılmıştır. Kim ne derse desin artık onlar birlikte siyaset yapamayacaklardır. Yakın gelecekte hep birlikte göreceğiz, birinden biri siyaset sahnesinden silinecektir. Aynı partide kalmaları mümkün değildir. Farklı partilerde olsalar bile siyaset sahnesi ikisini de taşıyamayacaktır.
Bu noktada bir öngörüde bulunmama gerekirse şunları ifade edebilirim.
Yapılan Ankara ziyaretleri Eroğlu-Ertuğruloğlu uzlaşmasını sağlamışsa, kazanan Eroğlu’dur. Sayın Ertuğruloğlu’nun siyasi yaşamı sona ermek üzeredir.
Ankara temasları bu ikilinin uzlaşmasını sağlamaya yetmemişse ve Ertuğruloğlu radikal bir kararla cumhurbaşkanlığına aday olursa kaybeden Derviş Bey olacaktır. Şu veya bu oranda bölünmüş bir UBP Sayın Eroğlu’nu Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyamaz. Seçimi ya Sayın Talat ya da Ertuğruloğlu kazanır. Ancak Derviş Bey artık Başbakan olarak da kalamaz. Kısa süre sonra UBP muhalefete düşer ve iktidar yüzü görmek isterse bunun yolunun Ertuğruloğlu’nu genel başkanlığına getirmek olduğunu keşfeder.
Bardak yere düşmüş ve kırılmıştır. Kırık bardağı en hünerli ellerle yeniden yapıştırsanız da artık kesinlikle tam olarak eski haline gelmez. Kırık bardak kırıktır. Ve ne yaparsanız yapın kullanımdan çıkarmak zorundasınız.