Barolar Birliği ve Baro Konseyi Başkanı Hasan Sözmener, uluslararası mahkemelerin Kıbrıs konusunda siyasetin etkisi altında, tek taraflı hareket ettiğini savunarak, lehe gibi görülen kararların arkasında “muhakkak bir bit yeniği” olduğunu iddia etti.
Sözmener, “Kıbrıs Türkleri olarak, Kıbrıs sorununun ve onun bir parçası olan mülkiyet sorununun, ancak taraflar arasında yapılacak müzakereler sonucunda çözülebileceği iddiasındaysak, sürekli bu hususu seslendirmemiz; uluslararası mahkemelerin kararlarının leh veya aleyhe olmasına aldırış etmememiz gerekir” dedi.
‘SİYASETİN ETKİSİ ALTINDALAR’
Sözmener yazılı açıklamasında, “uluslararası” denen mahkemelerin bu güne kadar aslında hiç müdahale etmemeleri, hiç karışmamaları, hiç karar üretmemeleri gereken Kıbrıs konusunda, siyasetin etkisi altında ve taraflı olarak hareket ettiklerini ve mülkiyet hakkını her zaman için, yaşam hakkından üstün tuttuklarını ifade etti.
Sözmener, “Lehe gibi görülmekte olan kararların arkasında muhakkak bir bit yeniği vardır. Avrupa Birliği veya Avrupa Birliği’nin hiçbir üyesi veya uluslararası denen hiçbir mahkeme bizim kara kaşımız, kara gözümüz için lehimize hareket etmez ve karar vermez” dedi. Müzakereler sonunda varılacak bir anlaşmanın, “çok büyük bir olasılıkla, uluslararası denen bu mahkemeler tarafından bozulabileceğini, müzakerelerde öncelikle tarafların, muhtemel bir anlaşmanın şartlarının birincil hukuk olması konusunda anlaşmaları gerektiğini, böyle bir anlaşmaya varılamaması halinde, müzakerelerde boşuna çaba ve zaman sarf edildiğini” belirten Sözmener, “Tecrübelerimiz ışığında, lehe gibi görülen kararları yorumlarken ve bu kararları anlamaya çalışırken çok dikkatli olmamız gerekir” dedi.
ANAYASANIN DELİNDİĞİ İDDİASINDAYIZ”
Sözmener, Avrupa Birliği’nin bir üyesi olan İngiltere’nin “hukukumuzda reform yapmaya karar vererek, bu maksat için KKTC’ye uzmanlar gönderdiğini, bu uzmanların, astronomik ücretler karşılığında, ‘reform’ adı altında bir paket önerdiklerini, aslında maksadın KKTC’nin deneme tahtası olarak kullanılmak olduğu” iddiasında bulundu.
Sözmener, “Bu İngiliz uzmanlar ayrıca, bizim iddiamıza göre anayasanın delinmesine sebep oluyorlar. Aslında, Anayasa’nın 155. maddesine göre Yasama organının ancak bir yasayla yapabileceği düzenlemeler, Anayasa delinerek tüzükle yapılıyor. En azından bizim iddiamız bu yöndedir. Tüzükle yapılmasındaki gayelerden birisi de avukatların tepkilerini en aza indirmektir” dedi.
Bu İngiliz uzmanların, “avukatları, yargı ile karşı karşıya getirme pahasına Aile Mahkemelerinin yargılama usulleri konusunda değişiklik önerileri sunmaya devam ettiklerini” savunan Sözmener, şu görüşleri ortaya koydu:
“Şimdi de iddiamıza göre Aile Mahkemeleri konusunda Anayasa delinmek üzeredir. Halbuki, İngiliz uzmanlar başlangıçta, birkaç yıl önce önerdikleri değişikliklerin, avukatlar tarafından benimsenmemesi halinde, önerilerinin hiçbir işe yaramayacağını ifade etmekte idiler. Yapılan değişiklik önerileri avukatların çoğunluğu tarafından benimsenmediği halde, bu uzmanlar, bu maksat için ayrılmış olan paralara konmak için avukatları ve Barolar Birliği’ni muhatap almadan, önerilerine devam etmektedirler.”
Sözmener, Barolar Birliği adına, 540 maddelik bir yasa çalışması yaptıklarını ve “esas reformun, bu çalışmanın yasallaşmasıyla gerçekleşebileceğini, İngilizlerin deneme tahtası olarak kullanmak üzere yapmış oldukları önerilere gösterilen rağbetin ve alakanın, kendi önerilerine gösterilmediğini ve uzunca bir zamandan beridir, bu çalışmanın, Başsavcılıkta görüş için bekletilmekte olduğu” iddiasında da bulundu.