Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nu ‘iç hukuk’ yolu olarak tanımasının yankıları Güney Kıbrıs’ta sürüyor. Filelftheros ve diğer gazeteler, AİHM’in 8 pilot davaya ilişkin verdiği kararın ardında ‘tuzakların saklı olduğunu’ yazdı.
AİHM’in kararı doğrultusunda Türkiye’nin, Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla tazminat verme veya malın iade edilmesi hakkına sahip olduğunu yazan Fileleftheros, Rum Başsavcı Petros Kliridis’in açıklamalarına dayanarak, bu hakkı ‘Türkiye’ye açık çek’ olarak niteledi. Gazete, bunun, sadece tazminat vermeyi öncelik yapma anlamına da geldiğini savundu.
Türk tarafının bu iki hakla birlikte mal takasına da karar vermesinin mümkün olduğunu belirten gazete, örneğin bir Kıbrıslı Rum göçmene Güney’deki bir Kıbrıs Türk malını verebileceğini yazdı.
Haberde, öyle bir gelişmenin Rum tarafını zorda bırakacağı vurgulandı.
‘ADALETE UYGUN DEĞİL’
Rum Başsavcı Petros Kliridis, AİHM kararına ilişkin düzenlediği basın toplantısında, AİHM kararının, önceki içtihatı göz önünde bulundurulduğunda ‘adalete uygun olmadığını’ iddia etti.
AİHM’in 2001’deki 4. Hükümetlerarası başvuruya ilişkin kararda ifade edilen hukuki ilkelerden geri dönmesinin kabul edilemeyeceğini ifade eden Kliridis, “resmileşmiş hukuki tezlerden sapıldığını” öne sürdü.
Kliridis, “işgal ve istila gibi çok büyük bir haksızlıktan, nasıl olur da hak ve adalet yaratılır” ifadelerini kullandı.
Haravgi gazetesine göre de Kliridis, hukuki ilkelerin siyasi maksatlar uğruna kurban edilmesinin mümkün olmadığını söyledi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyasi müdahalelerde bulunduğuna ilişkin soru işaretleri olduğunu savundu.
Kararla, “hak sahipliğinin AİHM tarafından çıplak bırakıldığını” söyleyen Kliridis, “mülkün yasa dışı olarak alıkonulduğu yerde yasal sahibine verilmesinin hukuki bir ilke olduğunu” kaydetti.
Mülklerini terk etme nedenine girmeksizin “Kıbrıslı Rumların mallarını terk ettiğine” ilişkin kararda yer alan ifadenin haksızlık olduğunu söyleyen Kliridis, “Kıbrıslı Türklerin ve Rumların serbest geçişlere başlamasının ardından ortamın iyileştiğine” ilişkin ifadeyi yorumlarken de, “serbest geçişler, işgal altındaki topraklardaki insan haklarının iyileştiği anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
AİHM’e yönelik toplu başvuruların olumsuz etkilere sahip olduğunu ve ulusal davaya hizmet etmediğini de belirten Kliridis, “Olumsuz sonuçlanacağı belli olunca Başsavcılık neden bu başvuruları geri çekmedi” yönündeki soruya karşılık, “Devlet Başsavcılık aracılığıyla başvuru sahipleri lehine müdahalede bulundu. İlk söz başvuru sahiplerine ait. Başsavcılık tüm taleplerinde başvuru sahiplerini destekleyerek görevini yerine getirdi” diye konuştu.
Rumlara KKTC’deki Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmamaları yönünde çağrıda bulunarak Başkan Hristofyas’ın da benzer çağrısına dikkat çeken Kliridis, “AİHM kararının müzakerelerdeki mülkiyet boyutunu etkileyip etkilemeyeceği” sorusu üzerine de, “mülklere ilişkin ilk sözün hak sahibinde olduğunun AİHM kararında da teyit edildiğini” söyledi.
4-5 MİLYON EURO HARCADILAR
Öte yandan Politis gazetesi, 2004 yılına yakın ve referandum dönemlerinde AİHM’e başvuran Rumların sayısında artış olduğunu yazdı. Gazete, Kıbrıslı Rum başvuru sahiplerinin AİHM’de dava açabilmek için avukatlara 4-5 milyon Euro harcadıklarını yazdı. Strazburg’ta bir davanın açılabilmesi için ortalama 2 bin 500-3 bin 500 Euro civarında harcama gerektiğini yazan gazete, AİHM’de mülkiyet davası açan Kıbrıs Rum sayısının 1612 olduğunu da ekledi.