Gözde AKBEN
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından çıkan karar sonrasında Rumların mallarının tazmini için doğrudan İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurması için önce Mal Tazmin Komisyonu’na başvurmaları şartı öngörülmüştü. Öğlen Ajansı programında Cem Kar’ın konuğu olan Avukat Barış Mamalı, bu gelişmeler ışığında AİHM kararı sonrasında pek çok durumun hala değişmediğini vurguladı. Mamalı, Mal Tazmin Komisyonu’nun ve ilgili yasanın revize edilmemesi durumunda yüksek meblağlarda tazminat ödemek durumunda kalınacağını belirterek rehavete kapılmamak gerektiğinin altını çizdi.
“HUKUK DIŞILIKLAR TEYİD EDİLDİ”
Açıklanan AHİM kararı sonrasında pek çok kesimin rehavete kapıldığını ifade eden Mamalı, rehavete kapılmadan önce kararın tam olarak okunup değerlendirilmesi gerektiği belirtti. Mamalı; “AHİM'in verdiği kararı okursanız bu kararda kararın küçük bir noktası hariç diğer alanlarında aslında önceden verilen kararların teyid edildiğini görürsünüz. Şu an çıkan bu mahkeme kararında da Lousidou ve Arestis kararında çıkan olgular aynen tekrar edilmiştir. Yani 1974 öncesinde terk edilen Rum malları, Rum'larındır. Bunda bir değişiklik yoktur. Mahkeme, “Rumların mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir” diyor ve KKTC'yi tırnak içerisine alarak bunun yapay bir oluşum olduğunu söylüyor. Kuzey'de geçerli otoritenin Türkiye olduğunu tekrar ediyor. Kurulmuş olan Taşınmaz Mal Komisyonu da Türkiye'nin bir organıdır diyor. Aynı mahkeme KKTC Anayasası’nın 159. maddesinde yer alan ibareyi de kabul etmediğini belirtiyor. Bu kararların hukuk dışılıkları teyit edilmiştir ve Türkiye Cumhuriyeti de bunu hukuken kabul etmektedir” dedi.
“KARARIN TEK BİR AVANTAJI VAR”
AHİM’den çıkan kararın tahmin edildiği gibi tamamen Türk tarafının lehine olmadığını belirten Mamalı, bu karardan çıkan sonucun tek avantajının Rum’ların mallarının tazmini için öncelikli olarak Mal Tazmin Komisyonu’na başvurması olduğunu söyledi. AHİM’in böylelikle Mal Tazmin Komisyonu’nu bir iç hukuk yolu olarak kabul etmiş olduğunu belirten Mamalı; “Böylelikle Rum’ların doğrudan AHİM’e gidip dava açmalarının yolu kesilmiş oldu ancak mahkemeye gitme yolları yok olmamıştır” dedi.
“ÖNLEM ALINMAZSA TAZMİNATLAR ARTACAK”
AHİM’in Mal Tazmin Komisyonu ile ilgili olarak vermiş olduğu kararın işlevsel yapısına bakılarak verilmiş olan bir karar olduğuna dikkat çeken Mamalı, komisyonun verdiği karardan memnun olmayan bir Rum’un AHİM’e başvurması durumunda komisyonun pek çok açığının ortaya çıkacağını ve bu durumun büyük bir sorun teşkil edeceğini ifade etti. Mal Tanzim Komisyonu’nun bu kararla birlikte yargısal muamele yapabilecek olan bir mahkeme yapısına dönüştüğünü belirten Mamalı, bir mahkeme olarak komisyonun yapısında ciddi değişikliklere gidilmesi gerektiğini belirtti. Mamalı; “Komisyonun 6 tane üyesi vardır. İki kişi haricinde hukukçu niteliği olan başka kimse yoktur. Hiç hukukla ilişkisi olmayan insanlar bulunmaktadır orada. Onlar yasaya göre atanmıştır ama bu yanlıştır. Bu yanlışlıklardan kendimize bir çeki düzen vermemiz ve yasayı düzeltmemiz gerekmektedir. Mahkeme iseniz tarafsız ve bağımsız bir organ görüntüsünde olmanız gerekir. Size gelen ve çare arayan Rum'ların size baktığında görüntü olarak kendilerini güven içerisinde hissedecekleri bir yapıda olmanız gerekir. Şu anda bir Rum’un bu komisyona başvurduğunu düşünün. Türk’ler ile ilgili kararı verecek olan organda bulunan yetkililerin çoğu Türk’tür. Bu durumda tarafsız bir görüntü çizilemez ki bu adil yargılanma hakkı ihlalidir ve büyük bir tazminat gerektirir” dedi. Komisyonun adil bir görüntü kazanabilmesi için tarafsız ülkelerden bazı üyelerin komisyona dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Mamalı, komisyonda bulunan 6 kişiden en az 3 tanesinin tarafsız ülke üyelerinden oluşması gerektiğini belirtti. Mamalı, bu önlemlerin kısa sürede alınmaması durumunda adil yargılanma haklarının ihlal edilmesi sebebiyle yüksek tutarlarda tazminat ödemek durumunda kalınacağını da sözlerine ekledi.