Tahsin Ertuğruoğlu’nun Anavatanımız Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki kez görüşmesi hakkında yazılmayan, söylenmeyen bir şey bırakılmadı sayılır.
Kendisi susmayı tercih ettiğine göre, bunların hepsi (Doğru olanlarıyla) havada kaldı.
Ertuğruloğlu üçüncü defa ve bu sefer Cumhur-başkanı Abdullah Gül tarafından davet edildi ve üstelik yıldızının pek barışık olmadığı ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı ile (Tesadüfen de olsa) aynı uçakta gitti Ankara’ya.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise; bir TV programı için gittiği İstanbul’dan dün geçti anavatanımızın başkentine. Hem de, önce (Kıbrıs’a gelecek su hakkında brifing almak amacıyla (?)) önce kurmaylarını gönderdi.
Bütün bunlar birer tesadüf olabilir mi?
Ya da gerçekten tesadüf ise, akıllardaki “Acaba” sorusunu silmeye yetebilir mi?
Bana göre hayır, yetmez.
Dün gün boyu Ankara’daki dostlarla istişare halinde bunu konuştuk ve “Bu kadar tesadüfün bir araya gelmesinin çok zor olduğu” konusunda mutabık kaldık.
Ketum çevrelerden sonradan sızanlar ise; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ricası ve başkalarının ev sahipliğinde bu üçlünün bir araya geldiği oldu. Bu yazı yazılırken, sadece, toplantıya Talat’ın bizzat mı, yoksa çok güvendiği kurmayı ile mi katıldığı netlik kazanmamıştı. O da bir iki günde ortaya çıkar.
SON SÖZ: Bizde her seçim tarihi (!), her seçim çok önemlidir de, bu defaki diğerlerine rahmet okutacak gibi görünüyor. Bana kalırsa, 18 Nisan’a kadar nice sürpriz olmayan sürprizlerle karşılaşmaya hazır olmak gerek. Çünkü karar verilmiştir ve yerine gelecek.
Beğenmeyenlerle ilgilenme zamanı değil! 


TEKLİF KUTUSU 
Başbakan Derviş Eroğlu, Seçiminden sonra da
müzakerelere devam edileceğini belirterek, ''O makamda kim olursa olsun elbette müzakereleri bir anlaşma olması niyetiyle devam ettirecek. Seçildiğim anda masada olacak, ve işe garantilerden başlayacağım'' demiş ya…
Biz de cümbür-cemaat 'Masaya kadar zahmet buyurmayınız, müzakere edilecek bir şey yoktur…' diye çıppana çalalım.
Neçün da den…
Rumlar 'Garanti meselesini' kendi
meclislerinde ve oy birliği ile “Ohi” diyerek kökünden halletmemiş miydi?
Tercüme Köşesi
- Kıbrıs Türk Karikatür Sanatı'na; '1. Uluslar-arası Zeytin Karikatürleri Yarışması Albümü', 'Kıbrıslı Türk Karikatürcüler-den - Çizgiler 2008 Albümü' ve 'Politika ve Karikatür Albümü' adı altında 3 yeni albüm eklenmiş.
- Yok canım… Bu hay-huy-şamata içinde nefes almamızı sağlama görevi sanatçılarımız tarafından yerine getirilmiş.
Sağ olsunlar!
Duyan be buba? 
- Duyan be buba?
- Sen ağnat da duyarım guzum...
- Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), 'İdari kadronun bulunmadığı ve hijyen koşullarının sağlanamadığı' gerekçesiyle Dipkarpaz'daki Recep Tayyip Erdoğan Ortaokulu'nda 8.00-10.00 saatleri arasında uyarı grevi yapmış...
- Adnan Eraslan patronluğundaki KTOEÖS patronlarına telefon ve de ki; “Günaydıııın... İskele Bekir Paşa Lisesi’nde de 1 müdür 3 muavin kadrosu var ama tek muavinle idare ediliyor. Recep Tayyip Erdoğan Ortaokulu gibi Bekir Paşa’ya da atanmış kadrolar var ama ‘oralara gitmem’ diyor, Lefkoşa’da günlerini gün ediyorlar. Peki sendika (?) olarak vicdanınız hiç mi sızlamıyor? ‘Eylemden eyleme’ oynu oynamak sizi avutabilir ama durum bu merkezde...”
Pazarlamacının kafa-göz neden darmadağın? 
CocaCola'nın pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu'daki görevinden kafası gözü darmadağın ve büyük bir hayal kırıklığıyla dönmüştü.
Şirket yönetimi, kendisinden 'Neden başarılı olamadığını' anlatan bir savunma istediler o da yazdı;
- Beni Ortadoğu'ya ilk gönderdiklerinde iki sorun vardı. Birincisi, ben Arapça bilmiyordum.
İkincisi, halkta da okuma yazma zaten yüksek değildi...
Bu yüzden onlara vermek istediğim mesajı yan yana 3 resim halinde düzenledim.
Birinci resimde bir Arap vardı. Çölde kumların üstünde sürünüyor, susuzluktan kavrulmuş, ölüyordu…
İkinci resimde kumlar arasında bulduğu CocaCola'yı içiyordu..
Üçüncüde adam dipdiri… Ayakta.. Canlı ve neşeli, karısı kollarında, 2 çocuğu onlara sarılmış bir hâlde.'
Şirket yönetimi cevap yazdı
- Ee... Ne var bunda, harika fikir… Mesajını Anlamadılar mı?
Cevabi yazı;
- Anladılar tabii….
Şirketin cevabi yazısı
- Sorun nedir be adam?
Adam noktayı koydu;
- Araplar sağdan sola okurmuş!
