Kaybediyoruz

Öncelikle, kendi hayatımızı bir düşünelim nerelerden nerelere geldik. Gerek maddi, gerek manevi yönden hayatımızın yaşanmış, geri kalan yıllarından daha iyi bir durumda mıyız?
Öncelikle, kendi hayatımızı bir düşünelim nerelerden nerelere geldik. Gerek maddi, gerek manevi yönden hayatımızın yaşanmış, geri kalan yıllarından daha iyi bir durumda mıyız? Akıp giden zamana ayak uydururken, neler kaybettik neler kazandık.
Kendi etrafımızdan, ailemizden ve geneli düşündüğümüzde ülkemizden neler kaybettik, neleri kazanç hanemize yazdırdık. Toplumsal yaşamın en önemli kazanımı olan huzur olgusunu yeterli seviyelere çıkarabildik mi? Benim buna cevabım hayırdır. Bu yazıyı okuyanların da benimle ayni fikirde, olduğuna inancım tamdır. Toplumsal olarak kültürel ve sosyal olarak kaybettiklerimize bir bakarsak, öncelikle toplumsal dayanışmayı kaybettik. Bir ay arayla sel felaketleri yaşadık. Toplumun, kenetlenmesi gerekirken, herkes bir suçlu arama yarışına girdi. Herkes, sorumluluğu başkasın atmakta sınır tanımıyor. Suç varsa, bu hepimizde var. Günlük çıkarlar, küçük hesaplar için birbirimize saygıyı yitirdik. Bu sadece toplumsal yaşamda değil, siyasi alanda da aynidir. Zaman zaman Mecliste yaşanan olayları görüyoruz. Günlük olarak yazılı veya görsel basını takip ettiğiniz zaman haberlerin, yaşanan olayların ne kadar vahim boyutta olduğunu daha iyi anlarsınız. Cinayetler, uyuşturucu ticareti, hırsızlık olayları başını almış gidiyor. Trafiğe, kanser illetine her gün canlar veriyoruz. Daha öncede yazdım. Bu kötü gidişat gün geçtikçe artıyor ve günlük hayatın bir parçası olup olağanlaşıyor ki esas tehlike budur. Birbirine kenetlenmeyi, sadece güzeli, iyiyi değil kötüyü de paylaşmayı, birbirimize saygı duymayı, birbirimiz kollamayı, maalesef günden güne kaybediyoruz. Yalnızlaşıyoruz,
bireyselleşiyoruz yani manevi yönden yozlaşıyoruz.
Siyasi ve siyaset kurumu yönünden neler kaybettik. Öncelikle siyaset kurumuna ve siyasetçiye olan güvenimizi kaybettik. Söylemlerimize “Her gelen ayni, hiçbirinin diğerinden farkı yok” anlayışını yerleştirdik. Kıbrıs konusu ve kırk yıldır çözülmeyen bu sorun karşısında Kıbrıslı Türkler olarak ortak bir anlayışta buluşamadık. İnsanların siyasi rengine göre ayrımcılığa tabi tutulması, siyasetin günlük yaşamı bu denli etkilemesi ve siyasi iktidara göre toplumun çatışma noktasına gelmesi aslında en büyük kaybımızdır. Tabi ki kaybettiklerimiz sadece bu satırlara sığan cümlelerle anlatılamaz. Kaybettiğimiz, çevre gibi doğal hayat gibi birçok değerimiz vardır. Bu saatten sonra toparlanabilir miyiz? Ya da kaybetmeye devam mı edeceğiz? Ya bu soruların cevabını bulacağız ya da kaybetmeye devam edeceğiz.
Bu haber 583 defa okunmuştur

:

:

:

: