MÜDAHALE VAR MI?

Bir ülkede yaşayan ve yaşadığı ülkenin yasalarla belirlediği yükümlülükleri yerine getiren herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir.
Bir ülkede yaşayan ve yaşadığı ülkenin yasalarla belirlediği yükümlülükleri yerine getiren herkes seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Bir ülkede yaşamak, sadece ikamet etmek anlamında değildir. Yaşadığı ülkeye ekonomiden, sosyal hayata kadar her yönü ile katkı koymak ve bunun karşılığında da seçme ve seçilme gibi bazı haklara sahip olmak bir ülke vatandaşı olmanın en önemli ayrıcalıklarıdır. Toplum yaşadığı ülkeyi kendi doğruları ışığında, kendi iradesi ve onayı ile seçtiği yöneticiler aracılığı ile yönetmelidir. Kendi yöneticilerini, kendi iradesi ile seçmeyen bir toplum bu yöneticilere hiçbir zaman hesap soramaz.
KKTC kimliği taşıyan ve KKTC vatandaşı olmanın gereklerini yerine getiren, fakat başka bir ülkede yaşayan insanlara seçme hakkı verilmemesi ne kadar doğru? Tabi ki doğru hiçbir tarafı yok. Bu konuda bir şeyler yapılmalı. Bu ülkenin köylerinde, şehirlerinde büyümüş, sınırlarında nöbet tutmuş insanların bu ülkenin yöneticilerini seçme hakları vardır. Belirli düzenlemeler yapılarak bu haklarını kullanmalıdırlar. Bu durumu sakıncalı bulan, KKTC dışında yaşayan fakat KKTC vatandaşı olan insanların, ülke gerçeklerini tam olarak bilmediğini ve dış güçlerin bu hakkı, müdahale anlamında olumsuz yönlendirebileceğini, seslendiren bazı kesimler vardır. Ben bu ülkenin kötü durumlara düşmesini isteyebilecek, her hangi bir vatandaşının olabileceğine ihtimal vermiyorum. Her seçim dönemi ülkemiz demokrasisine müdahaleden söz edilir. Bu müdahale iddialarından hem Türkiye, hem de üçüncü ülkeler zaman zaman nasibini alır. Peki, neden biz? Başka ülkelerde seçimler yapılmıyor mu? Mesela Güney Kıbrıs...
Kıbrıs Rum toplumu da belirli sürelerde sandık başına gitmiyor mu? Müdahalenin olduğunu düşünürsek, bunun suçlusu en başta biz olmaz mıyız? Müdahale edilmesi kadar müdahaleye izin verilmesi de en başta topluma karşı yapılmış bir suç değil mi?
Hatırlayacaksınız, Annan planı döneminde, Avrupalı ülkeler, vaatler ve sözler vererek referandum sürecine müdahalelerde bulunmuşlardı. Bunu kimse inkar edemez. Çünkü bizim bunlara ihtiyacımız vardı ki hala daha ihtiyacımız var. Peki niye? Rum toplumu etkilenmedi. Çünkü bunlara ihtiyaçları yok. Yani bu ortamları biz yaratıyoruz. Şimdilerde ise yine Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik müdahale söylemleri var. ABD başkanı ve dışişleri bakanı, Yunanistan başbakanından Rum toplumu lideri Hristofyas’ın Cumhurbaşkanı Talat’ın yeniden kazanması için adımlar atmasını istemiş. Miş diyorum çünkü bu Rum gazetelerinden birine ait bir iddiadır. Sayın Tahsin Ertuğruloğlu’nun UBP den ayrılmayı göze alarak Cumhurbaşkanlığına aday olmasının, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığını seçimine müdahale şekli olduğu da sıkça dile getirilen bir iddiadır. Kanıtlanmamış ve somut bilgilere dayandırılmayan her şey sadece söz de kalır. Şahsen ben kendi açımdan düşünürsem benim doğrularıma kimsenin karışmasını istemem. Ve buna da müsaade etmem. Böyle bir olay söz konusu ise kim ne biliyorsa açıklamalı. Böyle bir olayı bilip susmakta en az bu olaya taraf olanlar kadar suçludur.
Bu haber 622 defa okunmuştur

:

:

:

: