Öğrencim Kürşat Başar

Dün YDÜ’de Kütüphane Haftası etkinlikleri çerçevesinde “Kürşat Başar’la Söyleşi” programına katıldım. Kendileriyle birebir görüşme fırsatını yıllardır, bulamamıştım. Oysa TV’deki programlarını, köşe yazılarını fırsat buldukça büyük bir keyifle izler ve okurum. Elbette önce romanlarını...
Dün YDÜ’de Kütüphane Haftası etkinlikleri çerçevesinde “Kürşat Başar’la Söyleşi” programına katıldım. Kendileriyle birebir görüşme fırsatını yıllardır, bulamamıştım. Oysa TV’deki programlarını, köşe yazılarını fırsat buldukça büyük bir keyifle izler ve okurum. Elbette önce romanlarını...

Bir döneme damgasını vurmuştu “ Başucumda Müzik” romanı... Oldukça kapsamlı, aşkın doğal halleriyle verildiği, bir bakıma tam bir gençlik romanı denebilir. Son romanı “ Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları” da doğal olarak kitaplığımda yer aldı. Daha derin bir bakış açısı, daha felsefi ve hayatın içinden yakalayışlar... Böyle de olmalı. Her sanatçının, her yazarın olgunlaştığının, geliştiğinin göstergesidir her yeni yapıt...

Ben, kişinin kendisini görmenin, sıcaklığını hissetmenin çok önemli olduğuna inanırım. Bugün de öyle oldu. Sevgili Kürşat, çok rahat, çok içten ve çok doğaldı. Zaman zaman sanatçılarda görülen – tepeden bakış- ı onda yakalamadım. Bu da beni çok sevindirdi.

Özyaşam öyküsünden söz edilirken 1974- 1976 yılları arasında Lefkoşa Türk Lisesi’nde okuduğu tekrarlandı. İngilizve öğretmeni rahmetli Alpay Beyi andı. Ben de muzipçe, nasıl oluyor da edebiyat öğretmeni onda iz bırakmamış, dedim. Yoksa siz miydiniz dedi. Daha sonra ona Düriye Hanım’ı hatırlattım. Evet, ben de okutmuştum,çünkü onun hamileliği nedeniyle sınıflarını ben almıştım. Bunlar öyle kıvanç verici olaylar ki! Biz öğretmenler, her öğrencinin yapısında bizden de bir iz bulunsun isteriz. Adeta ararız ve bulunca da öyle mutlu oluruz ki!...

Ben, öğrencilerimin bakışlarını ve gülüşlerini hiç unutmam. Adeta sadece o yönleri beynime kazınır. Dışarda sınıf arkadaşına rastlıyorum. Evet hocam diyor, onu da okuttunuz... Hep söylerim, gül ekenler gül toplarlar diye...

Harika bir söyleşi... Yerinde cevaplar, sakin ve olgun tavırlar... Sorular ağırlıklı olarak onun gazeteciliği ve köşe yazarlığı ile ilgili. Bir ara rahmetli Nezih Demirkent’le Hürriyet Gazetesi Müdürüyken gazeteye adım attığını öğreniyoruz. Sayın Demirkent, defalarca YDÜ tarafından davet edilmişti, birlikte röportajlarımız da olmuştu. Sevgili öğrencim, haylazlıklarını, inanılmaz özgürlük arayışlarını dile getiriyor. Bu arada Kıbrıs’ta öğrenciyken Türkiye’ye oranla öğrencilerin daha özgür olduğunu hatırlatıyor. Sınıfta ayağa kalkmadan, sadece parmak kaldırarak konuşulduğunu, öğrencilerin kendilerini daha serbestçe ifade ettiklerini hatırlatıyor... O yıllar dönüyorum ben de...

Yazmaya öykülerle başladığını anlatıyor sonra.... Yazmanın alabildiğine özgürce hayal kurmak olduğunu anlatıyor. Hayal gücü zengin, film gibi bir çocuktum diyor... Roman yazarak özgür olmak istedim diye ekliyor....

Seninle gurur duydum Kürşat Başar, seninle gurur duydum. Yüreğindeki zenginliğin, gözlerindeki pırıltı hiç eksilmesin diyorum.

Sevgili okurlarım, Kütüphane Haftası etkinliklerinde benim de görevlerim var elbette. 29 Mart Pazartesi günü GAÜ’de Millenium Senato Hall’de saat 10.00 da “ Yaşama Sevinci ve Şiir” konulu söyleşim, 1 Nisan’da UKÜ’de 17.30 da Görmezler Derneğinin de katılımıyla “Şiirlerle Ayşe Tural” isimli söyleşilerim var. Hepiniz davetlimsiniz... Beni çok mutlu edersiniz. Özellikle gençlere ışık olmak çok hoşuma gidiyor...
Bu haber 486 defa okunmuştur

:

:

:

: