Bayram

Bugün bayram.. Şeker bayramının son günü..

Bugün bayram..

Şeker bayramının son günü..

İnsanın içinin sevinç, coşku dolduğu, çocukların, gençlerin büyüklerini ziyaret ettiği, bayram armağanları, harçlıkları aldığı “mutluluk” saçtığı günler..

Zaten adı üzerinde.. İnsanı sevince, mutluluğa boğan günler..

Ancak Türkiye’de bu bayram ne yazık ki gözyaşlı kutlanıyor..

Bir hafta içinde 12’si korucu, 15’i  asker , 27  fidan gibi  yiğit toprağa verildi..

Türkiye’de yer yerinden oynadı, yurdun dört bir yanındaki cenaze törenlerini , mitingler , yürüyüşler izledi..

Böyle bir bayram günü neşeli, iç açıcı konular yazmak ne kadar isterdim..

Ama elim gitmedi..

Bu bayram Kıbrıs’tayım..

Günlük güneşlik , yazı aratmayan güzellikteki yeşil adada, bayramı geçiriyorum..

Londra’dan da , ana vatandan da aslında hiç uzak değilim..

Kulağım  BBC World News’de, gözüm bizim gazetelerde..

Bir yanda ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinden geçen Ermeni tasarısı..

Diğer yandan , başlarında yan yatmış mavi bereleriyle , gurur içinde kameralara bakan ,canlarını vatan için veren Mehmetçikler..

Bayram ve yas..

Yas ve bayram..

Hayat böyle bir şey..

Terör ne bayram dinliyor, ne genç, ne yaşlı.. Ne kutsal gün..

Hepimizin, vatanı için canını veren, arkasında çiğeri yanan ana-baba-eş-kardeş-evlat bırakan bu yiğitlere dua etmesi, şehitlikleri akın akın ziyaret etmesi gerekli..

Ailelerini yalnız bırakmamak ise insanlık görevi..

 

Çocukluğumuzun bayramları bambaşkaydı..

Ramazan’ın bitimine birkaç gün kalan, evlerde hummalı bir temizlik yapılır.. Arife günü son iftar yemeklerinin yanında, bayramda ikram edilecek tatlılar hazırlanır..

Çikolata, bayramın mutlaka şartı badem şekeri ve likörler alınırdı..

Hele çocuklar için bayramlar apayrı bir seviç kaynağı, coşkuydu..

Ziyarete gelen çocuklara para vermek için, annem en güzel mendillerden alır, ayırırdı..

Bize yeni ayakkabılar, elbiseler alınır.. Bayrama kadar giymemiz yasaklanırdı..

Bayram sabahı , bayram namazından sonra tüm aile kahvaltı sofrasında oturur, neşeyle kahvaltımızı yapar.. Sırasıyla büyükler, akrabalar ziyaret edilir.. Daha sonra da komşulara gidilir, onların gelmesi beklenirdi..

Benim hiç unutamayacağım , hala içime bayram sevinci dolduran şey  lunaparklardı..

Dönme dolaba binmek, bayram harçlıklarımızla rengarenk balonlar, şekerler almak ne büyük keyifti..

Hele o süslü mendiller içinde verilen bayram harçlıkları.. Tüketimden çok uzaktı bizim çocukluğumuz..

Ne bilgisayar oyunları vardı.. Ne para harcayacak yerler..

Özenle sarılmış dantelli, fistolu beyaz mendillerden çıkan bayram harçlıkları, günümüzde varolan tüketim, marka merakından çoook uzaklardaki o günler çocukları için , piyangodan çıkan milyarlara bedeldi..

Bayramın ikramı dantel örtülü gümüş tepsilerde sunulan mis kokulu muz, kakao, gül, nane likörlerinden bir yudum da olsa gizlice içerdik.. Hala onların kokusu bile, beni o yıllara götürmeye yeter de artar..

Gümüş şekerliklerdeki çukulata ve badem şekerlerinin tadını, bugün bulduğumu söyleyemem..

Belki tadlar aynı.. Benim ağzımın tadı farklı..

 

 

Kaldığım otel, dolaştığım Girne çarşısı Türkiye’den gelen turistlerle arı kovanı gibi..

Londra’dan da birçok ahbabıma rastladım..

Mağazalar kapanış saatinde bile alışveriş yapanlarla dolu..

Ekonomi , bayramla birlikte canlanıyor.. Kısa da olsa adada epey bir hareketlilik yaşanıyor..

Havanın güzelliği, denize girebilme Kıbrıs’ı tercih edilen bir yer haline getirmek için yeter de artan bir neden..

Kafa dinlemek, gezmek, havadan faydalanmak isteyenler için bu mevsim Kıbrıs, çok sıcak bir havada, buz gibi mis kokulu limonata gibi…

Bir an dalıp, insan nerede, hangi şartlarda olduğunu unutuyor..

Sonra bir haber , bir yazıyla gerçeğe dönüyor…

Eski bayramlar dedik.. Hiçbir şey eskisi gibi değil.. Olması da doğaya aykırı..

Bayramların yasa dönmediği,

Anaların yüreğinin, ciğerinin yanmadığı , çocukların öksüz kalmadığı bayramlara..

Hepinize aileniz, sevdiklerinizle huzurlu nice bayramlar dilerim..

 

Bu haber 122 defa okunmuştur

:

:

:

: