Hayırlı olsun

18 Nisan 2010 tarihi şüphesiz ki biz Kıbrıslı Türkler için çok önemli bir tarihtir. Bu tarihte, yani iki gün sonra yeni Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz.
18 Nisan 2010 tarihi şüphesiz ki biz Kıbrıslı Türkler için çok önemli bir tarihtir. Bu tarihte, yani iki gün sonra yeni Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. Öncelikle katılımın yüksek olmasını, demokratik olgunluğumuza yakışır, bir yarış yaşanmasını bu köşenin yazarı olarak yürekten diliyorum. Bu seçim, birçok ilke imza attı. Birçok kesim, bu süreçte yakınlaştı, birçok zıt kesim birbirine bu süreçte destek beyan etti. Bu seçimin öncesi kadar, sonrası da tartışıldı. İşte, böyle bir ortamda, önemli bir demokrasi sınavı vereceğiz.
Cumhurbaşkanlığı, seçimi sürecinde özellikle iki aday ön plana çıktı. Bu görevi halen sürdüren, Sayın Talat ve Başbakan, Sayın Eroğlu. Her iki adayda kendi bakış açılarına göre öncelikle, Kıbrıs sorununa çözüm modellerini, bu konudaki yaklaşımlarını topluma anlatmaya çalıştı. Şu bir gerçek ki, bu seçim sıradan bir seçim değildir. Çünkü zamanlama olarak son derece önemli bir zamana denk gelen bir süreç yaşanıyor. Peki, bu seçimle her şey değişir mi? Yani yaşanan ve tasvip edilmeyen bazı olayların yaşanmasına değer mi? Nedir bu tasvip edilmeyen olaylar, mesela insanları destekledikleri adaya göre barış isteyen veya barış istemeyen diye ayırmak, ya da insanları Türkiye karşıtı veya Türkiye sever diye nitelemek. Bunlar son derece tehlikeli geri dönüşü olmayan toplumda kamplaşmayı, ayrılığı doğuran yaklaşımlardır. Fakat maalesef bu tehlike bilerek kullanılıyor. Sebep? Siyasi kazanç. Bu yaşananların bir başka yönü de vardır ki, en kötüsü de budur. O da Türkiye’nin KKTC’de yaşanan bir seçim sürecine malzeme olması ve kullanılması. Hemen her siyasi görüş Türkiye hükümetine, yakınlığını ispatlama yarışında. Seçim dönemlerinde yaşanan bir klasik olay daha var. Yine her siyasi görüş, Rum siyasilerle görüşür ve Rum toplumuyla iyi ilişkiler kurmaya çalışır. O çok övündüğümüz demokrasimizin temsilcileri, iktidar olma yolunda engel tanımıyor. Siyasilere göre seçim süreci sandıkta biter, fakat bıraktığı izler toplumda kolay kolay silinmez.
Cumhurbaşkanlığı seçim süreci aylardır, konuşuluyor, tartışılıyor, bu konu ile ilgili çeşitli yorumlar memleketin her yerinde sınır tanımaksızın yapılıyor. Ve artık sonuna geldik. Belki iki gün sonra, ya da en kötü ihtimalle, ilk turdaki sonuca göre, ikinci turda aylardır süren tartışmalar sona erecek ve merakla cevabı aranan soruların yanıtı bulunacak. Bu noktada unutulmaması gereken, yaşanan bir seçim sürecidir ve dünyanın sonu değildir. Seçim sonrası, yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Birbirimizin acısına ortak olup, sevinçlerimizi paylaşacağız. Kıbrıslı Türkler olarak yine bu adada yaşamaya devam edeceğiz. Ve günlük hayatımızda çözüm bekleyen, yığınla sorunumuz var. Yeni Cumhurbaşkanı kim olursa olsun siyasi görüşüne ve rengine bakılmadan, toplum olarak destek vermeli, özellikle Kıbrıs sorununun çözümüne odaklanmalıyız. Artık, herkes söyleyeceğini söyledi. Şimdi sıra iradenin
gerçek sahibine geldi. Kıbrıs Türk toplumu, kendi kararını kendisi verecek. Ve bu
noktadan sonra herkes bu karara saygı duyacak.
Bu haber 534 defa okunmuştur

:

:

:

: