Asrın seçimi kapıda

Büyük Britanya, bu Perşembe 21’inci asrın en ‘hayati’ seçimini gerçekleştiriyor...
Büyük Britanya, bu Perşembe 21’inci asrın en ‘hayati’ seçimini gerçekleştiriyor...
Siyasi yorumculara göre 2’inci Dünya Savaşından bu yana yapılacak en önemli genel seçimde, son kamuoyu yoklamaları 13 yıldır ana muhalefetteki Muhafazakâr Partiyi seçimlerin galibi olarak işaret ediyor. Onu Liberal Demokratlar, arkasından iktidardaki İşçi Partisi izliyor.
Başbakan ve İşçi Partisi Lideri Gordon Brown, Muhafazakar Parti Lideri David Cameron ve Liberal Demokrat Parti lideri Nick Clegg seçimden önce 3 hafta , arka arkaya Perşembe günleri SKY, ITV ve BBC TV’lerine çıkıp, siyasi görüşlerini sergilediler.. İngiliz siyasi tarihinde bir “ilk” olan “tartışma” programlarında liderler, parti manifestolarını, iktidara gelirlerse neler yapacaklarını açıkladılar. Birbirleriyle tartıştılar, önemli konulara parmak bastılar..
Perşembe gece yarısına doğru, ülkeyi 5 yıl idare edecek , iktidara gelecek parti aşağı yukarı belli olacak.. Şu anda hiçbir partinin tek başına iktidarı alabilecek güçte olmadığı tahmin ediliyor. Ancak Perşembe günü sandıklar açılıp, oylar sayılmaya başladıktan sonra sürprizler de olabilir.. 650 sandalyelik Westminster’da, tek başına bir partinin iktidara gelmesi için 326 milletvekilini kazanması gerekiyor.. Ancak , geçerli bir hükümet için , 326’dan 15-20 daha az milletvekilinin de yeterli olabileceği ifade ediliyor…
TV açık oturumlarında, en rahat lider şüphesiz bugüne kadar hiç iktidara gelmemiş Liberal Demokratların lideri Nick Glegg’di. 3 küçük erkek çocuk babası Clegg’e “yeni Obama” diyenlerin sayısı az değil Britanya’da. Tecrübesizliği, iktidar tecrübesi bulunmayan bir partinin lideri oluşu, Clegg’in üzerindeki olumsuz etiketler…
Bu seçimlerde en büyük etken, ülkenin ekonomik geleceğine ilişkin çözümü sunacak formülde buluşuyor.
Küresel krizin Avrupa’da en fazla etkilediği İngiltere’de, önce bankaların birbiri ardına iflası, faturanın devlete havale edilmesi, ardından hemen hemen tüm milletvekillerinin adının karıştığı ‘harcama’ skandalı... Ülke tarihinde ilk defa 2,5 milyonu aşan işsizlik rakamı.. Ekonomiyi tam anlamıyla dize getirdi ..Seçimlere bunların gölgesi altında giriliyor..
Zaten üç liderin tartıştığı TV programlarında da ana tema ‘ekonomi’ydi...
Başbakan Gordon Brown, ülkenin ekonomisini 13 yıldır idare eden kişi… İşçi Partisinin iktidarındaki 11 yılı Maliye Bakanlığıyla geçen Brown, bu konuda ülkeyi düzlüğe çıkartacak tek kişi olarak kendini ve partisini görüyor…
Margaret Thatcher iktidarının mirasçısı Muhafazakar Parti , 1997’den bu yana iktidar için yanıp tutuşuyor.. Ve bu kez seçimleri kazanmak için ellerindeki en büyük kozun, “ekonomi” olduğunun bilincinde.. Devletin harcamalarını önemli ölçüde kısıp, başka alanlara kanalize etme formülleriyle seçmenin karşısına çıkıyor… Devletin sırtından milyarlarca sterlinin akıtıldığı “ sosyal devlet yardımları” sistemini, bir yerde azaltma hedefiyle iktidara talip Muhafazakarlar..
İşçi partisi ise bu sosyal yardımları artırıp, devam yoluna gitme sözü dışında, vergi reformları, diğer devlet harcamalarıyla işi sürdürme niyetinde..
Bir yanda Hindistan, Çin gibi dünyanın klasik ekonomilerine baş kaldıran, meydan okuyan yeni ekonomi devleri... Ve yakın tarihe kadar tekstil, otomotiv, madencilik sektöründe dünya devleri arasında yerini alan İngiltere’nin, yeniden girişimci, önder ruhu yakalamasını hedefleyen Muhafazakârlar…
Seçimin temelinde ise, ülkenin ekonomik refahını hangi partinin düzlüğe çıkaracağına ikna edilmiş seçmen yatıyor...
Ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi The Sun’dan sonra, basın imparatoru Rupert Murdoch’un bir başka önemli gazetesi The Times da 18 yıl aradan sonra ilk defa “Muhafazakârları” desteklediğini başyazısıyla açıkça ilan etti…
Bu kez İşçi Partisinin işi zor…
Türkiye açısından seçim sonucu bizi nasıl etkileyecek? İşçi Partisi iktidarı önce Tony Blair, ardından Gordon Brown ile Türkiye ilişkilerini en üst düzeyde tutma gayretini açıkça sergiledi. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda en büyük destekçisi oldu.
Muhafazakârların bu yöndeki tutumu da benzerlik sergilemekle birlikte, iktidara gelirlerse izleyecekleri yolu şimdiden kestirmek zor…
Hiçbir partinin hükümet kuracak milletvekili çıkaramaması durumunda kurulacak koalisyon hükümeti içinse şimdiden hesap yapmak zor…
Perşembe günü Büyük Britanya’da kararlısı, kararsızı milyonlara seçmen bu duygularla sandığa gidip, kendilerini 5 yıl boyunca idare edecekleri seçecek..
Sonuç ne olursa olsun, hiçbir şey Britanya adasında eskisi gibi olmayacak.
Bu haber 550 defa okunmuştur

:

:

:

: