Bir başkadır benim memleketim

Her konuya olduğu gibi spora ve sporcuya da gerekli önemi vermediğimiz bir gerçek.
Her konuya olduğu gibi spora ve sporcuya da gerekli önemi vermediğimiz bir gerçek. Bir toplumun en dinamik, en güvenilir ve ileriye yönelik tutunacağı tek dalı elbette gençliğidir. Gençliğe yapılan her yatırım, toplumun geleceğine yapılan en önemli katkıdır. Bakmayın bizim ülkemizde her işin tersi yapılıyor. Başka ülkelerde öyle değil. Genç insanlarımızın, gerek fiziksel gereksel zihinsel gelişimi için en önemli olay spordur. Biz de sporun ve sporcunun ilerleyebilmesi, gelişebilmesi için hiçbir atılım yoktur. Sebep her zaman arkasına sığındığımız ambargolar.
Zorluklar içinde mücadele eden spor kulüplerimiz var. Seçim zamanları yardım alan yemekler düzenleyen piyango biletleri satan ve siyasete atılmak için ilk basamak olarak görülen en önemli sivil toplum örgütleri spor kulüplerimizdir. Kulüplerimiz, spora siyaset karıştırılmaz anlayışının geçerli olmadığı bir sistemin en önemli parçalarıdırlar. Bu sistemin parçası olmak zorundadırlar. Çünkü başka türlü bir gelir elde edemezler. Bu katkıların nerelerde kullanıldığı elbette sorgulanabilir. Kulüp binası olmayan, belli bir geliri olmayan spor kulüplerimiz vardır ki birçok sporcuyu barındırır ve bu sporcuların gelişimine katkı koyar. Bu topluma yapılan çok önemli bir katkıdır. Dışa kapalı ve sadece kendi içimizde sürdürdüğümüz bu mücadelenin takdir edilmesi elbette gereklidir. Ama sporun siyasi çıkarlara alet edilmesi de o derece kınanmalıdır. Spor ve sportif faaliyetler, sportif organizasyonlar o kadar önem kazanmıştır ki bu olaylar için dünyanın birçok ülkesi inanılmaz paralar harcıyor. Bu tür organizasyonların ev sahipliğini yapacak olan ülke hem tanınma hem de maddi kazanç anlamında, büyük bir getirinin de sahibi oluyor. Hal böyle iken bir sportif organizasyonun, ev sahipliğini yapabilmek için aday ülkeler arasında bir rekabet yaşanır. Sonuçta bu rekabetin bir kazananı olur. Bu rekabet sporcular içinde geçerlidir. Ve bu rekabet sırf düzenlenen organizasyonlarda değil, her zaman için ve her spor dalı için geçerlidir. Kazanma güdüsü, sportif mücadelenin temelidir. Bu düşüncenin sınır tanımadığına zaman zaman tanık oluyoruz. Kazanmak için sporun ruhuna uymayan, sporla bağdaşmayan bazı girişimler yapılabiliyor. Mesela; Şike denilen ve sadece bir tarafın isteği ile değil birden fazla tarafın, karşılıklı kazanç elde etmesine dayanan yasa dışı harekete girişmesi veya Doping denilen insan sağlığını da tehdit eden ve uluslar arası bir suç sayılan girişimin yapılması. Ülkemizde bu konu ile ilgili bir seminer düzenlendi ve Dopingle Mücadele Kurulu Başkanı Dr. Hikmet Yücel konunun önemine bir kez daha dikkat çekti. Benim anladığım durum gerçekten vahim. Yenidüzen Gazetesinden Sayın Kamil Kolcu konuyu haber yaparak kamuoyunun önüne getirdi. Umarım gereken önem verilir. Çünkü söylenenler gerçekten ürkütücü boyutta. Dr. Hikmet Yücel konuya yeterli önemin verilmediğini belirterek olayı özetliyor “Biri ölecek”. Bazı antrönerlerin bilerek bu ilaçları sporcularına verdiğini bildiğini söyleyen, Dr. Yücel bu konuya ilgisiz kalınmasını da şöyle eleştiriyor “Dopingle mücadelenin getirisi yok, yani oy yok. Veya yandaş, akraba yok iş verilip desteklensin”. Bu sese kulak verilmesi gerektiğinin, altını şiddetle çizmek istiyorum. Ama gerçeği söylemem gerekirse umudum yok. Bu konu, temennim değildir ama birinin başına kötü bir olay gelince gündeme gelir, üç gün tartışılır sonra kalınan yerden devam. Her zaman olduğu gibi. Memlekette insan hayatından daha önemli(!) sorunlar var. Kim hükümet kurmuş, kim destek vermiş, kimler bakan olmuş. Tam bu noktada aklıma şu şarkı geldi “Bir başkadır benim memleketim”.
Bu haber 444 defa okunmuştur

:

:

:

: