İsrail Krizi, artan terör ve müzakere masası

Türkiye’nin komşuları ile sıfır sorun politikası anlayışı ile başlatmış olduğu olumlu girişimler, Türkiye’nin bölgede etkin, uzlaşmacı ve arabulucu rolünü güçlendirdi.
Türkiye’nin komşuları ile sıfır sorun politikası anlayışı ile başlatmış olduğu olumlu girişimler, Türkiye’nin bölgede etkin, uzlaşmacı ve arabulucu rolünü güçlendirdi. Türkiye, AKP yönetimi ile AB yolunda istekli adımlar atarken, daha önceki yönetimlerden farklı olarak bir yüzünü de batı dışındaki devletlere çevirdi. Yunanistan ile işbirliği anlaşmaları imzalarken, Rusya ile vizeyi kaldırdı. İran ve Brezilya ile Uranyum takas anlaşması yaptı. Arap ülkeleri ile yakınlaşırken ayni zamanda diğer Türk devletleri ile iyi ilişkiler kurdu. Yani bölgesinde güçlü ve tarafsız bir ülke imajı yarattı. Şimdilerde tartışılan konu, Türkiye’nin AB’ye mi, yoksa AB’nin Türkiye’ye mi ihtiyacı olduğu.

Türkiye’nin bu yükselişi elbette birilerini rahatsız etti. Başta tabi ki İsrail bu durumdan hoşnutsuz. ABD’nin de bu durumdan pek memnun olduğunu söyleyemeyiz. Kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi çıkarları için politikalar üretebilen, süper güç olmaya aday bir Türkiye, elbette ABD’nin işine gelmez. Bu noktada İsaril’in, Filistin halkına yardım ulaştırmak için yola çıkan bir sivil, Türk gemisine yaptığı saldırının başka boyutları da olduğu akıllara geliyor. Hatırlanacağı gibi, Türkiye başbakanı Sayın Erdoğan geçen yıl İsviçre’nin başkenti, Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e dünyanın gözü önünde adeta fırça atmış ve bir slogan haline gelen “One Mınute” çıkışını yapmıştı. Bu çıkış özellikle Ortadoğu ülkelerinde büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve bu coğrafyada yaşayan, ezilen, batılı ülkelere ve tabi ki İsrail’e tepkili olan bölge insanı tarafından sahiplenilmişti. Bu olaydan sonra Türkiye’nin Ortadoğu da ki yükselişi hızlanmaya başladı. Bu yükseliş elbette herkesi memnun etmiyor. İsrail’in gerçekleştirmiş olduğu ve asla kabullenilmeyecek bu saldırı, aslında planlanmış daha önceden hazırlığı yapılmış bir eylemdi. Ama bu kadar tepki göreceğini ve Türkiye’nin böylesi etkin bir kınama politikası organize edeceğini, bana göre düşünülememişti. Bu saldırıdan sonra yaşanan süreçte, başta BM ve NATO olmak üzere birçok uluslar arası kuruluş kınama yanında, bağımsız bir araştırma kurulunun kurulmasına karar verdi. Sonu ne olur bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki o da inişli çıkışlı bir grafik çizen, Türkiye İsrail ilişkilerinin bundan sonraki süreçte pek de iyi olmayacağı.

Türkiye, en üst düzeyde İsrail’e tepkisini şekillendirirken, TBMM’de bir bildirge yayınladı. Bildirgede İsrail’in özür dilemsi, bir araştırma komisyonu kurulması, siyasi ve askeri ilişkilerin gözden geçirilmesi gibi başlıklara yer verildi. Türkiye de yaşanan gelişmeler sadece İsrail ile yaşanan diplomatik kriz değil. Artan terör olayları ve ölümle sonuçlanan terörist saldırılarda, Türkiye’nin başını ağrıtıyor. Türkiye’de böyle bir tablo yaşanırken, Kıbrıs’la ilgili bir olayda bir anda gündeme düştü. Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu ve Rum lider Hristofyas arasında gerçekleşmesi beklenen görüşme, Hristofyas’ın kişisel nedenlerle görüşmeye gelmemesi üzerine yapılamadı. Konuyla ilgili yapılan açıklamalar böyle. Daha sonra bir de iyimser açıklama yapıldı. Görüşme liderler arasında değil heyetler arasında yapılacak. Liderler Sayın Downer’in, ABD dönüşünden sonra bir araya gelecek. Görüşmeler aksaya bilir. Beklenmedik durumlar olabilir. Ama sonuçta, Kıbrıslı Türkleri temsilen, hazırlanan ve müzakere masasına gelen bir lider ve bir heyet vardır. Beklenmedik durum ne olursa olsun, gerekçeleri ile karşı tarafa bildirilmelidir. Sayın Eroğlu’nun yaptığı açıklamalardan rahatsızlık duyuluyorsa, bu bizzat BM yetkililerine ve Sayın Eroğlu’na bildirilmelidir. Bu son anda hiçbir bildirim yapılmadan görüşmeye gelmeyi etkileyecek bir durum değildir. Bu benim fikrim. Asla kötü niyetli olarak bilinmek istemem ama içimdeki şüpheyi de paylaşmadan geçemeyeceğim. O şüphe de Türkiye’nin İsrail’le yaşadığı krizin, artan terör olaylarının ve Kıbrıs sorunun müzakere edildiği masanın, Rumlara ait tarafının gerekçesiz olarak boş bırakılmasının bir tesadüf olup olmadığıdır. Benim ki sadece kuruntu olabilir. Hatta saçma gelebilir. Bunları ilerleyen günlerde, gelişmelere bakıp değerlendireceğiz.
Bu haber 498 defa okunmuştur

:

:

:

: