Seller, yangınlar ihmaller

İklimsel anlamda hiçte alışkın olmadığımız bir yıl yaşıyoruz. Aşırı yağışlar sebebiyle hiç beklemediğimiz anlarda hiç beklemediğimiz durumlara düştük.
İklimsel anlamda hiçte alışkın olmadığımız bir yıl yaşıyoruz. Aşırı yağışlar sebebiyle hiç beklemediğimiz anlarda hiç beklemediğimiz durumlara düştük. Sel baskınlarının yarattığı maddi, zararlardan çok içine düştüğümüz aciz duruma üzülmeliyiz aslında. Bu olaylar ülkemizin alt yapı eksikliklerini, gündeme getirirken, bu eksikliklerin nasıl giderileceği konusundan çok bir suçlu arama, bir günah keçisi bulma çabası tartışıldı günlerce. Aslında ilk yapılması gereken sorunlara çare olacak fikirlerin tartışılması idi. Ama bizim toplumsal eksikliğimiz, her şeyden her olaydan bir pay çıkarma, bu payı birilerini karalamaya, birilerini suçlu ilan etmeye kullanma, yine ortaya çıktı. Sonuca baktığımızda, maddi manevi kaybeden toplum olarak yine bizleriz. Kimimiz evini, arabasını, kimimiz sorun çözücü olarak bildiklerimize güvenimizi kaybettik. Bu olayların üzerinden hatırı sayılır bir süre geçmiş olmasına rağmen, zarara uğrayan bölgelerde ve kamusal alanlarda henüz istenilen iyileştirmeler maalesef yapılabilmiş değil.

İnsanlar maddi kayıplarının karşılanmadığından yakınıyor hala daha. Herkesi memnun etmek elbette kolay değil. Ama çoğunluk memnun değilse, ortada ciddi bir sorun vardır. En fazla zarar gören ve toplumun en çok ihtiyaç duyduğu kamusal alan elbette, Lefkoşa Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesidir. Ülkemizin en büyük hastanesinde sağlık hizmetleri halen tam anlamıyla verilemiyor. İlk olarak Ocak ayında Güzelyurt’ta, daha sonra Şubat ayında Lefkoşa ve Girne’de yaşanan aşırı yağışlardan akıllarda kalan en önemli nokta, Lefkoşa Devlet hastanesinde, yaşanan ölüm olayları ile ilgili kesin bir bilginin, net bir raporun henüz ortaya çıkmaması.
Hastalarını kaybeden insanlar henüz bekledikleri tatmin edici cevabı bu gün itibarı ile alamadılar. Amacım, üzücü olayları yeniden gündeme getirip yara kanatmak değildir. Ama devlet sorumluluğu artık kendini göstermelidir. Yaz mevsimine girdik ve bir sel hatta yağış olasılığı yok denecek kadar az. Ama bu durum tedbirsiz olmayı, eksik noktaları gidermeyi engellemez. Bu tür olayların, zararlarını en aza indirmek için ilk yapılması gereken, bu olayların başımıza gelebileceğini kabul etmektir. Alt yapı yatırımları, yaşanabilecek her türlü olay düşünülerek yapılmalı. Betonlaşma ve çarpık yapılaşma, kaçak inşaatlarla ilgili uygulamalar yasal bir zeminde yapılmalı ve etkin bir denetim mekanizması kurulmalı. Bu gün bunları niye yazıyorum. Gündemimiz çok çabuk değişiyor. Toplum olarak deyim yerinde ise balık hafızalıyız. Bu satırlar sadece hatırlatma olsun diye, kaleme alınmıştır.

Kötü bir kış dönemi geçirdik. Fakat yaz aylarının gelmesi ile rahatladığımız söylenemez. Yaz aylarında da yaşanabilecek kötü olaylar vardır. Bu olayların ilk başta geleni elbette yangınlardır. Nitekim üst üste çıkan yangın olayları ile dikkatler bu olaylara ve bu konudaki eksikliklere yöneltildi. Öncelikle yangın olaylarını, en aza indirmek için gerekli tedbirleri alıyor muyuz? Bu sorunun karşılığını olumlu olarak verebildiğimiz gün bu tür olayların azalacağından kuşkunuz olmasın. Yangın olayları her yerde yaşanabiliyor. Bunu tümüyle engellemek mümkün değil. O zaman tedbirli olmak şart. Tedbir kavramına, evimizde, işyerimizde, bahçemizde ve de çevremizde alabileceğimiz önlemleri kata biliriz. Stratejik önemi olan yerleri belirleyip, merkezi yerlerdeki itfaiye hizmetlerini daha geniş alanlara konuşlandırmak gereklidir. Mesela, organize sanayi bölgelerinde mutlaka ama mutlaka itfaiye istasyonları olmalı. Çok basit bir örnek; Lefkoşa çarşı bölgesinde, yani arasta ve asma altında ki bu bölgenin bir kısmı yayalaştırıldı, sık sık ve bitişik nizam şeklinde iş yerleri, dükkânlar var. Bu bölgede, Allah korusun bir yangın olayı yaşansa, itfaiye aracı buraya nasıl girecek? Bir şeyleri yaparken doğabilecek sonuçları da düşünerek yapmalıyız. Geçtiğimiz cumartesi günü yaşadığım bölgede bir yangın olayı yaşandı.

Erken fark edilmesinden dolayı çok büyük bir zarar yaşanmadı. Fakat biraz daha geç kalınsa yangının çevredeki evlere sıçraması an meselesi idi. Yangının sebebi oldukça üzücü, yoldan geçen bir arabadan atılan, sigara izmariti. Yani istediğiniz kadar itfaiye personeli istihdam edin, istediğiniz kadar araç gereç tedarik edin, hatta her yangından sonra tartışılan yangın helikopterlerinden beş tane alın, sebepleri en aza indirmek için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmediğimiz ürece ne yapsak nafile.



Bu haber 468 defa okunmuştur

:

:

:

: