Atlasjet vazgeçmeli

Yıllardır, aylardır, günlerdir tartışılıyor. Kimine göre iflas etti. Kimine göre iflas ettirildi. Aslında her şey güzel başlamıştı.
Yıllardır, aylardır, günlerdir tartışılıyor. Kimine göre iflas etti. Kimine göre iflas ettirildi. Aslında her şey güzel başlamıştı. 1974 yılında Türk Hava Kurumu ile yarı yarıya ortaklıkla kuruldu. THY’nin özelleştirilmesinden sonra hisseleri, Türkiye Özelleştirme İdaresi’ne geçti. Daha sonra tüm hisseleri “ADA Havacılık Taşımacılık Şirketi” aracılığı ile KKTC’ye geçti. Bu adeta bir bayram, bir zafer sevinci yaşatmıştı. Dönemin maliye bakanı Sayın Ahmet Uzun bu durumu şu cümlelerle açıklıyordu. “KTHY’nin KKTC’ye devrini misyon kabul ettik ve dün bu konuda önemli aşamalardan biri kaydedildi. Artık erk bizde” Evet, böyle söylüyordu, KTHY’nin KKTC’ye devredilmesine tanık olan dönemin maliye bakanı. Bu devrin üzerinden çok bir zaman geçmedi. Sıkıntılar baş göstermeye başladı. KTHY, KKTC’ye devredildikten on ay sonra, personel sayısı %50 arttı. Bu çalışanın veya toplumun suçu mu? Yoksa oy uğruna popülist politikaları, her şeye rağmen uygulamaktan vazgeçmeyenlerin mi?

Hükümet, geçtiğimiz günlerde beş bakandan oluşan bir heyeti, Türkiye’ye gönderdi.
Amaç KTHY içinde bulunduğu durumu değerlendirmek ve sorunun çözüme yönelik projeler

üretmek. Ortaya tek bir proje çıktı. KTHY için uzun zamandır konuşulan, beklenen fakat çeşitli nedenlerle, ertelenen bir son. Özelleştirme, yada hükümet yetkililerinin söylemiyle, özelleştirme değil beş yıllık bir süre için ortaklık kurulacak bir partner bulunması. İşin garibi, Türkiye Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’la yapılan toplantıda bu partner de hazırdı. Bir başka deyişle bu ortaklığın zemini daha önceden hazırlanmıştı. KTHY sıkıntıya girmeye, başladığı ilk dönemlerde, hükümet konuyu bizzat Türkiye Başbakanı, Sayın Recep Tayip Erdoğan’a aktarmıştı. KTHY’nin KKTC devredilmesinden sonra. Sayın Erdoğan 20 Temmuz kutlamalarına katılmak için adada bulunuyordu. Sayın Erdoğan, KKTC hükümeti yetkililerine zarar eden bir kurumun için bir şey yapamayacaklarını söyleyerek ekledi. “Havacılık zor iş size yapamayacağınızı söylemiştik”. Evet, bu devlet ve bu devleti yönetenler, Kıbrıs Türküne bir iş bilmezlik damgası daha vurdurdu. Kıbrıslı Türkler tembeldir, Kıbrıslı Türkler beceremez, Kıbrıslı Türkler hiçbir işin üstesinden gelemez söylemlerini ağızlarına sakız yapanların, ekmeğine bal sürdüler. Kimler? Bu devleti, bu toplumu yönetenler.

Bu konu daha çok tartışılır. Ama esas üzerinde durulması gereken konu, bundan sonra izlenecek yol nasıl olmalı. İkin gün içi geçerli olacak bir ihale açıldı. İhaleye sadece bir şirket teklif verdi. Anlaşmaya göre KTHY adı ile kalacak. Personel, sayısı mümkün derece korunacak, aksi durumda, gerekli önlemler alınacak, özelleştirme söz konusu değil, sadece beş yıllık ortaklık kurulacak, şirket düzlüğe çıkınca tekrardan eski haline dönecek. Bunlar hükümet kanadının aktardıkları. Peki, anlaşmanın diğer tarafındaki muhatap ne diyor? Kısaca, KTHY yaşamasını istiyoruz. Yatırımlarımızı güçlendirmek istiyoruz. İyi, güzelde her şey bu kadar basit, bu kadar masumane mi? Ödenecek miktar, milyon dolarlar. Bu parayı kimse, kimseye hayrına vermez. Atlajet kaç yıllık bir şirkettir. Sermayesi nedir? Kaç uçağı var.

Uçakların, kaçı kendi malı, kaçı kirada veya borçlu. Personele nasıl bir çözüm bulunacak. Şirket yetkilileri üç yıldır, KTHY ile ilgili görüşmeler yaptıklarını söylüyorlar. Bu işin aslı nedir? Kamuoyunda bunca, tartışma, bunca olumsuz düşünce dile getirilirken, Atlasjet bu anlaşmadan nasıl memnun kalacak. Bu şirketin ismi bu denli tartışılırken, nasıl hala daha KTHY ortak olmak için ısrarcı olunacak. Atlasjet bu ihaleden, şirketin kötü imaja maruz kalmaması için vazgeçmelidir. Ama inanınki bir şekilde çare bulunması da şirketin geleceği için gereklidir. Muhalefetin Ankara’ya başvurma önerisi de boş bir öneridir. Çünkü bu yol denenmiştir. Daha gerçekçi öneriler, sunulmalıdır. Sadece çalışanlarla oturma eylemi yapmak yeterli değildir. Devletin, turizmle ilgili şirketlerin, çalışanların, sendikaların ve tabi ki toplumun bu konuyu sahiplenmesi gereklidir. Devlet, kurumdan elini çekmelidir.

Yönetim kurulu bu işi bilen insanlar tarafından oluşmalıdır. Ve kurumun bugünkü durumundan sorumlu olan herkes, yargıda hesap vermelidir.
Bu haber 605 defa okunmuştur

:

:

:

: