Özelleştirmenin amacı ve zamanı

Son zamanlarda en çok duyduğumuz birkaç kelimeden biri özelleştirme kelimesidir. Son yazımda, KTHY’nin sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizmiştim ve kurumun bu gün içine düştüğü durumun sorumlularının yargıda hesap vermesi gerektiğini de iddia etmiştim.
Son zamanlarda en çok duyduğumuz birkaç kelimeden biri özelleştirme kelimesidir. Son yazımda, KTHY’nin sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizmiştim ve kurumun bu gün içine düştüğü durumun sorumlularının yargıda hesap vermesi gerektiğini de iddia etmiştim. Bu konu ile ilgili çeşitli mesajlar ve elektronik postalar aldım. Önemli bir çoğunluk devletin yükünün azalması anlamın da özelleştirilmenin bir çare olduğu yönünde idi. Bugünkü yazımı bu mesajlar ve görüşler doğrultusunda kaleme almak istedim. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki özelleştirme karşıtı değilim. İtiraz ettiğim nokta ve bana göre yanlış olan, bu girişimin zamanında yapılmaması. Yıllarca siyasi amaçlarla kullanılan, KTHY ve benzeri kurumlar zora girince elden çıkarılarak ve sorumluluktan kaçarak kurtarılamaz.

Özelleştirmenin en önemli katkısı tabi ki devletin yükünü azaltmasıdır. Demokratik bir düzenin en önemli göstergesi devletin, özellikle günlük yaşamdaki rolünün düzenleyici bir el olarak kalmasıdır. Toplumun seçme ve tercih hakkını kısıtlamadan devletçe düzenlemeler yapılabilir. Demokrasi, demokratik bir yaşam sadece sandık başına gitmek değildir elbette. Hayatın her alanında fikir sahibi, insanı ve birlikte yaşamayı önemseyen her konuda, söz sahibi olmak. Biz her şeyi devletten bekliyoruz. Belki de bu duruma biraz da alıştırıldık. Devletten bir şeyler beklemek, bunun karşılığında devleti yönetenleri tekrar, tekrar seçerek bir diyet ödemek. İnsanın kendi iradesi ile kendince doğruları bulmalı ve bunları savunmalı. Bizim ülkemizde her işin ilk adımı devlette başlıyor. Devlete vergi ödemeden hiçbir şey yapamazsınız. Gerekli harçlar yatırılmadan, bir inşaat başlayamazsınız, devlete hatırı sayılır harçlar ödemeden bir elektrik sayacı bağlatamazsınız. Her hizmetin maddi bir karşılığı olacaktır mutlaka, ama maddi olarak önemli girdileri olan bir kurumun zarar ettiğini düşünmek bana mantıksız geliyor.

Gelmek istediğim nokta KTHY ile başlayan ve başka kurumlara da yansıyan özelleştirme tartışmasıdır. Özelleştirme de amaç ne olmalıdır? Ekonomik varlıklar üstünde, kamunun yani devletin üstlendiği rolün minimuma inmesidir. Bu noktada TÜK, ETİ ve KIBTEK tartışılmaya başlandı. Üstelik KTHY ile ilgili yol haritası henüz belli olmadan. Hele KIBTEK’in bu tartışmalara taraf olmasını gerçekten anlayamıyorum. Toplum olarak ödediğimiz elektrik faturaları gerçek anlamda bir hayli kabarıktır. Ve kurumun başka girdileri de vardır. Bu durumda yaratılan tartışma ortamı gereksizdir. Bu kurumların adı olumsuz olaylarla anılarak hedef gösterilmesi güven anlamında önemli bir olumsuzluk yaratmaktadır. Çok ağır bir bürokrasi sistemimiz var. Toplumun en büyük, şikâyetlerinden biride budur. Devlet dairelerinde iş görecek olan vatandaş çok basit işlemlerin bile zaman aldığından ve bıktırdığından şikâyet ediyor. Özelleştirme ile bu bürokrasi engelinin ortadan kalkacağını söyleyen ve iddia eden insan sayısı da az değildir. Özelleştirme anlaşması yapılacak olan, yani özelleştirilen varlığa talip olanlarda, bu işin içinden gelmeli, yurt içinde faaliyet gösterenlere öncelik verilmeli. Kamu teşebbüslerinin, kar amacı gütmemesi, rekabet koşullarına karşı dirençsiz olmalarını sağlıyor. Özelleştirme, rekabet ortamı da yaratacağından kullanıcılar açısından da bir avantaj olacaktır. Yazımın ilk bölümünde de söylediğim gibi özelleştirmeye karşı değilim. Ama özelleştirme yapılırken zamanlamanın önemine inanıyorum.
Bu haber 449 defa okunmuştur

:

:

:

: