BM arkamızı sıvazlıyor

Geçtiğimiz günlerde yine alışık olduğumuz bir şekilde BM yetkilileri tarafından ruhumuzu okşayan sözler sarf edildi bu sözlere bayram edenler de var aramızda, işte bizi hep zafiyetimizden vurmaya devam ediyorlar.
Erkan Eğmez

Geçtiğimiz günlerde yine alışık olduğumuz bir şekilde BM yetkilileri tarafından ruhumuzu okşayan sözler sarf edildi bu sözlere bayram edenler de var aramızda, işte bizi hep zafiyetimizden vurmaya devam ediyorlar. Biz her zaman uslu ve söz dinleyen çocuk rolünü oynamaya devam ediyoruz, peki ne idi bu sözler;
Kıbrıs’ta müzakerelerden sorumlu BM yetkilisi sn. Downer geçtiğimiz günlerde Türk tarafının görüşmelerin 2010 sonuna kadar sonuçlanması konusunda daha istekli olduğu açıklamasını yaptı, işte bu söz bizim için çok yapıcı olumlu bir durumdur diye düşünenler ve sevinenler, ben olumsuz bir sözdür demiyorum yanlış algılanmasın değerli okurlar.
Ancak ne tuhaftır ki hep böyle oluyor;

Kuellar Belgesi
Gali Fikirler Belgesi
Annan Planı Belgesi

BM’nin tozlu rafların da yerlerini aldı bu belgeler en son en kapsamlı belge olan Annan Planı referandum sonucuna göre planın yaratıcısı olarak ismini de alan sn. Kofi Annan’ın yazdığı rapor BM Güvenlik Konseyi’nde okunmasına izin bile verilmedi ve Tüklerin evet kararı yine havada kaldı, Rumlar ise hayır dedikleri halde durumların da bir değişiklik olmadan yollarına devam peki bu sonuç adil mi?
Ancak KKTC ilan edildiği zaman anında 540 sayılı karar ile devletin tanınması BM tarafından engelleniyor, KC anayasasına aykırı davranıyor BM 1960 kurulan KC iki taraftan oluşuyordu ancak taraflardan biri olan Türk tarafı temsil edilmemesi halinde bile tanınmış bir devlet statüsünde yoluna devam ediyor.
Annan planına evet deyinde kurtulun sözleri yine havalarda kaldı, bizim güzel övgülere karnımız tok kaldırın BM güvenlik konsey kararlarını da KKTC rahat nefes alsın,

KC anayasasında bile ortak yaşam gerçekleşemez ise ayrılık kaçınılmazdır diye gizli bir ruh vardır.

AB insan hakları prensibine çok da aykırı değil Kıbrıs Türk halkının kurduğu yaşam şekli, çünkü neticede huzurlu ve güvenli yaşam hakkı Rumlar için ne kadar haksa Türkler için de o kadar haktır.

40 yıldır müzakere süreçlerinde hep uyumlu gözüken taraf biz oluyoruz ancak mağdur edilen taraf da biz oluyoruz, bu süreçlerin artık sonlanma zamanı gelmedi mi doğrusu merak ediyorum. Sn DOWNER sırtımızı sıvazladı, 2010 sonuna ne kaldı ki peki Rum tarafı eğer yılsonuna kadar görüşmeleri sonlandırma kararlılığında olmaz ise sn. Downer BM genel sekreterine Kıbrıs Türklerine haksızlık oluyor tanınma yasağı kaldırılmalı diye görüş belirtecek mi? Esas bu olmalı yoksa yine birkaç tatlı kulağa hoş söz ile süreç geçiştirilecek mi merak etmemiz bu olmalı.

Tatlı söz ve taltiflere karnımız tok bence bunları geçme zamanı eğer Birleşik Kıbrıs olması gerçekten güç ise ne olacağımızı bilmemizin zamanı geldi çünkü KC iki taraflı bir devlet olması gerekirken Türkler dışlanmıştır ve anayasa delinmiştir, bu şekilde hukuki zeminden yoksun bir ortaklık devleti haksızca AB üyesi de yapıldı ve bizi de yutmaya çalışıyor, o zaman bizim de yılsonuna gelirken geleceğimizi görmemiz de hakkımız.
gelişmeleri adım adım takip etmeye devam edeceğiz.

Bu stratejik Kıbrıs adasında siz yerinizi belirlemezseniz sizin adınıza başkası rol biçer bu da sizin kaderiniz olur, onun için uyanık olmak şart.
Bu haber 272 defa okunmuştur

:

:

:

: