Elvanım ela gözlüm

Ah be bir tanem, ela gözlüm! Biliyor musun mantığım durdu? Seni küçük bir sayfaya sığdırmak mümkün mü? Sayfalar dolusu kitaplara yazmalıyım dünya insanına okutmalıyım o güzel yüreğini, bakış açını, duruşunu haykırmalıyım kâinatın derinliklerine.
Ah be bir tanem, ela gözlüm! Biliyor musun mantığım durdu? Seni küçük bir sayfaya sığdırmak mümkün mü? Sayfalar dolusu kitaplara yazmalıyım dünya insanına okutmalıyım o güzel yüreğini, bakış açını, duruşunu haykırmalıyım kâinatın derinliklerine. Seni yazmak seni anlatmak çok zor be bir tanem. Dünyayı tanıdığın gün dört elle sarılmıştın hayata. Annen, baban, kardeşlerin her gün bir şeyleri öğrenmek, okulunda başarılı olmak, yeni yeni dostlar edinmekti amacın. Geleceğe güvenle bakardın. O kadar cıvıl cıvıldın ki hiç kimseyi üzmez herkesi her şeyi severdin. Babacığının enstrümanından yükselen nağmelere karışırdı sesin. Müzik, dans sana huzur verirdi. Esprilerin bizleri kahkahalara boğardı. Çiçekleri,kelebekleri,çocukları bir başka severdin.Nerde bir yaşlı görsen saatlerce sohbet ederdin.
Zaman ilerledikçe okulundan ayrı folklor derneğinde başarıdan başarıya emin adımlarla koştun. Öte yandan öğretmenlik, tiyatroculuk ama her şeyden önce sahnede bir kuğu gibiydin. Aynı havayı aynı ortamı paylaştığın dünya iyisi öğretmen olan biricik Yunus'una aşık oldun sevdalandın. Büyük bir aşkla gelecek hayallerinin hazırlıklarına başladın. Nişan günü üzerindeki pembe elbisen seni bir o kadar daha güzelleştirmişti. Bir prenses olmuştun. Düğün hazırlıkların kapıdaydı. Kendi elinle dikmiştin gelinliğini. Nakış nakış işlemiştin her yerini. El ele vermiştin Yunus'unla birçok hayaller kurmuştunuz. İkinize de güzellikler yakışıyordu. Acı haber hepimizi can evimizden vurdu. Canından çok sevdiğin biricik babacığını yeşil gözlümüzü canımızı, kanımızı, zamansız kaybetmenin acısını içimize gömdük. İlerleyen zamanda ellerinle diktiğin gelinliğini giydin. Babacığını (VEYSİ MAŞERA) kabrinde ziyaret ettikten sonra Yunus Özerdem biricik aşkınla düğün salonuna geldin. Ah be Bir tanem! Gözyaşlarımıza engel olamadık. Babacığının zamansız göçü hepimizi derinden yaraladı, onun göçüne inanmak istemezdik.
Bize şaka yaptı derdik. Oğlunu Hasan'ını dünyaya getirdiğin gün ne çok mutlu olmuştun. Daha dün gibi ela gözlerine ışık doğmuştu. Oğlun, Yunus’un her şeyin olmuştu. Anlatır anlatır dururdun. Oğlum okuyacak annesi,babası gibi dans edecek,bizleri severken hep iki gözüm canım derdin. Elvan'ım canım iki gözüm, bu kahrolasıca asrın vebası kanser neden geldi seni buldu. Öğrendiğimiz gün bütün akrabaların kenetlendik, doktorlar ne dediyse onu yaptık. Ne büyük savaşlar verdin. Ankara'ya gittin ve oradan geldin. Bir gün bile şikâyet etmedin. Hep şükrettin. Ben çok iyiyim sözcükleri dökülürdü ağzından. Ah Elvan'ım ah! Sen bizim gözbebeğimiz, canımız kanımız, anneciğini, Yunus’unu ya biricik oğlunu, kardeşlerini, Elif'ini nasıl bırakıp gidersin? O kadar küçüksün ki hangi yürek dayanır yokluğuna? Seninle biz çok mutluyduk,seninle gurur duyardık,seni bu kadar çok seven yürekleri nasıl terk edersin? Bütün Güzelyurt Bostancı halkını mateme boğdun. Ne çok sevenin var. Cami kabristan insan seli ile doldu taştı. Gözyaşlarımız sel oldu, fidan boylum ela gözlüm bu nasıl bir ateş? Yaktın yüreğimizi alev alev canımız yanıyor, içimiz acıyor. Mantık durdu her zaman söylediğim gibi iki günlük bir dünya bir varmış bir yokmuş ama böylede olmaz ki. Haksızlık haksızlık bu. Babacığının kabri başına bir çam ağacı dikmiştim. Kocaman oldu nasıl da dalları sardı sarmaladı ikinize gölge oldu. O kadar çok hatıranı bıraktın ki geride mevlit sonrası tek tek odalarını gezdim, Tanrım inanamadım. Önceleri bu denli alıcı gözle bakmadım. Ellerinle ne çok panolar, heykeller yaptın. Hepsi birer değerdir. Nakış nakış süsledin duvarları, sehpaları. Bahçendeki yaseminler çiçek açtı; mavi mavi, beyaz beyaz. Ne çok severdin çiçekleri. Bir kamyon dolusu rengârenk çiçeklerle süsledik kabrini. Babacığına canım abiciğime emanet ettik seni. Toprağın bol, mekânın cennet olsun. Şimdi sen bir melek gökyüzünde her zaman olduğu gibi o güler yüzünle bizlere gülümsüyorsun. Ah Elvanım sen rahat uyu bıraktığın emanetlerini sonsuza kadar yaşatacağız. Yüce sevgimiz daha çok yücelecek. Sen yeter ki rahat uyu. Bizlere hissettirmiyordun acılarını son saate kadar hepimizi öptün öptün sevdin. Biz de seni çok çok seviyoruz. Bize bir şaka yaptığına inanıyoruz. Babacığın gibi hep kalbimizde, yüreğimizde, beynimizde hep bizimlesin seni çok çook seviyoruz.

Elvan Özerdem
Bir Anne
Bir Öğretmen
Bu haber 1970 defa okunmuştur

:

:

:

: