Böyle bir dünyada baba olmak zor

Allahın insanoğluna bahşettiği en yüce duygulardan biri şüphesiz babalık duygusudur.
Allahın insanoğluna bahşettiği en yüce duygulardan biri şüphesiz babalık duygusudur.
Bir insana hayat vermek, bir cana can katmak... Baba olmak sırf çocuk sahibi olmak değildir elbette. Bir insanın gelişimine, bir insanın büyümesine, kendi kendine yeten bir birey olmasına yardımcı ve tanık olmak; hem sevmek, hem kızmak, onlar için sadece iyiyi, güzeli düşünmek ve istemek. Bizler toplum olarak, büyüklerimize, atalarımıza, çoluk çocuğumuza bağlıyız. Kendimizden önce onları düşünürüz. Değişen zamana ve nesle göre, bazı değerler değişse de bizde değişmeyen tek şey aile bağlarıdır.
Ben babamı kaybettiğim zaman 18 yaşındaydım. Tam 17 yıl oldu. Babamı özlerken baba oldum. Çoğu zaman düşünürüm babam olsaydı bugün nasıl bir yaşantım olurdu diye.
Mutlaka çok farklı olurdu. Lefkoşa’da trafik kazası yaptım, kaza yaptığım insanın babası Lefke’den kısa bir sürede gelmişti. Benim yanımda kimse yoktu. Babam hayatta olsaydı, her ne pahası olursa olsun yanıma gelirdi. Bu her zaman için aklımdan geçen bir düşüncedir. Üniversite sınavlarını kazandığımı öğrendiği gün, yaşadığı mutluluğu bugün gibi hatırlarım. Hasta olduğum bir gün, gözyaşlarına boğulup kulağıma fısıldadığı şu sözleri hiçbir zaman unutamam “Evlat, babam öldüğünde bile ağlayamadım, ama sen beni ağlattın”. İşte hastalandığım zaman böyle söylüyordu babam, beklide hayatı boyunca ilk defa ağlıyordu. Şimdi onu çok iyi anlıyorum. Sizlere anlattığım, benim hayatıma ait bu kesitler, birçoğumuzun hayatında mutlaka yer almıştır.
Baba olmak gerçekten zor! Bir düşünün, anlamsız bir savaşın ortasındasınız, çocuklarınızın hayatı tehlikede, üstelik kendi ülkenizde, kendi topraklarınızda. Mesela; Anavatan Türkiye de yıllarca gözünden sakındığı büyütüp, Hakkâri’ye, Şırnak’a veya yıllar önce, Kıbrıs’a vatani görevini yapmak üzere gönderdiği evladının acı haberini alan bir babayı. Yine Türkiye’de kandırılıp, dağa çıkartılan hangi amaca hizmet ettiğini dahi bilmeyen gencecik insanların cenazelerini bile alamayan, mezarının yerini bile bilmeyen babaları. Baba olmak gerçekten çok zor! Hele böyle bir dünyada! Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de çocukları kucağında can veren, gözyaşları ile yaşadığı acıyı haykıran babaların neler yaşadığını kim nasıl anlayabilir veya kim nasıl izah edebilir. Çocuğu kaybolan, kaçırılan, yanlış yollara sapan, istemediği zamanlarda istemediği hayatları yaşayan, babaların yüreğindeki evlat acısını kim anlayabilir. Bu dünyada, bu çıkar kavgaları sürdüğü sürece evlatlarda yitirilir, babalarda ağlar.
Ve bu noktada kimse yitirilmesin, kimse ağlamasın sözü sadece temenni olarak kalır.
Bu haber 438 defa okunmuştur

:

:

:

: