Her şey parası olan için

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Akdeniz’in üçüncü büyük adası Kıbrıs’ın kuzeyinde, 15 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve hürriyet umutları ile kurulmuş, her türlü olumsuzluğa rağmen kurumları ile siyasi yapısı ile yaşamaya çalışan ve sadece Türkiye tarafından tanınan bir cumhuriyettir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Akdeniz’in üçüncü büyük adası Kıbrıs’ın kuzeyinde, 15 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık ve hürriyet umutları ile kurulmuş, her türlü olumsuzluğa rağmen kurumları ile siyasi yapısı ile yaşamaya çalışan ve sadece Türkiye tarafından tanınan bir cumhuriyettir. Bu cumhuriyetin kamu kurumları var, özel kurumları var, yasaları, kanunları var. Her ne kadar uygulamada aksaklıklar olsa da devlet olmanın gerekleri olan mekanizmaları var. Bu mekanizmaların en önemlilerinden biri de şüphesiz bankalardır. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıllarda özellikle ekonomik krizin ciddi anlamda hissedildiği dönemlerde istikrarlı ve güvenli politikalarla ayakta durabilen bankalarımız varken, bir biri ardına iflas eden ve devletin sırtına “MUDİ” yükünü bırakan bankalarımız da olmuştur. Bankacılık sektörünü sorgulamak için bu alanda tecrübem, konuyla ilgili yasal mevzuat açısından pek bir bilgim yok ama bir vatandaş olarak bankacılığın, hayatımı kolaylaştırmasını isterim.
Konuyla ilgili örnek bir olayı yeri gelmişken anlatmak isterim. Vatandaş, bu ülkede doğmuş, KKTC’nin her anlamda, her alanda yaşadığı sıkıntıları sindire sindire yaşamış. Yedi yaşında babasını kaybetmiş, bu memleketin okulunda okumuş, bu memleketin sınırında nöbet tutmuş, ekonomisine katkıda bulunmuş, bu memlekette evlenmiş. Bu devletin, bu memleketin bu insana, insanca hayatını sürdürebileceği bir iş ve başını sokabileceği bir konut borcu vardır. Bu memlekette bunların hiçbiri olmaz, ben de biliyorum. Ama anlattığım olay toplumun büyük bir çoğunluğu için geçerlidir. Özellikle genç nesil bu sıkıntıların tam ortasındadır. Acı olan insanımızın sıkıntıları, bir tek seçim zamanları hatırlanıyor. Seçimler bitince umutlarda bitiyor. Konuyu dağıtmadan devam edelim. Bu genç insan bir konut sahibi olmak için bankalara “Konut kredisi” için başvuruyor. Aldığı cevaplar karşısında ise adeta isyan ediyor. Bazı bankalar, özel sektör çalışanlarına kredi vermediklerini söylerken, bazı bankalarda “Eş değer” mallarına yani 1974 öncesinde Rum toprağı olan yerlere kredi vermediklerini söylüyorlar. İşte size KKTC’yi devletin verdiği koçanı tanımayan fakat bu memlekette iş yapan, insanlara kredi veren, verdiği kredinin yarısını masraf parası diye kesen, fahiş faizler uygulayarak yıllardır kazancına kazanç katan KKTC’nin milli bankaları.
Konuyla ilgili tam anlamıyla bilgi sahibi olmadığımı yazımın başlarında söyledim.Yanlışım varsa lütfen düzeltilsin. Ama böyle bir yasa olduğuna ihtimal vermediğimi de belirtmek isterim. KKTC devletinin koçanını, yasasını tanımayan bir yapı olabilir mi? Bu memlekette oluyor. Peki, yukarda örnek olması açısından anlattığım, genç bir insanın yaşadığı hayal kırıklığını, ülkesini terk etme noktasında olduğunu hangi makam nasıl izah edebilir? Bu gençliğe kim yol gösterecek, kim yardımcı olacak. Parası olanın okuduğu, parası olanın iş sahibi olduğu, parası olanın ev sahibi olduğu bu düzen nereye kadar sürecek. Devlet nazarında tüm vatandaşlar eşittir. Bu memleketten kazan elde edenler içinde ayni anlayış geçerli olmalıdır.
Bu haber 484 defa okunmuştur

:

:

:

: