Mağdur insanlar ülkesi

Kıbrıs, yıllar boyu kimseye yar olmamış, huzur bulmamış bir ada. Akdeniz’in bu güzel toprak parçası, tarih boyunca birçok milletin sahip olmak istediği bir coğrafyadır.
Kıbrıs, yıllar boyu kimseye yar olmamış, huzur bulmamış bir ada. Akdeniz’in bu güzel toprak parçası, tarih boyunca birçok milletin sahip olmak istediği bir coğrafyadır. Hititlilerden tutunda Venediklilere kadar birçok millet Kıbrıs adasını yönetmiş. Kıyıları ise korsanlar tarafından kullanılmış. Adanın Osmanlılar tarafından fethinden sonra adaya Türk nüfusun akışı başladı. Özellikle sanatkâr insanlar seçilerek, Anadolu’nun bazı yerleşim yerlerinden Kıbrıs’a getirildi. Amaç ülkede gereksinim duyulan üretken nüfus ve sanatkâr açığını gidermek, ada ekonomisini canlandırmaktı. Kıbrıs tam 307 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı ve tarih bilgilerine göre en huzurlu dönemler, Osmanlıların hüküm sürdüğü dönemlerde yaşandı. Kıbrıslılar olarak Rum ve Türk halkları beraber yaşamayı da denedi. Fakat bilindiği gibi bu deneme başarısız oldu. Ortak bir Cumhuriyet kuruldu, bu Cumhuriyetin ömrü üç yıl sürdü. Sınırlar ayrıldı. Artık yepyeni bir dönem vardı Kıbrıs’ta. Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyetine sahip çıktı. Uluslar arası tanınmışlık avantajı ile uluslar arası bir kimlik kazandılar. Kıbrıslı Türkler ise hak etmedikleri şekilde dünyadan soyutlandılar. Kıbrıs’ın kuzeyinde yeni bir yapı kuruldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıslı Türklerin yıllarca yaşadığı insanlık dışı muameleden kurtuluş umudu ve yıllarca süren esaretin intikamı oldu. Fakat buda yetmedi. Bu kez Kıbrıslı Türkler, tembellikle suçlandı, yan gelip yatmakla ve bedava para kazanmakla suçlandı. Anadolu’dan üretimi canlandırmak için gelen Türklerin torunları, üretimden koparıldı. Amaç devlete, siyasete, siyasetçiye muhtaç bir toplum yaratmak. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslılar, her zaman her konuda mağdur oldu.
Bu topraklarda yerleşmek isteyen ev yurt sahibi olmak isteyen insanlar mağdur oldu, yıllarca biriktirdiği maddi birikimini bankalara yatıranlar mağdur oldu. Bir sözle devlet dairelerine yerleştirilen insanlar suçluymuş gibi gün geldi mağdur oldu. Bin bir zorlukla ülkeye turist getirenler de gelenlerde mağdur oldu. Yurt dışına yerleşen ve yıllar sonra ülkesine yerleşme amacıyla tekrar gelen insanlar kendi ülkelerinde mağdur oldu. Çalışmak ve ekmek parası kazanmak için Kıbrıs gurbetine gelen insanlar, hiçbir güvenceleri olmadan çalıştırılarak mağdur oldular. Aynı şekilde, Kıbrıslı genç insanlar, Rum patronların yanında çalışırken mağdur oldu. Kıbrıs insanının mağduriyetini anlatmak için daha çok örnek verebilirim. Tabi ki “Mağdur” kavramının içinde olmayan kesimlerde vardır, Kıbrıs’ın kuzeyinde. Şimdi sorarım size, halkının çoğunluğu mağdur olan bir ülkede adaletten, fırsat eşitliğinden, gelir dağılımı anlamında dengeden bahsedebilir miyiz? Veya her şeyin yolunda gittiğinden, güllük gülistanlık bir ortamın varlığından. Lütfen bu soruların cevabını kendi kendinize sorun. Yazımı sonunu bir olayı anlatarak bağlamak istiyorum. Ercan hava limanında yaşanan olaylardan mutlaka bilginiz vardır. Antalya’ya gitmek için Ercan’da bekleyen ve yaşanan rezalete isyan eden bir kadının söyledikleri bana oldukça anlamlı geldi. Şöyle diyor Antalya yolcusu bir kadın “Lütfen Kıbrıs’ınıza sahip çıkın arkadaşlar”.



Bu haber 564 defa okunmuştur

:

:

:

: