Dereyi geçene kadar

Siyaset zor bir dönemden geçiyor. Zor günler ve çetin zıtlaşmalar yaşanıyor. Siyasi gündem, hükümetin ekonomik kararlara imza atması, çatışma ve gerginlik tansiyonların yükselmesine neden olmuştur.

Siyaset zor bir dönemden geçiyor. Zor günler ve çetin zıtlaşmalar yaşanıyor. Siyasi gündem, hükümetin ekonomik kararlara imza atması, çatışma ve gerginlik tansiyonların yükselmesine neden olmuştur. Haklılar ve haksızlar dedikoduları, halkın kahvelerde konuşmaları, gündeme dair analiz yapmaları, meşguliyet, iyi oluyor aslında. Yoksa adalılar ne konuşacak siyasete. Felsefe konuşmayan, ne, neden, niçin sorularını sorgulamayan, insanların dertlerine derman olamayan sistem tıkandı.
Öncelikle hükümetin 24 milletvekili ile bu işi sürdürmesi çok zordur. Gerçi güç elindedir ve unutmayalım ki, Tahsin Ertuğruloğlu hala orada duruyor. ÖRP ile koalisyon kurulabilir ve akla yatkın olan da budur. TDP de ortak alınabilir. Alternatifleri değerlendirip, yola devam edebilir UBP. KKTC hükümetsiz kalmayacaktır. Asıl olan, bu günlere gelene kadar UBP de bugüne kadar kimler ne avantajlar sağlamıştır. Kimler UBP’nin sırtından ihale ve birtakım kazançlar elde etmiştir? Halka ne gibi sözler verilmiş, hangi gençler iş vaadi ile kandırılmıştır? UBP eski UBP olmuş mudur acaba?
1976’dan bu yana UBP değmeyen bir yapıya mı sahiptir sorusunu sormak lazımdır. Kitlesel gücü tabana yayabilmiştir. Bu dönemde onu sorgulamak lazımdır. Umutla ve % 44 ile iktidar olan UBP bu gücünü halkına, vatandaşına, yani kendi partilisine verdiği sözleri tutmak için kullanabilmiş midir? Onlara iş, aş ve gelecek kurmak için verdiği vaatleri, hayata tutunmaya çalışan gençlerimize söz verdiği olanakları sağlayabilmiş midir? Gencecik, yeni evlenmiş bir gencimizin anlattıklarını dinleyince ve seçtiğimiz insanların koltukları kendi etrafından başkasına fayda sağlamaktan öteye gidemediğini görünce, düşündürücü saptamalar yapmamak imkansız gibi.

“Biz oyumuzu ailece yıllardan beridir UBP’ye veriyoruz” diyor gencimiz. “Fakat söz verilen hiçbir şey, 17 aylık dönemde yerine getirilmemiştir. Ben yeni evlendim. Bu sözler beni umutlandırdı, gelecek için hayata bakışımı değiştirdi. Fakat olan hiçbir şey yok ortada. Seçimler geçti, sözler unutuldu, iş bitti. Oysa önce milletvekili seçimleri, ardından cumhurbaşkanlığı ve en son yerel seçimlerde bizler üstümüze düşen görevi yerine getirdik. Fakat UBP bir türlü verdiği sözleri yerine getirmedi”, diyor gencimiz. “Her şey dereyi geçene kadarmış. Bunu anladım sonunda. İsyanım bundandır, başka bir şeye değil. Söz vermek, umut vermek, halkı kandırmak UBP’nin misyonu olamaz, fakat yapılanları gördükçe, bazı şeyleri anladım” diye devam ediyor gencimiz. “Her şey seçimi kazanana kadarmış.”

Şöyle bir analiz yapmak gerekirse, işin özü: Politika; yalan söyleme sanatıdır. Yıllar önce eski bir milletvekilimiz ve bakanımız, “Eğer parti başkanlığını kaybedersem, UBP’den ayrılmayacağım” deyip, Kuran’a el basmıştı. Şahitlerden biri anlattı. Ve seçimi kaybedince, ertesi gün UBP’den ayrılmıştır. Kuran-ı Kerim’e bile el basanlar yalan söyleyebiliyor. Siyasi yaşam, bu kadar kötü durumdadır işte. Bu yüzden söz vermek, ant içmek, KKTC’yi kurduk ve yaşatacağız demek, milliyetçiyim, yurtseverim, vatanperverim, sosyal demokratım veya solcuyum demek, sadece nutuktan ibarettir. Koltuğu kapana kadar, her şey mubahtır. Sonrası zaten maalesef hep yalan dolan.
Dereyi geçene kadar ve halkın oylarını alana kadar olan popülist yaklaşımlar, bizleri bu hale sokmuştur. Sil baştan yeni bir sistem ortaya konulmalı ve tartışılmalıdır. Fakat çıkar ve menfaatler buna engel olduğu sürece bu da zor görünüyor. Bu düzen böyle gelmiş, böyle gider demek, kolaycılıktır, sorumluluktan kaçmaktır. Taşın altına elini koymayanın da, kimseyi eleştirmeye hakkı yoktur. Ekonomik paket için halk desteği şimdilik görünüyor. Verilen sözler tutulmaz ve sadece belli bir zümre bunlardan faydalanacaksa, UBP’nin işi zor demektir. Değiştirmeyi öğrenen halkımız, bunu da kolayca yapar ve kötünün iyisini seçmeye devam eder. Yıllardır yalanlar ve popülist politikalar bu ülkeyi bu hale getirmiştir. Şimdi gidelim Lefke Belediye Başkanı’nın iş sözü verdiği insanları dinlemeye bakalım, neler olacak dersiniz? Her şey dereyi geçene kadar sevgili okurlar. Söz ve yazılı metinlere güven kalmadı siyasette, çünkü sistem ancak böyle ayakta duruyor. Yıllardır siyasiler bizi koyunla karışsak, yün isteyecek misale getirdi.

Bu haber 749 defa okunmuştur

:

:

:

: