Din dersleri

“Din nedir? En kısa en yalın tanımıyla din, Allah’la insanoğlu arasındaki kutsal bağdır. İnsanlar dini inançları ile hayatlarını, belli bir noktaya kadar bağdaştırırlar. Hayatını dini kurallara göre belirleyen kişilere saygı duymanın yanında, bu yöntemle hayatını idame ettirmeyen insanlara da saygı duymak gerekir.
“Din nedir? En kısa en yalın tanımıyla din, Allah’la insanoğlu arasındaki kutsal bağdır. İnsanlar dini inançları ile hayatlarını, belli bir noktaya kadar bağdaştırırlar. Hayatını dini kurallara göre belirleyen kişilere saygı duymanın yanında, bu yöntemle hayatını idame ettirmeyen insanlara da saygı duymak gerekir. Demokratik ve özgür ülkelerde her insan kendi vicdani yargısı ile yaşamak istediği hayatı seçmelidir”. 24 Nisan 2010 tarihinde bu köşede sizlerle paylaştığım, “MANEVİ İSTİSMAR” Başlıklı yazıma, böyle bir giriş yapmıştım. Sizlere bu satırları tekrar hatırlatmamın amacı son günlerde her yaz tatili döneminde yaşanan dini dersler veya bir başka deyişle “Kur’an” kursları ile ilgili tartışmaların yeniden alevlenmesidir.

Öncelikle belirlenmesi gereken nokta KKTC okullarında öğretilen din dersleri yeterli mi değil mi? Bu konuda bir eksiklik var mı? Hatırlanacağı gibi iktidar erkini 19 Nisan 2009’da CTP, ÖRP koalisyonundan devralan UBP’nin eğitim alanındaki ilk icraatları kolej sınavlarının yeniden uygulamaya konması ve okullarda din derslerinin zorunlu hale getirilmesi idi. O dönemlerde de bu konu oldukça tartışılmıştı. Bir KKTC vatandaşı olarak konuyla ilgili düşüncem, bu ülkenin okullarında din dersi verilmesinin bir gereklilik olduğudur. Bunun yöntemi veya müfredattaki yeri, ağırlığı tartışılabilir. Dinsel bilgiler insanların tüm hayatları boyunca faydalanacakları bilgilerdir. Konu ile ilgili kişisel tercihte önemlidir. Başkası yerine karar vermek, her hangi bir görüşü empoze etmekte son derce yanlış ve sakıncalıdır. Bu paragrafın ilk cümlesinde sorduğum “KKTC okullarında öğretilen din dersleri yeterli mi değil mi?” Sorusuna benim cevabım; Bu gün bu tartışmalar yapılıyorsa din dersleri yeterli değildir şeklindedir. Devlet, din derslerini yeterli düzeyde, gerektiği şeklide ve konuya vakıf insanlar tarafından verilmesini sağlamakla mükelleftir. Konunun ağırlığını ve hayatındaki yerini ancak kişiler kendi hür iradeleri ile vermelidirler.

Din konusu istismara çok açık bir konudur. Bu gerçek sadece bizim ülkemiz için geçerli değildir elbette. Bu dünyanın her yerinde böyle. İnsanları baskı altına almak, belli bir görüşe yaklaştırmak için din konusu her daim kullanılmıştır. Dini ve dini görüşleri tartışmak, bir ayıp olarak görülemeyeceği gibi dini eğitim almak isteyen insanlarda bu isteklerinden dolayı ayıplanamaz. Din dersleri ile ilgili olarak, ülkemizde yaşanan tartışma ve gelişen olaylar son derece yersiz ve gereksizdir. Bu ülkenin saygın kurumlarının karşı karşıya getirilmesi beraberinde başka bir çok olumsuzluğu da getirecektir. İlk başta, toplumsal huzur bozulacak, kutuplaşmalar olacak sonuçta kaybeden yine bizler olacağız. Yasallık açısından bir yanlışlık, bir hata varsa bu ilgili kurumlara yapılan müracaatlarla açıklığa kavuşabilir. Okul basmak, okula polis koruması sağlamak, küçücük çocukları korkutmak hiçbir sonuç vermez. Bu konunun daha fazla uzamaması ve bir daha bu denli gündeme gelmemesi için çözüm şarttır. Devlet ve ilgili kurumlar bu konuyu sorun olmaktan çıkaracak ortak bir mutabakata varmalıdır. Hem dinin hem de ilgili kurumların siyasi amaçlar uğruna kullanılması engellenmelidir.

Bu haber 591 defa okunmuştur

:

:

:

: