2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) konusunda, ''bugün yaşanan gelişmelerin sorumluğunun, tamamen Ulusal Birlik Partisi hükümetinde olduğunu'' savunarak, 'Hiç kimse kusura bakmasın ama 1.5 yıldır tek başına iktidarda olan UBP, KTHY için kılını kıpırdatmadı' dedi.
2. Cumhurbaşkanı Talat, Girne'deki evininde AA muhabirine yaptığı açıklamada, KTHY'nin KKTC'nin yönetiminden çıkmasının 'siyasi açıdan çok ciddi bir yanlışlık' olduğunu ifade ederek, UBP hükümetini önlem almamakla suçladı.
'KTHY'nin Türk Hava Yolları'ndan (THY) ayrılmasının hata olduğu” yönündeki eleştirileri yanıtlayan Talat, ''Kıbrıs Türk Hava Yolları, Türk Hava Yolları'ndan bizim çabalarımızla ayrılmış değil' dedi.
O dönem yaşanılanları özetleyen Talat, UBP hükümetleri, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)- Demokrat Parti (DP) ve UBP-DP hükümetlerinin, KTHY'nin Kıbrıs Türk yönetimine geçmesi için çaba gösterdiğini ve o dönem KTHY'nin Kıbrıslı Türklerin olması için bir mutabakat olduğunu kaydetti.
O dönem KTHY'nin yüzde 50 hissesinin THY'nin, yüzde 50 hissenin de İnkişaf Sandığı'nın olduğunu anımsatan Talat, ''THY'nin olan yüzde 50 hisse A tipi hisse olduğu için yönetim, THY'nin atadığı yöneticilerdendi. Zaman zaman KTHY Kıbrıslı Türklerin tamamen kontrolünden çıkıyordu. THY'nin atadığı, çeşitli siyasi mülahazalarla atanan kişiler tarafından istenildiği gibi kullanılıyordu. Kıbrıslı Türklerin lehine olacak şekilde de asla kullanılmıyordu, biraz geçmişe gidin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la büyük kavgalar etmişti KTHY yönetimi, bunları unutmamak lazım'' dedi.
THY ÖZELLEŞİRKEN
O dönemde hep birlikte KTHY'nin KKTC'ye geçmesi için büyük çaba ortaya konduğunu dile getiren Talat, THY özelleştirilirken KTHY hisselerini Özelleştirme İdaresi'ne devrettiğini ve alıcı beklediğini, o andan itibaren THY ortaklığının söz konusu dahi olmadığını kaydetti.
KTHY hisselerinin satışa konduğunu ve müşteri arandığını, doğal olarak o müşterinin kendileri olduğunu belirten Talat, 2005'de Cumhurbaşkanlığı'nın ilk dönemlerinde, THY'deki KTHY hisselerinin alındığını anımsattı.
KTHY hisselerini talep etmeselerdi, bir başka şirkete satılacağını ve bugün onların yönetmiş olacağını ifade eden Talat, ''Tekrar o eski kötü günlere dönmüş olabilecek idik. O nedenle de talep ettik, sağolsun Türkiye yetkilileri ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan büyük ilgi gösterdi ve THY'deki KTHY hisselerinin özelleştirme kapsamında KKTC'ye devredilmesini sağladı'' dedi.
'UBP KILINI KIPIRDATMADI'
Buna müteşekkir olduklarını, bundan sonra koşulların da uygun olmamasıyla KTHY'nin iyi yönetilememesinin büyük sorunlar yarattığını, hükümetlerin de alması gereken tedbirleri almadığını dile getiren Talat, ''Hiç kimse kusura bakmasın, 1.5 yıldır tek başına iktidarda olan Ulusal Birlik Partisi (UBP) KTHY için kılını kıpırdatmadı'' dedi.
Türkiye ile yapılan bir anlaşma gereği KTHY'deki 137 personelin başka bir şirkete devredildiğini, ancak “UBP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması arzusuyla, Türkiye ile varılan mutabakatın tersine çevrilerek 137 kişinin yeniden KTHY'ye alındığını'' kaydeden Talat, ''bugün yaşanan gelişmelerin sorumluğunun tamamen UBP hükümetinde olduğunu'' savundu.
Talat, ''Birbuçuk yıldır iktidardaydılar. Birbuçuk yıldır ciddi şekilde KTHY'yi ayakları üzerinde durdurmak için çaba ortaya koysaydı, Türkiye Cumhuriyeti'nin desteğiyle bu iş olurdu. Bana göre KTHY'nin KKTC'nin yönetiminden çıkması veya bu şekilde elden çıkması siyasi açıdan çok ciddi bir yanlışlıktır. Kıbrıs sorununun çözüldüğünü düşünün, Kıbrıs Rum tarafı 'Kıbrıs hava yolları' ile ortaklığa katılacak ...Biz…? Bizim yok'' diye konuştu.
Türkiye'nin yatırımlarıyla, Smart projesinin uygulanmasının sonucu olarak, Kıbrıs Türk tarafının hava kontrol yeteneğinin çok iyi bir noktaya geldiğine işaret eden Talat, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas ile yaptığı Kıbrıs müzakerelerinde, önce iki ayrı Fır, sonra tek Fır/ iki ayrı hava kontrol merkezi olabileceği tespitini yaptıklarını, bunun da büyük ölçüde kabul gördüğünü söyledi.
Talat, ''Çünkü bir ortaklıkta biz de hava kontrolüyle, uçuşlarla, malvarlığıyla var olmak istiyoruz. KTHY de böyle bir unsurdu. Ama ne yazık ki hükümetin aymazlığı yüzünden bu imkanı kaybettik. Ben buna çok üzüldüm'' dedi.
''KTHY'nin bu şekilde çökmesini kabullenemediğini'' ifade eden Talat, 'Bunun sorumluluğu, (THY'den ayıran eski hükümetti) gibi mantıksız ve gerçek dışı iddialarla göz ardı edilemez ve bu sorumluluk başkalarına da yüklenemez. Sorumluluk, hükümetindir' diye konuştu.
''TATSIZ GELİŞMELER''
UBP hükümetini Türkiye hükümeti ile yapılan anlaşmaları uygulamamakla da eleştiren Talat, şöyle devam etti:
''Tabii bu başka şeylere de yol açıyor, maalesef. Türkiye'ye karşı Kıbrıslı Türkler arasında, belli çevrelerde bile olsa bir rahatsızlık yaratıyor ve Türkiye-Kıbrıslı Türk gerginliği gibi hiç birimizin hoşuna gitmeyen tatsız gelişmelere yol açıyor. Bunun sorumluluğu da hükümete aittir. Bugün eğer sendikalar yollarda yürüyerek Türkiye'yi protesto ediyorlarsa, bunu yaratan kimse kusura bakmasın ama hükümettir. Tabii ki Türkiye para aktarırsa koşulları olacaktır, bu koşulları pazarlık edeceksiniz. 'Aman ben bugün kabul edeyim de yarın nasıl olsa uygulamam' havasına girerseniz bunlar olur işte. O yüzden eleştiri Türkiye'ye değil, Kıbrıs'taki yönetime, hükümete olmalıdır.'
''EROĞLU'NUN AVANTAJI, FOYASI ORTAYA ÇIKARILMIŞ BİR RUM YÖNETİMİ''
Kıbrıs müzakerelerine ilişkin görüşlerini de aktaran Talat, müzakerelerin çok yavaş gittiğini, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun bir kaç kez dile getirdiği müzakereleri hızlandırma düşüncesini ciddi olarak masaya koyması gerektiğini söyledi.
''Sayın Eroğlu'nun avantajı, foyası ortaya çıkarılmış, bir çözüm için acele etmediği bizim tarafımızdan kanıtlanmış bir Rum yönetimi ile karşı karşıya olmasıdır. Ama isteksizlik karşılıklıdır tabii, bunu görüyoruz'' diyen Talat, müzakerelere mülkiyet konusuyla başlanmasının ise 'büyük hata olduğunu kaydetti.
Bu konuda da kendisinin suçlandığını, ''seçilse de seçilmese de görüşmelere mülkiyetle başlanmasını Hristofyas'la kendisinin kararlaştırdığının'' söylendiğini aktaran Talat, şunları söyledi:
''Güya ben anlaşmışım… Beni halk değiştirdi. Benim anlaşmam ne işe yarar? Olur mu böyle bir şey? Hadi seçildiğimizde devam edelim, seçilmediğimizde nasıl devam edecekmişiz mülkiyetle? Ben nasıl öyle bir anlaşma yapabilirmişim... Bu bile iddianın ne kadar mesnetsiz olduğunu gösteriyor. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Bizim ısrarımız, önce 'Yönetim ve Güç Paylaşımı' başlığı sonuçlanacaktı. Biz, yoğunlaştırılmış müzakereleri de bu nedenle yaptık.''
Hristofyas, ''Biz Talat'la anlaştık, mülkiyetle başlayacaktık'' dediyse Eroğlu'nun telefonla bunu kendisine sorabileceğini ama sormadığını kaydeden Talat, ''Hristofyas'ın söylediklerini doğru kabul etti. Yani demek ki, Hristofyas ne söylerse doğru kabul edecek, böyle bir şey de tabii düşünülemez'' dedi.
Müzakerelere mülkiyetle başlamanın ''iki yanlış'' içerdiğini ifade eden Talat, mülkiyetin ''tıkanması en kolay, ilerlenmesi en zor konu olduğunu'', bu nedenle ciddi bir hata yapıldığını söyledi.
''ÖNCE SORUNUN KAYNAĞI ÇÖZÜLMELİ''
Kıbrıs sorununun esas kaynağının ''Yönetim ve Güç Paylaşımı'' olduğunu, bu konu çözümlenmeden mülkiyete geçmenin bir anlamı olmadığını, çünkü mülkiyetin, Kıbrıs sorununun yarattığı bir anomali olduğunu söyleyen Talat, ''O yüzden, önce Kıbrıs sorununun kaynağını çözmek, sonra yarattıklarını ortadan kaldırmak en doğru harekettir'' dedi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'a eylül ayında New York'da Hristofyas'ın da katılımı ile üçlü görüşme önerisini Türk tarafının her zaman yaptığını, Rum tarafının da buna her zaman karşı çıktığını, o nedenle bunu ''önemli bir öneri gibi takdim etmenin fazla anlamı olmadığını'' kaydeden Talat, ''Tabii bizim talebimizdir, bu gerçekleşirse iyi olur, elbette destekleriz'' dedi.
''AKTİF SİYASETTE OLACAĞIM''
Bir soru üzerine, bir siyasi partinin başına geçmeyi şu an için düşünmediğini belirten, ancak ''açık kapı'' da bırakan Talat, ''aktif siyasette olacağını'' söylemekle yetindi.
Çalışmalarını sürdürmesi için bir ofis sorunu yaşadığını dile getiren Talat, koruma sorununun ise büyük ölçüde çözüldüğünü ekledi.