ANKARA GÜNLÜĞÜ

Birkaç günlüğüne Ankara’dayım. Oğlum Barçın, ODTÜ’den ikinci master diplomasını aldı. Ne mutlu bana… Her anne çocuklarıyla gurur duymak ister. Ben iki oğlumla da gerçekten gurur duyuyorum. Onlarla geçen her anım beni inanılmaz mutlu ediyor.
Birkaç günlüğüne Ankara’dayım. Oğlum Barçın, ODTÜ’den ikinci master diplomasını aldı. Ne mutlu bana… Her anne çocuklarıyla gurur duymak ister. Ben iki oğlumla da gerçekten gurur duyuyorum. Onlarla geçen her anım beni inanılmaz mutlu ediyor. Zamanın değerini, bizim yaşlarda olanlar daha iyi biliyor. Çünkü yaşadığım kadar daha yaşamak gibi bir olasılık yok diyorum. Yanlış anlamayın bu beni mutsuz etmiyor; aksine sabırlı, hoşgörülü yapıyor ve sonrasında da o anın keyfini çıkarma telaşına kapılıyorum. Hayat daha eğlenceli oluyor…

Kısa zaman dilimlerine de çok şey sığdırmaya bayılıyorum. Seda (gelinim, dünya tatlısı prensesim) programlarımı öğreniyor, beni oradan oraya büyük bir sabırla götürüyor. Ankara’da araba kullanamıyorum çünkü. Geleli üç gün oldu. Çılgın bir tempo ile pek çok şey yapmaya çalışıyorum.

Dün Kıbrıs’ın ünlü modacısı sevgili Abdullah Öztoprak ve asistanı ile bir kahve molasında buluşuyoruz. Abdullah’ın Kazakistan’ın Astana kentindeki “Kostüm Festivali”ne katılacağını öğreniyorum. Beş günlük uluslararası bir festival bu. Hazırladığı 22 kıyafetin de Kazak mankenlerce sunulacağını öğreniyorum. Çok mutlu oluyorum. Onun inanılmaz güzelliklere imza atacağına inancım o kadar güçlü ki!.. 20 Temmuz Barış Şenliklerinde de Ada’da olacağını öğreniyorum ve mutlaka onu, programıma konuk almak istiyorum. Geçen yıl Acapulco Otel ve UKÜ’deki defileleri muhteşem olmuştu gerçekten…

Sanata gönül veren her insan, önce kendi sanatını ön planda görmek ister. Bu nedenle şiir ve yazı benim olmazsa olmazım… Bellapais’teki Ay Işığı Şiir Akşamı” gerçekten enfes olmuştu değil mi?... Sismar Group’a ve onun özverili direktörü, sanat aşığı İsmail Bey’e şiir adına binlerce teşekkürler… Geceye katılan konuk ve izleyicilere de… Özellikle sunucumuz Nergül’e…

Genel olarak sanatın çeşitli dallarındaki gençlerimize ışık olmaktan, onları desteklemekten büyük haz duyuyorum her zaman. Onları yüreklendirmek, sıkıntılarında yanlarında olmak, sorunlarını çözmede yardımcı olmak asli görevim sanki… Sizce de doğrusu bu değil mi?...

Biliyorsunuz bu yıl beni çok mutlu eden bir olay daha var hayatımda. KAVRAM Dershanelerinin Halkla İlişkiler Sorumlusuyum artık… Bir eğitimciye en çok yakışan, yine bir eğitim kurumunda görev almak… Ankara’ya gelmişken buradaki Kavram Dershanelerinden birini görsem iyi olur diyorum. Sadece Ankara’da üç şubesi var. Türkiye’de ise 70 tane… Neyse Çankaya şubesi ile görüşmek için randevu alıyorum. Tam saatinde ordayım. Müdür Ahmet Yılmaz Turan’la ve Müge Hanımla görüşüp bilgiler alıyorum, hatta fotoğraflar bile çekiyorum… Bizim kuşak, bir sorumluluk alınca sonuna kadar en iyisini yapmayı hedefler…

Öğle yemeğinde eski öğrencilerimden Doktor İlknur, oğlu Barış ve Avukat Kemal ile buluşup Beykoz Lokantasında yemek yiyip sohbet ediyoruz. Ardından İlknur kızımın yeni evini görmeye gidiyoruz. Doktorluğunun yanı sıra seramik ve cam işi hobisi… Kameriyeli, duvarından sular akan havuzlu yemyeşil bahçesi ile harika bir huzur köşesi…

Onlarla görüşmeyeli dört ay olmuş bile… Ankara’ya her gelişimde kısa da olsa buluşmaya çalışıyoruz. Hepsi Konya Kulu Lisesindeki ilk öğrencilerim benim… O kadar değerliler ki… Eksilmeyen saygı ve sevgileriyle beni öyle yüceltiyorlar ki! Biz öğretmenlerin en büyük zenginliği bu işte… Yarın da İşadamı olan öğrencim Mustafa ile beraber yemekteyiz. Aslında bugün onun kahvesini içtik ama toplantısı nedeniyle bize katılamadı. Biz de yarına bıraktık…

Unutmayın, bizi hayata bağlayan incecik mutluluk ipleri bunlar… Ne kadar çoğalırlarsa yaşam o kadar güzelleşiyor, renkleniyor…
Bu haber 277 defa okunmuştur

:

:

:

: