Kuzey ve Güney arasındaki ekonomik farklılık

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 6 Temmuz 2010 tarihinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma adına yürütülen müzakere sürecine yönelik bazı açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalarda, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün, 3 yılda bitmemesi ve Kıbrıs Türk Halkının benimseyebileceği bir model olması gerektiğine vurgu yapan, Sayın Cumhurbaşkanı satır arasına gizlenmiş çok önemli bir konuyu daha seslendirmişti.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 6 Temmuz 2010 tarihinde Kıbrıs sorununa çözüm bulma adına yürütülen müzakere sürecine yönelik bazı açıklamalar yapmıştı. Bu açıklamalarda, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün, 3 yılda bitmemesi ve Kıbrıs Türk Halkının benimseyebileceği bir model olması gerektiğine vurgu yapan, Sayın Cumhurbaşkanı satır arasına gizlenmiş çok önemli bir konuyu daha seslendirmişti. Bu konu, Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi arasındaki ekonomik farklılığın giderilmesinin şart olduğu idi. Sayın Cumhurbaşkanı Kuzey Kıbrıs’a uygulanan izolasyonların Kıbrıslı Türklerin önünde en büyük engel olduğunu belirterek şöyle devam etti “Kaldı ki başlangıçta izolasyonlar yoktu. Bu izolasyonlar sonradan derinleştirildi. 2004 Annan planı tartışmaları içerisinde izolasyonların kalkacağına dair söz verilmiştir. Sözün yerine getirilmemesi tabii ki sıkıntı yaratıyor. Biz Kıbrıs’ta iki tarafın onaylayacağı kalıcı bir çözüm arıyoruz. Bu çözüm formülünün kalıcı olması için ekonomik eşitsizliğin de 3-5 yıl içinde ortadan kalkması lazım. Bize uygulanan ambargo, ekonomik gelişmemize engel olmaktadır.' Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik yapısı ve içinde bulunduğu çıkmaz ortada. Güney Kıbrıs’ın ekonomik mekanizmasının, kuzeyden kat kat iyi çalıştığı da
bir gerçek.

Güney Kıbrıs, Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla AB üyesi ülkelerden biridir. Bu durumda Güney Kıbrıs ekonomisi, AB’nin denetimindedir denebilir. Güney Kıbrıs, yani AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti, son zamanlarda ekonomik olarak bir sıkıntı içerisinde. Ve bu ekonomik sıkıntıları aşmak içinde bir takım önlemler alma yoluna gittiler. Aslında, bu noktada önemli bir kronu var. Hükümetin uygulamak istediği ve meclisten onaylatmaya çalıştığı ekonomik önlemlerle ilgili tartışmaların aynisi güney Kıbrıs’ta da yaşanıyor. Güney hükümeti, geçtiğimiz haziran ayında alınan bir takım kararla beraber, akaryakıt fiyatlarına ve bazı vergilere zam yaptı. AB’nin güney Kıbrıs ekonomisini, denetim altına aldığı ve 13 Ocak 2011 tarihine kadar da güney yönetiminden, yeni tasarruf tedbirleri almasını istediği açıklandı. Rum Maliye Bakanı Stavrakis, konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Stavrakis, hükümetin bütçe açığını kapatmak için kamu harcamalarını kısmak, çalışanların maaşlarını sınırlamak ve ilk kez kamu çalışanlarının, sayısal olarak azaltılmasına gidildiğini söyledi. Yani Kıbrıs’ın her iki tarafında da ekonomik yönden sıkıntılar var. Her iki yönetimde bir takım önlemler alma yoluna gitti. Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik önlem paketinin Türkiye kaynaklı olduğu bilinen bir gerçek. Aynı durum Güney Kıbrıs yönetimi içinde geçerlidir. AB de Güney Kıbrıs yönetiminden tasarruf tedbirlerini artırmasını istedi.

Kıbrıs adasında gerçek anlamda bir barış artık olmalıdır. Bu, adayı paylaşan her iki kesim içinde geçerli olan bir durumdur. Bu barışın karşılıklı, güvene ve işbirliğine dayalı olması her iki toplumun çıkarınadır. İsteğimiz tabi ki her iki tarafın onayladığı, kabul ettiği bir çözüm modelinin kabul görmesidir. Ama bu noktada adanın göz ardı edilemez gerçekleri de her yönden ele alınmalıdır. Adanın kuzeyi ve güneyi arasında ekonomik olarak bir fark vardır. Her iki ekonomide de sıkıntılar varken aradaki farklılık, Sayın Cumhurbaşkanının söylediği gibi 3-5 yıl içerisinde giderilebilir mi? Bu farklılığın giderilmesi için kime nasıl ve hangi oranda sorumluluk düşecek, üçüncü ülkelerin bu noktadaki katkısı ne olacak bunlarda mülkiyet gibi yönetim ve güç paylaşımı gibi önemli zorlukları olan konulardır. Bu konular müzakere masasında olan, diğer konular gibi Sayın Eroğlu ve Sayın Hristofyas’ı zorlayacaktır.


Bu haber 549 defa okunmuştur

:

:

:

: