KIBRISLI TÜRKLERLE TİCARETE EVET, İZOLASYONA HAYIR

AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu Koordinatörü Libor Roucek, Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte AB’nin Türklere verdiği sözü tutmadığını açıkça dile getirdi. Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların haksızlık olduğunu dile getiren Roucek Rum gazetecinin sorularını cesaretle yanıtladı.

AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu Koordinatörü Libor Roucek, Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte AB’nin Türklere verdiği sözü tutmadığını açıkça dile getirdi. Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların haksızlık olduğunu dile getiren Roucek Rum gazetecinin sorularını cesaretle yanıtladı.


Avrupa Parlamentosu’na (AP) mensup Çek asıllı Sosyalist milletvekili ve AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu Koordinatörü Libor Roucek, Rum gazetelerinden Fileleftheros’a verdiği demeçte, Doğrudan Ticaret Tüzüğü ve Kıbrıslı Türklerin izolasyonu konusu başta olmak üzere Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmelere değindi.

Pavlos Ksanthulis imzalı Brüksel çıkışlı habere göre, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili olarak kendisine soru yöneltilen Roucek, müzakerelere ilişkin net bir zaman takvimi bulunmadığını, üzerinde durulan şeyin; “iki tarafın da çalışması ve prosedürü bu yılın sonuna kadar başarıyla tamamlaması gerektiği” şeklinde olduğunu belirtti.
“Bunun mümkün olan bir hedefi mi teşkil ettiği” sorusunun ortaya konulması gerektiğini ifade eden Roucek, “Peki bu hedef yılsonuna kadar mümkün olmazsa” sorusuna ise, “Öyleyse karar vermek iki lidere ve Sayın Downer’e kalır” dedi.

Kıbrıslı Türklere jest olarak üç Avrupa tüzüğü

Avrupa Birliği’yle Kuzey Kıbrıs arasında doğrudan ticaret yapılmasını öngören tüzükle ilgili soru üzerine, üç Avrupa tüzüğü bulunduğunu hatırlatan Roucek, bunların 2004 yılındaki Annan Planı referandumunun başarısızlığının sonucu olarak; “Kıbrıs Türk toplumuna yönelik jest olarak önerildiğini” kaydetti.

Referandumda Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’na “evet” dediğini ve Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun Avrupa’ya doğru ilerlemek istediğini dile getiren Roucek, Rumların plana “hayır” dediklerini, bunun sonucu olarak da üç tüzük önerildiğini hatırlattı.
Bunlardan birincisinin adım adım hayata geçiriliyor olan Mali Yardım Tüzüğü olduğunu ifade eden Roucek, ikincisinin ise Yeşil Hat Tüzüğü yani adadaki iç ticaret olduğunu anımsattı ve kendi düşüncesine göre bunun işlev göstermediğini söyledi.
Roucek, bunun 5-6 milyon Euro’yla sınırlanan alışveriş hacminden dolayı ortaya çıktığını ifade ederek bu miktarın hiçbir şey olduğuna işaret etti.

Kıbrıslı Türkleri izole etmek…
Tüzüklerin üçüncüsünün 5-6 yıldır “donmuş olan” Doğrudan Ticaret Tüzüğü olduğunu ifade eden Roucek, kendisinin kişisel olarak, “Kıbrıslı Türkleri tecrit (izole) etmemenin; hem Avrupa Birliği (AB) hem de Rum kesiminin menfaatine olduğuna inandığını” dile getirdi.

Zira; gelecekte ne olacağından bağımsız olarak, iki toplumun adayı paylaştıklarını söyleyen Roucek, kendi tecrübesine dayanarak, “iki tarafta da ticari temaslar dahil ne kadar çok temasta bulunulursa, gelecekte ortaya çıkacak çözüm ne olursa olsun, bunun gelecek için o kadar iyi olacağını” belirtti.

TC kökenliler problem

“Kıbrıs’ın olası bir şekilde Tayvanlaştırılması ve adada iki özerk/otonom bölgenin meydana gelmesi sizi endişelendirmiyor mu?” şeklindeki soruya yanıtında, kendisinin kişisel olarak bunu “Tayvanlaştırma” olarak adlandırmayacağını, ne de Tayvan’ı örnek olarak almayacağını dile getiren Roucek, bunların tarihsel olarak farklı meseleler olduklarına işaret etti.

Kıbrıs’ta Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler bulunduğunu söyleyen Roucek, “şu an ilave bir probleme sahip olunduğunu çünkü gittikçe daha çok TC kökenli, zaman geçtikçe de gittikçe daha az Kıbrıslı Türk var olduğu” görüşünü savundu.
“Zaman ve demografik problemin Kıbrıslı Rumların aleyhine işlediğini” öne süren Roucek, o halde Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği’nin (AB) yardımıyla Kıbrıs sorununun çözümünü başarmanın hem Kıbrıslı Rumların hem de Kıbrıslı Türklerin yararına olacağını düşündüğünü ekledi.

“Doğrudan ticaret var... bunu yadsıyamayız...”

“Ticaretten konuşacak olursak, Kıbrıslı Türklerin; yani adanın diğer parçasının geride kalmasının ne AB üye devletlerinin ne de Rum kesiminin menfaatine olduğunu düşünüyorum” diyen Roucek, “Her ne olursa olsun, ister doğrudan ticaret olsun, ister olmasın; mesele orada Kıbrıslı Türklerin, TC kökenlilerin, doğal olarak Türk Ordusu’nun yani insanların yaşıyor olmasıdır” dedi.

Roucek sözlerinin devamında, “İster bu Kıbrıs Rumlarının hoşuna gitsin, ister gitmesin; toplum ve ekonomi geliştikçe doğrudan ticaret var” dedi.
İstatistiklere ve unsurlara bakıldığında, AB’ye üye devletlerden yıllık olarak 250 milyon Euro ithalat kayda geçirildiğini dile getiren Roucek; “Alman, Fransız, İtalyan arabaları görüyoruz. İspanyol ve İtalyan mobilyaları ve yemek çeşitleri görüyoruz. Bütün bunlar Kıbrıs Türk limanları vasıtasıyla geliyor. Bu gerçektir ve biz bunu yadsıyamayız” dedi.

“Doğrudan ticareti Kıbrıslı Türkler istemedi”
“Madem sizin de söylediğiniz gibi doğrudan ticaret oluyor, neden Avrupa Birliği tarafından meşrulaştırılması gerekir? Siyasi açıdan yükseltme (terfi) sebepleri yüzünden mi? Yeşil Hat Tüzüğü’nün işlev göstermediğini de savundunuz. Bu değerlendirmeniz temelinde; Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesi gerektiğini düşündüğünüzü mü anlayalım yani? Bunu böyle mi görüyorsunuz?” sorusu üzerine ise Roucek şunları söyledi:

“Bunu böyle görüyorum, çünkü dediğim gibi, Kıbrıslı Türkleri izole etmek hiç kimsenin menfaatine değil. Çünkü her halükarda Kıbrıslı Türkler, Avrupa Birliği vatandaşıdır. Adanın tümünün Avrupa Birliği’nin parçası olduğu, fakat Kuzey’deki Avrupa vatandaşlarının müktesebatın ertelenmesi yüzünden aynı haklardan yararlanamadığı irrasyonel bir durumda yaşıyoruz. Kuzey’e gider ve referandumdan ve Annan Planı’ndan önceki istatistiklere ve kamuoyu yoklamalarına bakarsak; Kıbrıslı Türklerin yüzde 95’i Avrupa Birliği’ni destekliyordu. Bu oran şu an yüzde 50’nin altında. Bu Avrupa Birliği’nin yararına değil ve bir şeyler yapmalıyız. Bu ise doğrudan ticaretle bağlantılıdır, çünkü bu AB’nin sözüydü. Kıbrıslı Türkler bunu istememişti. Bu Avrupa Birliği’nin sözüydü. Ve güvenirlik meselesi yüzünden bu sözü hayata geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. Hiçbir şekilde (KKTC’nin) siyasi anlamda yükseltilmesi veya tanınması konusu ortaya konmuyor.”

“Yapmamız gereken şey taraflara yardımcı olmak”
Yapılması gereken şeyin, gelişme aşamasında olan müzakereler temelinde çözümü başarmaları için taraflara yardımcı olmak olduğuna işaret eden Roucek, “Bir çerçeve; AB’nin katkısıyla BM himayesinde bir prosedür, iki kesimli-iki toplumlu federasyona ilişkin kararlar var. Başarısızlık durumunda ne olacağı konusunda varsayımlarda bulunmak istemiyorum. Muhtemel başarısızlık mevcut değil...” dedi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun 17 Haziran’da kendisine mektup yolladığı ve doğrudan ticaretle ilgili tüzüğün onaylanmasını istediğinin hatırlatılması üzerine ise Roucek, AP Temas Grubu olarak bunun kendi görev-yetki sınırlarında olmadığını; bunun için hiçbir şey yapamayacaklarını söyledi.

Roucek, doğrudan ticarete ilişkin tüzük konusunda ne yapacağına karar vermenin Avrupa Parlamentosu’na kaldığını; Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun mektubuna vereceği yanıtın da bu olacağını ekledi.

İki Kıbrıslı Türk’e gözlemci statüsü verilmeli
Avrupa Parlamentosu’nda “Kıbrıs” için altı pozisyon bulunduğunu ve bunların şu an Kıbrıslı Rumlar tarafından tutulduğunu anımsatan Roucek, Kıbrıslı Türkler’in parlamentoda temsiliyeti bulunmadığını kaydetti.

Kendisinin çözümler önermek için burada olmadığını, kendisinin rolünün görüşleri ve tutumları kayda geçirmek ve bunları Avrupa Parlamentosu’na iletmek olduğunu dile getiren Roucek, görev-yetki sınırları çerçevesinde Avrupa Parlamentosu (AP) Siyasi Grup başkanlarını ve ilgili Parlamento komitelerini konuyla ilgili bilgilendirmekle yükümlü olduğunu vurguladı.

İki Kıbrıslı Türk milletvekiline AP’de gözlemci statüsü verilmesi konusunda ise Roucek, kişisel olarak “bunun mevcut duruma yardımcı olacağını düşündüğünü” belirtti.

KKTC’de konaklama konusu

AP Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu’nun KKTC’de konaklaması konusuna ilişkin olarak ise, grubun çalışma programına, aynı zamanda görev-yetki sınırlarına bakılabileceğini dile getiren Roucek, grubun unvanının “adanın Kuzey bölümündeki Kıbrıs Türk toplumuyla ilişkilere dair Yüksek Seviyede Temas Grubu olduğunu, kendilerinin Avrupa Parlamentosu’nun Rum toplumuyla değil Kıbrıs Türk toplumuyla ilişkilerine dair yüksek seviyede bir grup olduklarını” vurguladı.
Roucek, devamla, “Ben; eğer bir yere gidiyorsanız nezaket açısından burada yemek yemeniz ve burada kalmanız gerektiğine inanıyorum. Bu Avrupa Birliği’nin sözde ‘KKTC’’yi ne oranda tanıdığı veya tanımadığıyla ilgili değildir” ifadelerine yer verdi.
“Tabii ki doğal olarak Rum hükümeti tarafından tanzim edilen liste temelinde Kıbrıs Türk mülklerinde kalacaklarını” söyleyen Roucek, kendisinin “KKTC’nin tanınmasını teklif edecek son kişi olacağını” savundu.

“Kendilerinin Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Türk toplumu ve temsilcileriyle ilişkilerden sorumlu grubu olduklarını” yineleyen Roucek, “Kıbrıs Türk toplumunun” Brüksel’deki temsilcisinin de Ahmet Erdengiz olduğunu kaydetti.

Bu haber 729 defa okunmuştur
  • ama neyi london turk  london - 19.07.2010 KIBRIS NE UREDIR,KI ONUN TICARETINI YAPSINLAR. HERSEY BITMIS TUKENMIS. ELLERINDEKI FIRSATLARTI KACIRTMAYA DEVAM EDECEKLER. TUKETMEYI BECERIRLER ANCAK.
  • LONDRALI  U.K - 19.07.2010 GIVRILSANIZ DA , YAN DA GELSENIZ , ENIN DE SONUN DA BU KKTC YI TANIYACAKSINIZ ... ACELE EDIN TANIYIN BIZI ARTIK ! YOKSA BU YAM YAMLAR ( GACOLAR ) YIYECEK BIZI BUNUN ICERISINDE ....

:

:

:

:

DİĞER HABERLER