Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için ENOSİS idealinin yaşama geçirilmesini amaçlayan ve Ada’nın kaderini değiştiren faşist Yunan darbesinin 36’ncı yıldönümü olan 15 Temmuz’u geride bırakırken, darbenin tanıkları ADA TV’de O günü anlattı. GAÜ Öğretim Görevlisi Demiray Doğasal ve TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, 15 Temmuz’da patlak veren ve Barış Harekatı’na uzanan süreci tüm gerçekliğiyle gözler önüne serdi.
Gözde AKBEN
Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için ENOSİS idealinin yaşama geçirilmesini amaçlayan ve Ada’nın kaderini değiştiren faşist Yunan darbesinin 36’ncı yıldönümü olan 15 Temmuz’u geride bırakırken, darbenin tanıkları ADA TV’de O günü anlattı. GAÜ Öğretim Görevlisi Demiray Doğasal ve TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, 15 Temmuz’da patlak veren ve Barış Harekatı’na uzanan süreci tüm gerçekliğiyle gözler önüne serdi.
‘Ecevit Rumları da kurtardı’
15 Temmuz Darbesi’nin olduğu anda Yeşilırmak’ta bir gençlik kampında bulunan TMT Derneği Başkanı Yılmaz, dönüş yolunda yaşadıklarını ve o süreci şöyle anlattı:
“15 Temmuz Darbesi yapıldığında biz Yeşilırmak’ta Gençlik Dairesi’ne bağlı kampımızdaydık. Bu kamp boş zamanlarımızı değerlendirmeye yönelik bir yaz kampıydı. Müdahale yapıldığında biz hiçbir paniğe kapılmadık. O bölgenin sancakları derhal bize geldi. Çok kritik bir sürecin başlamış olduğunu söylediler ve bize görev vermeleri durumunda bu görevi üstlenip üstlenemeyeceğimizi sordular. Biz de seve seve kabul ettik. Müdahale yapıldığında biz Yeşilırmak’taydık ancak gençlerimizin anaları, babaları elçiliğe ve bayraktarlığa müracaat ederek çocuklarının sağ salim Lefkoşa’ya getirilmesi için başvuruda bulunmuşlardı.
Ebeveynlerin bu arzuları ve müracaatları doğrultusunda biz Perşembe günü; müdahale o dönemde pazartesi gününe denk geliyordu. BM nezaretinde Lefkoşa’ya geldik. Lefkoşa’ya girerken Alayköy’de bulunan bir Yunan Birliği bizi orada durdurdu. Araçlarımızı yoklamak istediler ve bir takım engellemelerde bulunmaya çalıştılar ancak Barış Gücü’nün Kıbrıs Rum İdaresi’nden aldığı izni görünce bizi daha fazla zorlamadılar ve salimen Türk kesimine geldik. Gelir gelmez Lefkoşa Sancaktarı bana ulaştı ‘biliyorsunuz bu müdahale yapıldı ve ne olacağı belirsiz. Sizden ve eski arkadaşlarınızdan hazır bir kıta oluşturmanızı istiyorum’ dedi. Ben de eski arkadaşlarımla irtibata geçtim ve hızla bir hazır kıta kurduk. O gün biz Yeşilırmak’tan Lefkoşa’ya gelirken gördüğümüz manzaralar gerçekten unutulabilecek gibi değildi. Üniformasız Rumların elinde bile silahlar vardı ve bir panik içerisinde sağa- sola koşuyorlardı. Ne yaptıklarını bilmez durumdaydılar ve bir kaos vardı. Onlarda anladığımız kadarıyla ne yaptıklarından emin değillerdi. Bir kısmı Makarios’a karşıydı ve bir kısmı ise yandaştı. Bu bilinçsizlikle birbirlerini öldürdüler. Dua etsinler ki Türkiye müdahale etti ve onları bir iç kavgadan kurtardı. Sayın Ecevit’in ‘ biz sadece Türkleri değil Rumları da kurtardık’ sözü bu nedenle çok doğru ve önemlidir” dedi.
Makarios’un planı işlemedi
GAÜ Öğretim Görevlisi Demiray Doğasal o günü ve yaşanılanları şöyle anlattı:
“15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası Makarios’a karşı darbe düzenledi. Bunun amacı fiilen ve kuvvete başvurarak Enosis’i ilan etmek yani adayı Yunanistan’a bağlamaktı. İşin ilginci Makarios’ta ENOSİS’çiydi ancak yöntem konusunda aralarında bir fikir ayrılığı vardı. Makarios Kanlı Noel’de kuvvete başvurarak Akritas Planı doğrultusunda ENOSİS’i gerçekleştirmek istemişti. Akritas Planı, 24 saat içerisinde ada genelindeki 120 bin Türkü ani ve şok saldırılarla çember içerisine alarak yok etmeyi öngörüyordu ancak Makarios bunu başaramadı. Başaramayınca bunu uzun bir sürece yaymayı ve başka yöntemlere başvurmayı tercih etti. Bu planlara göre 30-35 yıllık bir süreçte ada Türklerini dışarıya göç etmeye teşvik etmekti. Bu esnalarda Yunan Cuntası bir şeyler yaparak tarihe geçmek istiyordu. Bunu Makarios’a karşı bir darbe düzenleyerek ve ENOSİS’i oldubittiye getirerek yapmayı plandılar. Böylece tarihe geçeceklerdi. Bu nedenle 15 Temmuz’da Makarios’a karşı Yunan Cuntası bu girişimi yaptı. 18 Temmuz’da sona eren bu girişimlerde birbirlerini öldürmeye başladılar. Makarios adadan kaçtıktan sonra gelişmeler karşısında Türkiye de faaliyete geçti ve olayları çok iyi değerlendirerek önlemler aldı. Resmen müdahale edilmesine kararlar verildi ki bu da Barış Harekatı’nın hayata geçirilmesini sağladı”.