Asil Nadir, 1990 yılında Polly Peck’in batışı ile ilgili olarak hakkında 70 değişik suç duyurusu olmasına rağmen İngiltere’ye dönmeyi planlıyor ve tüm bunlara rağmen geri dönmek istemesi Nadir’in ismini temize çıkarmak istediğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Asil Nadir, 1990 yılında Polly Peck’in batışı ile ilgili olarak hakkında 70 değişik suç duyurusu olmasına rağmen İngiltere’ye dönmeyi planlıyor ve tüm bunlara rağmen geri dönmek istemesi Nadir’in ismini temize çıkarmak istediğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Peki ne oldu da Asil Nadir kaçak duruma düştüğü İngiltere’ye geri dönmek istiyor?
Bilindiği üzere1980 yılında Asil Nadir, 1940 yılında kurulmuş olan Polly Peck’in Başkanı olmuştur. 10 yıldan daha az bir zamanda şirketin sermayesini 300,000 sterlinden 1.7 milyar
sterline çıkarmış ve şirketin bu çıkışı 1989 yılında FTSE borsasına girmesiyle birlikte tavan yapmıştı. Şirkette hisseleri bulunan 23 bin kişinin yatırımları da bu süreçte bin kat yükselmişti. Polly Peck’in batmasından kısa bir süre önce şirketin vergi öncesi karı 161 milyon sterlin, net varlığı da 845 milyon sterlindi ve bunun yanı sıra şirkette çok uluslu çalışanlar mevcuttu.
Bu çalışan 17 bin kişinin 7.500’ü KKTC’de çalıştırılıyordu ve Polly Peck bu özelliğiyle KKTC’de devletten sonraki en büyük işveren durumuna gelmişti.
Şirketin hisseleri 1990 yılında İngiliz Ciddi Dolandırıcılık Ofisi (Serious Fraud Office)’nin Nadir’in aile şirketinin ofisine düzenlediği baskınla beraber hızla düşüş göstermeye başlamıştı ve şirket batma dönemine girmişti. Bu olaylar karşısında hisselerini değersiz bulan 23 bin hisse sahibi teminatsız alacaklarıyla 1 poundun sadece 2.9 penisini alabildiler ve kısa bir süre sonra da şirket 1.3 milyar sterlin borç ile battı.
Yaşanılan bu gelişmelerden sonra Nadir’in aleyhine 70 farklı suç duyurusu ilan edildi ve Nadir ancak 3,5 milyon sterlin kefalet karşılığında serbest bırakıldı. Bu süreçten sonra İngiliz polisinin yapmış olduğu büyük hatalar Nadir’in rahatlıkla İngiltere dışına çıkmasına katkıda bulunmuştur. O dönemde Nadir’in kefalet süresi bitmişti ve kendisini takip etmekle görevli polis tatil nedeniyle kendisine ödenmeyen fazla mesaiden ötürü birkaç günlük izinle mükafatlandırılmıştı. O dönemde İngiltere’de “bank holiday” adı verilen resmi hafta sonu tatilleri vardı. Bunu gayet iyi bir şekilde bilen Nadir bu durumdan istifade ederek özel bir uçakla önce Fransa’ya hemen arkasından da KKTC’ye geçti. KKTC’ye gelen Nadir, burada 17 yıl boyunca İngiliz adaletinden kaçarcasına kaçak bir hayat yaşadı.
Peki şimdi ne oldu da 17 yıl boyunca kaçak yaşayan Nadir geri dönmek istiyor diye düşünmekten insan kendisini geri alamıyor. Ben kendisinin suçlu ya da suçsuz olduğu ile ilgili olarak net bir yargıya varamam. Zaten bu konuyla ilgili yüzlerce köşe yazısı ve makale yayınlanmıştır. Bunun yanı sıra Nadir’in gerçek niyetinin ismini temizlemek olup olmadığı konusunda da bir yorum yapmamın doğru olmadığını düşünüyorum çünkü bu konuyla ilgili olarak da farklı görüşler ve yorumlar yapılmaktadır. Bir yoruma göre Nadir’in geri dönmesinin ardında aleyhine yöneltilen suçların düşürülmesi yatmaktadır çünkü ancak bu yolla bir suçun mahkemede görüşülmesinin makul bir zamanda olmasını savunabilecek ve İnsan Hakları Yasası’nın 6’ıncı maddesinden yararlanabilecektir. Ben bir hukukçu değilim ancak böyle bir savunmanın yapılması bana pek doğru gelmiyor çünkü İngiliz adaletinden, kaçarak İngiltere ile gittiği ülke arasında herhangi bir iade anlaşması olmayan bir yere kaçmıştır ki bu durum Ciddi Dolandırıcı Ofisi’nin 1993’den beri dava ile ilgili yapmaya çalıştığı işlere ciddi şekilde engel olmuştur.
Bunun yanı sıra beni üzen bir konu daha vardır ki o da Nadir’in yapmış olduğu açıklamalarda şirketin batışı nedeniyle mağdur olan binlerce insana haklarının verileceği ve adaletin bulunacağı konusunda herhangi bir açıklama yapmamasıdır. Belki Asil Nadir kendi ismini temize çıkarmak istemektedir ama bence bu durumdan mağdur olan kişiler içinde bir çözüm yolu düşünmüş olmalıdır. Polly Peck’e umutlarını, geleceklerini bağlayanlar ancak mağdur olanlar en azından bu konuda bir açıklamayı hak etmektedirler.
Asil Nadir ismini temize çıkarabilir ancak davanın uzun yıllar sürüyor olması nedeniyle tazminat konusunda bazı engeller vardır. Eğer Nadir süreci bu kadar geciktirmeseydi hayallerini kaybeden binlerce hissedar da İngiliz otoritelerine karşı dava açabilecek duruma gelecekti. Peki bu zavallı insanlar artık Nadir’den ne bekleyebilirler? Bence onlar en azından bir özrü hak ediyorlar. Hayallerini, umutlarını, yatırımlarını bir anda değersiz kılan ve geç kaldığı için hukuki yollarını tıkayan bu adamdan en azından bir özrü hak etmektedirler. Yoksa Asil Nadir başkalarının bilmediği bir şeyler biliyor da hem kendisi hem de hayal kırıklığına uğradığı kişiler için tazminat alabileceğini mi düşünüyor hep beraber göreceğiz…
Öztunç Asaf