Pervin Şener, henüz beş yaşında iken öksüz kaldı. 21 Temmuz 1974 sabahı sevgili babası, Şener Enver, Köşklü Çiftlik, Ratiplerin Makarna Fabrikası bölgesinde, atılan Rum havan topları şarapnelleri ile vuruldu, şehitlik katına ulaştı. Nur içinde yatsın.
Eşi Sevim Hanım ve beş yaşını ancak doldurmuş biricik kızcığı acı haberi 3-5 gün sonra aldı.
Zaten daha önceleri annesi ve babası Ömerge Camii yakınında EOKA tarafından kurşunlanan Sevim Hanım, bir kez daha yıkıldı. O da bir şehit kızı, kendi yavrusu Pervin de bir şehit kızı.
Dul kalmayı, babasız kalmayı, ancak onu bizzat yaşayanlar bilir ve anlar. Anlatması, tarifi yoktur bu işin.
36 yıl sonra, 20 Temmuz münasebetiyle evlerinde ziyaret ettiğim bu öksüz iki insanın öyküsü ve verdikleri mücadele ne kadar takdire layıktır şahit oldum.
Şener Enver 21 Temmuz sabahı bizlerin çok yakınında şehit düşmüştü. Eşine, ne bölük komutanı, ne tabur komutanı ne de biz silah arkadaşları kötü haberi verememiştik. Münür de Paşa da aynı bölgede şehit olmuşlardı, çok yaralananlarımız da olmuştu. Şehitlerin önünde saygı ile eğilir, gazileri hürmetle selamlarım.
“Ben hiç baba sevgisi tadamadım. Henüz bilmeyecek yaşta iken babamı kaybettim. Anneciğim ve halam ile eniştem Allah’ın yardımı ile beni büyüttüler. Kendimi bilmeye başlayınca anneme başka çocukların babaları var, benim babam yok mu, nerdedir, neden gelmiyor diye sorduğumda annemin gözleri dolardı ve bana baban Türkiye’dedir derdi” ifadelerini kullanırken gözyaşlarını tutamayan Pervin’e ne diyebilirdim ki!
İlgili makamlar maaşını ve yardımlarını aksatmadan götürmüş diyen Sevim Hanım, kızına nihayet cesaret edip de baban şehittir diyebilmiş.
Pervin kocaman hanım olmuş, evlenmiş bir kız bir erkek evlat sahibi olmuş. Üçüne de annelik ve babalık etmek Sevim Hanıma düşmüş. Pervin kamu görevlisi olmuş, halen Veteriner Dairesi’nin muhasebe bölümünde çalışıyor. Maalesef, ailevi sorunlar nedeniyle eşinden boşanmış...
Zor günler geçirmişler.
Kendilerine, 1974 sonrası, Ecvet Yusuf Caddesi’nde bir ev tahsis edilmiş. Tapusunu geç aldıklarından, evlerinin önünden yol genişletmesi nedeniyle alınan arazinin ve kesilen mandarin ile portakal ağaçlarının bedeli ödenmemiş. Aynı yol üzerinde diğer şehit ailelerine tazminat ödenmiş olması ve onlara ödenmeyişi kendilerini çok üzmektedir. Umarız, ilgililer bu sorunlarını gecikmeden çözerler. İnşallah, 20 Temmuz törenlerle kutlanırken bu şehit ailesini dertleri ile yalnız bırakmayan yetkililer çıkar.
Talihsiz Sevim Hanım 1958’de, Ömerge Camii civarında, kendilerinden su isteyen Rumlara su verirken anneciğinin ve babacığının EOKA’cılar tarafından gözlerinin önünde, sorusuz sualsiz kurşuna dizilmelerini de yaşamış, ama yıkılmayan, her acıya göğüs geren bir Türk anası. Ellerinden öperim.
Bu şehit ailesinin başından geçenleri ADA TV ekranlarında ibretle izleyeceksiniz.
Yüzlerce şehidimizin ailelerini, yavrularını yalnız bırakmamak, şehit sevdiklerinin kemiklerini mezarlarında sızlatmamak hepimizin görevidir inancındayım.
Vatan ve millet sağ olsun denir de Allah kimseyi anasız babasız bırakmasın diye de dualarımızı eksiltmeyelim.
20 Temmuz’un gerçekleşmesine katkı koyan herkesin bayramı şimdiden kutlu ve mutlu olsun…
Fotoğrafta, Sevim ve Pervin hanımla sohbetimiz görülüyor.
