Mozaik parçacıklarını yerli yerine yerleştirince tablo rahatlıkla ortaya çıkıyor.
KKTC de ekonomi çöktü, kamu hizmetlerinde, hatta polis teşkilatında, eğitimde, sağlık konularında vs. bir keşmekeştir gidiyor. Grevler, boykotlar, giriş kapılarından gelip geçenin haddi hesabı yok, ek mesailer muamma, gelmekte olan vergiler tedirginlikleri ve gerginlikleri daha da artırmakta. Bazı Bankalar batırılmak üzere...
Güney Kıbrıs’ta da durum iyi değildir. Maaşlar dondurulmuş, 400 kişi işten çıkartılmış, İşsizlik tırmanmakta, 1329 kişi resmen iflas etmiş, yılsonuna yüzlercesi daha sırada... Siyasi partilerle Hristofyas’ın arası iyice açılmış, karşılıklı birbirlerine salvo atışları yapıyorlar ve bu arada da Ulusal Konseyleri yeniden toplanmaya hazırlanıyor.
Bütün bunlar yaşanırken bir de Kıbrıs müzakereleri verimsiz şekli ile devam ediyor.
Ama Eroğlu ve TC yetkilileri yılsonuna bir çözüm bulunabilir havası yaratıyorlar.
Daha da ileri giden Çiçek, Gül, Erdoğan Rumları ve Yunanistan’ı uyarıyor. Kıbrıs müzakereleri sonsuza dek süremez. Akıllarını başlarına alsınlar, almazlarsa!
Yunanistan Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Papandreu, Kıbrıs sorunu çözülmeli, çözümlenmezse ya ayrılık, Türkiye ile yeni gerginlikler vs!
BM Genel Sekreteri de mesajlar uçuruyor. Elinizi çabuk tutunuz, Kıbrıs sorununun çözümünü süratlendiriniz, Aralık 2010 tarihini telaffuz bile ediyor...
Koşullar hazırlanıyor. Meyve kemale erdiği anda yenmesi kolaylaşacak ve iştahla, zevkle yiyecekler. Kimler?
Kıbrıslılar değil.
Amerika’sı, İngiltere’si, Türkiye, Yunanistan, AB, NATO’dur meyveyi kopartıp yiyecek olanlar.
Günü geldiğinde, yani 1959-60’da olduğu gibi, hani imzalamamakta direnen Makarios’un başına balyozu indirerek anlaşmayı imzalatmışlardı ya...
Bu kez de hem Hristofiyas’ın hem de Eroğlu’nun kafalarına balyoz indirilmesi söz konusudur.
Her kim, önlerine konacak formüle, anlaşmaya karşı çıkacak olursa, “me to zori”, zorla kendilerine imza attırılacak.
Türkiye, Eroğlu’na imzala derse hayır mı diyecek, hiç sanmam. Hristofyas Papandreu’ya belki OXİ-hayır demeye kalkışacak ama o da Makarios gibi kafasına topuzu yiyince neyin ne olduğunu anlayacak.
Efelik, süper güçlere, çıkar guruplarına karşı direnmek sökmez. Sökmeyecek.
Emekli öğretmen Zehra Cengiz Hanımın da ADA TV’deki sohbetimizde vurguladığı gibi, Kıbrıs sorunu sekiz başlı canavardır, bizler Kıbrıslılar da altında eziliyoruz. Canavar istediği anda işi bitirecektir. Sorunu, -eğer sorun gerçekten varsa ve suni değilse- çözecek olanlar bellidir. Eroğlu ve Hristofyas’ın olmadığı kesindir.
Tablo son şeklini almak üzeredir.
Hem güney hem de kuzey Kıbrıs’ta ortam hazırlanmaktadır. Eğer dış güçler erken bir çözüm istiyorlarsa, gerçekleşmesini kimse engelleyemeyecektir.
Göstermelik olarak, emperyalist güçler, referandumlar da yaptırtacak ve istedikleri sonuçları çıkartacaklardır.
Annan Planı’nda Türk tarafına EVET dedirtenler, Rumlara da EVET dedirtemez miydi zannediyorsunuz? Onlardan HAYIR çıkmasını ayarlamışlardı. Unuttunuz mu, Planı ilk beğenen ve destek veren Hristofyas efendi, nasıl oldu da bir günde HAYIRCILARIN, başta Papadopulos’un yanında yer almıştı?
Ve plana “güçlü bir HAYIR” çıkmıştı?
Diyeceğim odur ki, Kıbrıs müzakereleri bir tiyatrodur ve oynayanları oynatanlardır idare eden ve edecek olan.
Balyoz mu, kırk satır mı, kırk katır mı? Yoksa EVET kabul mü?
Tercihinizi seçiniz.