Sabahleyin yeni ve güzel bir güne başlarım diye, gözlerimi bir hevesle açtım. Pek çok Kıbrıslı Türk gibi. Kardeşim aşağıdan ’abi arkadaşın kahveni söyledi, seni bekliyor’ diye seslendi. Sürekli memleketin aksaklıklarını tartıştığımız ve umudun varlığı ve yokluğu konusunda ters düştüğümüz bir arkadaşımdır. İşsiz falan değil, güzel bir işi var, eşi de öğretim görevlisi. Gidiyorum dedi. Daha önce de söylemiş ama şaka yaptığını zannetmiştim. Gerekçelerini sıralamaya başladı. Çocuklarının geleceğinden duyduğu endişeyi ve bu memlekette halkının geleceğini düşünen uğraş veren politikacı olmadığına kanaat getirdiğini söyledi. Ne yazık ki insanlarımızın da, yaşanan sıkıntılar karşısında sergilediği bireysel, duyarsız ve menfaatçi yaklaşımı bu memleketten umudumun tamamen kesilmesine neden oldu. Elinde tuttuğu gazeteyi bana gösterdi, 'bak anestezist yokmuş diye ameliyat yapılamıyormuş’,gör işte memleketimiz dedi. Hırsızlık, adam öldürme, ekonomik iflas, grev haberlerini gösterdi. Bu gazetede güzel bir tane haber yok dedi. Dün de yoktu. Yarın da olmayacak dedi. Gideceğim ve dönmeyeceğim, hatta vasiyet bırakacağım cenazemi bile Kıbrıs’a getirmesinler, oraya gömsünler dedi. Gerçekten gidiyordu hem de çok uzaklara, kendileri ile birlikte başvuruda bulunmuş yedi başka aileden söz etti.
***
Canım sıkılmış başım ağrımıştı. Daha bir hafta önce denizde karşılaştığım diğer bir tanıdık Rum kesiminde yaşamaya başlayanlardan ve kendisinin de yavaş yavaş o noktaya doğru gittiğinden söz etti. Kimi 'büyük milliyetçilerin' ötelediği gibi ‘vatan hainlerinden’ de değildi. Üst üste yaşadıklarımın yavaştan başlayan bir eğilim olmasından korkuyorum. Ama büyük bir ihtimal öyle olacak. Akşam ziyarete gittiğim akrabalarımın da ‘çocuk askerden çıksın da yurt dışına gitsin hayatını kurtarsın’ dediğini hatırladım. Nereye gidiyoruz? Neden umursuzluğumuzu ve bu bencil, bireysel yaşam biçimini bırakmıyoruz? Bu toplum ne zaman uyanacak ve onuru ile kendine bir gelecek inşa edecek? Kendi kendime soruyorum? Siyasetten ve siyasetçiden ümidimi tamamı ile kesme taraftarı değilim. Bu konuda kendimle inada tutuştum. Bir başlangıç olabilir, yapılabilir diye kendimi motive ediyorum. Diğer yandan da ciddi bir karşılaşmaya hazırlanıyorum. Rahmetlik babamın mezarı ezan okunmayan memlekete nasip oldu. Yurt dışında yeni bir başlangıç yapmanın, ne demek olduğunu da üç aşağı beş yukarı bilirim. Göç yollarının umudun bittiği yerde başlaması inkâr edilemez bir gerçektir. Ama bize bunları reva görenlerle karşılaşmadan o yenilgiyi yaşamayı, korkaklık sayarım. Sahipsizliğimize son vermenin kendimize sahip çıkmaktan geçtiğini düşünürüm. Lütfen etrafımızda olup bitenleri iyi muhakeme edelim. Her gidenin aslında bizlerden de bir şeyler götürdüğünü unutmayalım. Bir yerde sonuçları değerlendirme huyundan vazgeçerek, öngörülü bir hassasiyetle en azından pozisyonumuzu koruyabileceğimize inanırım. Bu da bugün için bir kazanımdır.