Eğitim sadece duvara mı tosladı?

Yaklaşık bir ay önce Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Öğretim Kurumu agreditasyon sistemine bağlı olan resmi, vakıf ve özel üniversitelerine, gerek Türkiye gerek Kuzey Kıbrıs gerekse de diğer çeşitli ülkelerde bulunan üniversitelere giriş için yapılan LGS (Lisans Eğitimi Giriş Sınavları) sonuçları açıklanmıştı.

Yaklaşık bir ay önce Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Öğretim Kurumu agreditasyon sistemine bağlı olan resmi, vakıf ve özel üniversitelerine, gerek Türkiye gerek Kuzey Kıbrıs gerekse de diğer çeşitli ülkelerde bulunan üniversitelere giriş için yapılan LGS (Lisans Eğitimi Giriş Sınavları) sonuçları açıklanmıştı.

Giriş sınavları sonuçları Kuzey Kıbrıs’tan sınava katılan öğrenciler için genel olarak çok kötüydü denebilecek bir düzeydeydi. Kuzey Kıbrıs’tan sınava katılan öğrencilerin puan ortalaması 232 olarak gerçekleşti. Peki bu 232’nin anlamı nedir acaba, bir kez daha bazı karşılaştırmalarla inceleyelim, değerlendirelim.

Türkiye’den sınava katılan öğrencilerin illere göre puan ortalaması sıralaması yapılmış. Bu sıralamada Türkiye’deki iller içerisinde son sırada Şırnak yer almış sevgili okurlarım. Şırnak’ın sınav ortalaması 253. Diğer bir deyişle, sınav puanları dikkate alındığında Türkiye’deki en başarısız il Şırnak.

Şırnak’ta eğitim olanakları oldukça yetersiz diye biliniyor. Şırnak’ta okulsuz köyler, kasabalar bile mevcut. Birçok okul öğretmensiz olarak derslere başlayıp yine öğretmensiz olarak okulları kapatabiliyor. Sınıflar 60 kişilik, 80 kişilik, yani oldukça kalabalık. Okulların fiziki ortamları da oldukça yetersiz ve sağlıksız. Şırnak’a eğitim yatırımları oldukça yetersiz. Şırnak’ta işssizlik hat safhada. Şırnak’ta ailelerin çocukların eğitimleri ve özel dersleri için harcayabilecekleri para da ya yok ya da oldukça kısıtlı. Daha da ileri gidelim, birçok çocuk okullarından sonra çalışıp ekonomik olarak ailelerinin geçincesine katkı koymaya da çalışıyor. Şırnak’ta halen okula gönderilmeyen kız öğrenciler var ve bir kısmı ancak kardelen çiçeği kampanyaları ile okula gitme şansı yakalayabiliyor. Şırnak’ta insanların büyük bir kısmı evlerinde ve çevrelerinde ilk dil olarak Kürtçe öğrenip sonradan okula gittiklerinde Türkçe öğreniyorlar.

Bilmem seyrettiniz mi son dönemlerde Türkiye’de çekilen çok anlamlı bir film var; filmin adı “Bir bavul iki hayat” . Filmde bir öğretmen güneydoğuya öğretmen olarak atanıyor ve köydeki okuluna yerleşiyor. Sınıfında Türkçe bilen hiçbir öğrenci yok, hatta köyde de yok Türkçe bilen; ve daha da ötesi öğretmen de Kürtçe bilmiyor…Filmi seyretmek gerek işte, Şırnak’taki sınav ortalamasının hangi koşullarda alındığını görebilmek için…İşte bu koşullarda bir TC ili olan Şırnak ortalaması 253 olarak gerçekleşti...

Kuzey Kıbrıs’ın ortalaması da 232!

Kuzey Kıbrıs insanları çocuklarının eğitimine oldukça önem veriyor. Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle aslında. Yemeden içmeden kesip çocuklarının eğitimine gönül rahatlığı ile harcayabiliyorlar paralarını, hatta mal varlıklarını. Geçmişte, o gettolarda yaşadığımız yıllarda ve 70’li 80’li yıllarda Kıbrıslı Türk öğrencilerin başarıları oldukça yüksekti. O olanaksızlıklar içerisinde okullarımız ve öğrencilerimizin başarıları Türkiye’deki illere ve okullara göre oldukça yüksekti. Yıllarca ya en iyi il ortalamasından daha iyi, ya da ilk üç içerisinde yer alıyordu Kuzey Kıbrıs okulları ve öğrencileri.

İşte, Kuzey Kıbrıs’ta yıllarca yanlış eğitim yapılanmalarından, eğitimin bir devlet politikası haline gelememesinden, popülist yaklaşımlardan ve eğitimin çağdaş sistemlere geçememesinden dolayı geldiğimiz nokta bu! Doğrudur, son yıllarda birçok Kıbrıslı Türk öğrenci Avrupa’nın çeşitli üniversitelerine gitme şansı yakaladı, birçok öğrencimiz de Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelere giriyor ve bu nedenle de LGS sınavına girenler tüm Kıbrıs’ı temsil etmiyor. Bunlar olabilir, ancak sonuç olarak LGS’ye katılanların puan ortalamasının 232 olmasını engellemiyor. Tüm öğrenciler de Kuzeydeki eğitim sisteminin mezunları olduğundan başarısızlık maalesef sistemindir…

Şimdi gelelim bir diğer konuya ki bu ikincisi eğitim sistemimizin duvara toslamasının da ötesinde duvarı yıktığını ve altında kaldığını da gösteriyor! Ne midir bu? Sevgili okurlarım, geçtiğimiz günlerde Atatürk Öğretmen Akademisi Giriş Sınavları yapıldı ve bu sınavlara öğretmen olmak isteyen 367 kişi katıldı. Akademiye alınacak olan öğretmen adayları ise 30 olarak açıklandı . Bu 30 kişinin 15’i ilkokul 15’i de okul öncesi öğretmenliğine alınacak. Buraya kadar herşey çok güzel. Sınavlar da herhangi bir sorun yaşanmadan tamamlandı ve ardından da sınav sonuçları ile ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada sınava giren öğrencilerden yalnızca 61 tanesinin sınav kağıtlarının değerlendirilmeye alınabildiği duyuruldu ki bu oldukça içler acısı bir durumdur. Düşünebiliyor musunuz sevgili okurlarım, 367 tane öğretmen adayı sınava giriyor ve bunlardan yalnızca 61 tanesinin sınav kağıtları değerlendirmeye tabi tutulabiliyor. Peki ne demektir sınav kağıdının değerlendirilmeye tabi olması? Sınav İngilizce, Türkçe, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Matematik ve Genel Yetenek alanlarından eğer yanlış bilgilenmediysem 25’er sorudan, yani toplamda 150 sorudan oluşuyor. Sınav kağıdının değerlendirilmesi için her alandaki 25 sorunun en az 4 tanesini doğru cevaplamak gerekiyor. Diğer bir deyişle, her bir farklı alandan yalnızca 4’er tane soruyu doğru cevaplamak yeterli oluyor sınav kağıdının değerlendirilmesi için. Ancak buna rağmen 367 kişinin yalnızca 61 kişisi 6 alanın minimum 4 sorusunu çözebiliyor ki işte bu çok acı bir sonuç! Bu arada sınavı düzenleyenlerin de bu değerlendirmeyi yeniden gözden geçirmesinde yarar var çünkü bir öğrenci düşünün 6 bölümü tam doğru yapsa ancak bir alanda 3 soru dğru çözse sınavı değerlendirilmiyor, toplamda 128 soru çözmesine rağmen; fakat bir başka öğrenci her alanda sadece 4’er soru çözse, ki toplamda 24 soru eder, onun kağıdı değerlendirilebiliyor! Bu da başka bir anomali!

Neyse, uzatmayayım, sonuç olarak bu 61 kişi içerisinden de en iyi olan 30 tanesi mülakatlara çağrıldı ve dün mülakatlar da tamamlanıp akademiye kayıt yapma hakkı kazanan 30 öğrenci belirlendi.

Şırnak’tan sonra Akademi sınav sonuçları da eğitim sistemimizin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Durum gerçekten içler acısı. Eğitim sistemi en genel anlamda bir devlet politikası haline getirilmediği, çağdaş sistemlerle donatılmadığı, ülkemizin insan ihtiyaçlarına göre planlanmadığı ve öğrenci merkezli bir sisteme geçilmediği takdirde eğitimdeki çöküşten çıkış yakalanamayacaktır diye düşünüyorum…


Bu haber 100 defa okunmuştur

:

:

:

: