Kıbrıslılar Türkiyelileri sevmez mi dediniz?-7

Anlıyorum ki gerçekleri görüp, yanlış gidişi vaktinde tespit etme ve önlem alma konusunda toplum olarak daha yolun başında bile sayılmayız. Kıbrıslı Türkler ve Türkiyeliler arasındaki ilişki kötüye doğru gidiyor. Bunun birçok nedeni var.

Anlıyorum ki gerçekleri görüp, yanlış gidişi vaktinde tespit etme ve önlem alma konusunda toplum olarak daha yolun başında bile sayılmayız. Kıbrıslı Türkler ve Türkiyeliler arasındaki ilişki kötüye doğru gidiyor. Bunun birçok nedeni var. Türkiye ile KKTC devletleri arasındaki var olan ilişki yapısı sözünü ettiğim kötü gidişin başlıca nedenler yumağını oluşturuyor.

Gerçekleri saklamak, görmezden gelmek ve olmadığı gibi gösterip kurulu düzenin nimetlerinden yararlanmak benim mesleğimin en kolay tarafı.

Ben de deve kuşu gibi kafamı kuma gömüp beni kimsenin görmediğini zannedebilirim. Başka bir ifadeyle bugün egemen olan gücün duymak istediklerini yine ve yeniden söyler onların himmetine mazhar olabilirim. Bunun bana ikbal getireceğini de bilirim. Çünkü yığınla örneğini görmekteyim. Ama bildiğim başka bir şey daha var. Ben de ve benim gibi olan başkaları da kafamızı kuma gömersek, yakın gelecekte olacaklar hiç de iyi şeyler olmayacak.
Gerçekleri okumak veya işitmek çoğu zaman can yakıcıdır. Ama yalan dolan dinlemekten her zaman daha iyidir.

Dün Kıbrıslıların nankör olup olmadıklarını irdeliyorduk. O konuda Türkiye’nin Kıbrıslı Türkler üzerinden kazanımlarını ortay koyuyordum. Bir ilave daha yaparak konuyu bağlayalım.

Yapay olarak yaratıldığına inandığım bankalar krizi sonrasında Kuzey Kıbrıs’ta ayakta kalan bankaların çoğunluğunu Türkiye bankalarının Kıbrıs şubeleri oluşturur hale geldi. Benim de basına yansıyan haberlerden bildiğim şekliyle Kıbrıs’taki Türkiye bankalarının Kıbrıslılardan topladığı mevduatlardan Türkiye’ye aktardığı miktar 7 milyar dolar civarındadır. Kıbrıslıların doğrudan kendileri tarafından Türkiye’ye götürüp orada bankaya yatırdıkları paralar bu rakamın içinde değildir. Var olan TC-KKTC ilişkileri nedeniyle Kıbrıslıların 7 milyar dolar civarındaki tasarrufu Türk ekonomisinin emrine sunulmuş durumdadır. Rahmetli Bülent Ecevit’in son başbakanlığı döneminde IMF’nin Türkiye’ye sadece 500 milyon dolar kredi verme karşılığında Kemal Derviş’in ekonomiden sorumlu bakan olmasını özellikle istediği gerçeği hala hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Bu bakımdan 7 milyar dolarlık ucuz paranın öneminin altını kalın çizgiyle çizmekte yarar görüyorum.

Verdiğim örnekleri artırmak mümkündür. Ama belirtmek istediğim şey bakımından fazladır bile.

Türkiye KKTC’ye yılda 400 milyon dolar civarında maddi katkı yapıyor. Bunu yaparken de yerine getirilmesi güç, çoğu da gerçekçi olmayan şartlar dikte ediyor. Dikte edilen şartları hazırlayanların alanında ehil kişiler olduğuna inanmak gerçekten çok güç.

Türkiye’nin KKTC’ye verdiği paraların nerede ve nasıl kullanacağına KKTC hükümetleri karar vermiyor. Türkiye kendi parasının tümünü KKTC’de kurduğu “TC Yardım Heyeti” eliyle harcıyor. KKTC hükümetine para aktarıyorsa, bunu da kendi karar veriyor.
Gerçekler hamasi söylemlerle örtülemez. Türkiye KKTC’ye yardım adı altında verdiği paradan fazlasını Kıbrıslı Türkler üzerinde kazanmaktadır.

Kıbrıslı Türklere nankör yakıştırması yapmaya çalışanlar bu gerçekleri bilerek tutum belirlemek durumundadırlar.

Bugün de son noktayı koymadan bir gerçeğin daha altını çizmek isterim. Kıbrıslı Türkiyeli ikileminde en çok sıkıntı çekenler Türkiye’den gelip Kıbrıs’a yerleşenler ve onların çocuklarıdır. Çünkü onlar Kıbrıs’ta Türkiyeli olarak görülürler. Türkiye’ye gittikleri zaman orada da Kıbrıslıdır. Ve maalesef öyle muamele görürler.

Yarın, kötü gidişi önlemek adına kim ne yapmalı anlamındaki naçizane önerilerimi ortaya koyup bu aşamada bu konuya nokta koymak istiyorum. Yarın yine buluşabilmek dileğimle.
Bu haber 546 defa okunmuştur

:

:

:

: