Devlet dairelerinde, limanlarda, gümrüklerde, sokaklarda, iş yerlerinde, benzin istasyonlarında, polis teşkilatı içinde, meclisimizde...
Derken TC Büyük Elçiliği önünde bir kargaşadır gidiyor.
İlgililer hala daha işin vahametini kavramamışa benziyor. Veyahut kaosa doğru sürüklendiğimizi görüyorlar da, “bırakınız bu da geçer” havasındalar.
Ama hiç de öyle geçecek gibi değildir.
Bir ülkenin işçisinden, memurundan, polisinden tutunuz da en aydın kesim olarak bilinen, evlatlarımızı emanet ettiğimiz değerli öğretmenlerimiz de isyan bayraklarını çekerken yetkili makamlardakiler, ülkeyi yönetmekle, asayişi idame ettirmekle görevlendirilenler de korkunç bir huzursuzluğa sürüklenirken halkın, bazı provokatörlerin de yardımları ile kaosa süratle ilerlemekte olduğunu görmezlikten gelmek, en hafif değimle, sorumluluktan kaçmaktır.
Geriye bir baktığımızda, bu cefakâr halkın, milliyetçi insanlarımızın ne badirelere göğüs gerdiğini görürüz.
Zamanla, mücadele, Kıbrıs’ta varoluş direnişi değişik bir şekle girerken, geçmişteki baskı rejiminin sonsuza dek sürdürebileceğine inananların yanıldıkları gözler önüne serilmiştir.
Bu halk, insan gibi, insanca yaşamak peşindedir. Demokratik eylemlerle hakkını aramak niyetindedir. Baskılara, verilen her emre, uygulanan her politikaya boyun eğmeyi bir kenara itmiştir. Özgürce yaşam istemektedir. Kimsenin baskısını bundan böyle kabul etmeyeceğini haykırmaktadır.
Bu halkın haykırışına, eylemlerine, protestolarına, gösterilerine sırt çevirenler gerekli mesajları almamakta ısrar eder, yasaklamalarla işi yürütmeye kalkışırlarsa, daha feci sosyal patlamaların geleceği aşikârdır.
Benzinciler pompalarını kapatır, KİT’ler batırılır, gümrükçüler kontrol ve denetimlerini yapmaz, sendikalar, emekçiler, memurlar sokaklara dökülür, Meclis toplanamaz, ivedi yasa dediklerini geçiremez, devlet dairelerinde kamu görevlileri disiplinli çalışmayı bırakır, hükümet otoritesi sarsılır ve…
Sizler hala daha, sankide başka bir ülkede yaşıyormuş gibi, davranırsanız anarşi, kaos, genel disiplinsizlik başlar ve sürerse, korkunç çöküş ve Kıbrıs coğrafyası üzerinden silinip kayıplara karışmak acınacak sonumuz olacaktır.
Ey yetkililer, ilgililer, sorumlular, yöneticiler;
Etrafınıza çok iyi bakınız. Uygulamakta olduğunuz ve yeni uygulamaya başladığınız ekonomik ve siyasi planları, paketleri bir daha gözden geçiriniz.
Halkı ve ülkeyi kurtarmak, huzuru, asayişi, refahı, güveni halkınıza sağlamak başlıca ve en ivedi görevinizdir.
Bırakınız yalakalıkları, hayali hedefler peşinden koşmayı. Ülke gerçeklerini, halkın arzularını, ihtiyaçlarını ciddiyetle değerlendiriniz.
Aksi takdirde hafiften esmeye başlayan rüzgâr, fırtınaya, kasırgaya, hortumlara dönüşecek ve hortumlar sizleri de, hepimizi de yutacaktır.
Henüz çok geç değildir.
Halkın sesine kulak veriniz. Öğretmenleri, sendikaları, sendikacıları, emekçileri, kamu görevlilerini hafife almayınız.
Anarşiyi davet edermişçesine davranmayınız.