Gümüşlük’te bir vaha ve Latife Tekin

Yılın en sıcak günlerini yaşıyoruz. Tüm Türkiye kavruluyor. Deniz, klima, soğuk duş hiçbiri fayda etmiyor.
Yılın en sıcak günlerini yaşıyoruz. Tüm Türkiye kavruluyor. Deniz, klima, soğuk duş hiçbiri fayda etmiyor.

Gel de Londra’nın kasvetli, gri havasını arama diyebilirim. Ama oranın havası oraya yakışıyor, buranınki de buraya. Bir kaç gün daha dişimizi sıkacağız. Sıcak hava dalgası nasılsa geçip, gidecek.

Size bu sıcaklarda, çöl ortasında vaha hissi veren bir yeri anlatacağım bugün.
Bodrum’un en güzel köylerinden, tarihi antik Myndos kasabası veya bugünkü adıyla Gümüşlük’te, bir sanat vahasından söz etmek istiyorum.
Adı Gümüşlük Akademisi...

Gümüşlük mezarlığından sağa kıvrılan daracık tozlu toprak yoldan yukarı çıkınca, mavi, minicik bir tabelayla zar zor görülen yola kıvrılınca varıyorsunuz Gümüşlük Akademisi’ne..

Karşınıza yemyeşil ağaçlarla, meşelerle, incir ağaçları, zakkumlarla çevrili doğa örtüsü çıkıyor. Ve yakıcı güneşin, derinizi acımasızca yakan sıcaklığın yerini, sizi serin bir tülbent gibi sarmalayan çöl ortasında vaha hissi veren bir güzellik karşılıyor.
Bir tarafta simsiyah boyalı dik açılı biten evler. Bir yanda heykeller. Bir tarafta kütüphane. Amfi tiyatro. Ve yeşillikler arasında aynı tonda dingin bir göl, “Aman tanrım, ben nereye geldim” dedirtiyor. Hiç beklenmedik bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.

Gümüşlük Akademisi, 1995 yılında “sanatı, bilimi, felsefeyi doğa ile buluşturma” amacıyla kurulmuş bir vakıf. Kurucusu Ahmet Filmer.
Genel Sekreteri ve Edebiyat Evi sorumlusu ise ünlü roman yazarı Latife Tekin..

Geçtiğimiz gün, Latife Tekin ile Gümüşlük Akademisi’nde buluştuk, uzun uzun sohbet ettik, sorunlarını dinledik. Sevgili Dostum Hatice Güvensoy’un davetiyle gittiğim Gümüşlük Akademisi’nde sanatın, mimarinin, doğanın, yaratıcılığın nasıl içiçe yaşadığını, harmoni içinde yoğrulduğunu gördüm..

Muhteşem bir doğa, antika varlık zenginliği içindeki bu yapıtın, ne kadar minik, önemsiz görünen maddi koşullarla boğuştuğuna hem hayretle, hem şaşkınlıkla tanıklık ettim..

Bodrum yarımadasına çeyrek asırdır her yıl gelip, kalıyorum. Bu yarımadanın önemli bir bölümünü iyi tanıyorum. Londra’dan sonra yazları soluk aldığım mekânım burası. Gümüşlük Akademisi, bunca yıldan sonra yarımadaya bakışımı değiştirdi diyebilirim...

Neden mi?
Türk romancılığının, edebiyatının 1980’lerden sonraki en önde gelen isimlerinden Latife Tekin, bu akademiye hayatını adamış son yıllarda. Dağ başında, binbir güçlükle ayakta duran, sadece ve sadece bağışlar, sponsorluklar ve gönüllüler ordusuyla yaşayan bu sanat abidesinde, Gümüşlük sırtlarındaki bu vahaya, ayrı bir ivme kazandırmış. Adeta iğneyle kuyu kazıyor. Genç gönüllülerle her işe koşuyor. Yemek, temizlik, gereken her işin başında geliyor.

Bizi sıcacık gülen yüzüyle karşıladı. Akademinin 1995 yılında bağışlanan 15 dönümlük araziye nasıl kurulduğunu, bugünlere nasıl geldiğini, ne gibi zorluklarla mücadele verdiklerini anlattı. Laf lafı açtı. Söz döndü, dolaştı Kıbrıs’a geldi. Kıbrıs dilleri konulu bir etkinliği nasıl minicik maddi olanaksızlıklar nedeniyle yapamadıklarını bir çırpıda söyleyiverdi..

Latife Tekin dendi mi, aklıma ilk “Sevgili Arsız Ölüm” romanı geliverir. Gece Dersleri, Buzdan Kılıçlar ve niceleri onu izler. Romanları İngilizce’den Rusça’ya, Farsça’dan Almanca, Fransızca’ya çevrilen bu ünlü isim, artık 12 ayını bu akademide, ağaçların, ağustos böceklerinin arasında geçiriyor. Hem Akademiyi yaşatmaya çalışırken, bir yandan da çok değerli topraklarını ellerinden almak isteyenlerle mücadele ediyor.

Kar amacı gütmeyen, kamu yararına hizmet veren, karşılıksız hizmeti kendine amaç edinen bağımsız bu vakıf, Gümüşlük geleneksel tiyatro günleri ile uluslararası platformda dans, tiyatro ve performans sanatlarına çeşitli atölye çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Amfitiyatrosu 450 kişilik. Geliri bu etkinlikler. Bir de yapılan bağışlar, sponsorluklar.

Ancak 500 lira bile onlar için son derece önemli. Aklıma bir gece önce genç bir çiftin, yazın en hit albümünü yapan ünlü bir sanatçının, bir hafta önceki konseriyle ilgili sözleri geliyor. Biletler 900 lira. Özel localar ise 7 bin TL’ye satılmış. Bir yanda 500 liranın bile önemli olduğu bir sanat abidesi. Öte yanda iki saatlik konser için harcanan servetler. Burası Bodrum. Paranın kimde olduğu, nereye gittiğinin akıl almayacağı bir belde.

Latife Tekin ile sohbetimiz su gibi akıp geçiyor...
Akademi’yi gezdirirken, amatör ruhunun heyecanı bizi de sarıyor.
Akademide konuklar için 15 adet stüdyo bulunuyor. Burada konuklar ücretsiz misafir ediliyor. Dedim ya hiçbir gelirleri yok diye.
Ben gittiğimde KKTC’den Neşe Yaşin de orada konaklayanlardan biriydi. O da sohbetimize katıldı.

Latife Tekin, Gümüşlük beldesine ayrı bir artı, zenginlik katan Akademi’nin adeta anası. O antikayla yoğrulmuş yamaçların kraliçesi. İçinden taşan coşkunluğu anlatmam zor…

Değerli sanatçılar, eğer bu sıcak yaz günlerinde, sessiz, sakin, serin bir ortam, şırıl şırıl su gürültüsü ve ağustos böceği sesi size iyi gelirse hiç düşünmeden buraya gelin.
Gelirken de bu akademiye katkıda bulunacak sponsorlar getirin.
İnanın bu sıcakta, çöldeki vaha gibi içinizi aydınlatacak. Ruhunuzu arıtacak.
Bodrum yarımadasının hiçbir yere benzemediğini daha önce de yazdım. Akademiyi gördükten sonra bunun ne kadar gerçek olduğunu bir kere daha anladım. Hele Latife Tekin gibi bir isim başındaysa, ona sonuna kadar destek olmak gerektiğini fark ettim.
Gümüşlük Akademisi adını unutmayın. Unutturmayın...

Kıpkırmızı güneşin batışına her gece tanıklık eden bu yeşillikler sizleri bekliyor...
Bu haber 354 defa okunmuştur

:

:

:

: