Müzakerelerde çatlak büyüyor

Yarım yüzyıldır ve fazlası Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacı ile görüşme süreci yürütülüyor yani değerli okurlar şu meşhur müzakere süreci!
Yarım yüzyıldır ve fazlası Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacı ile görüşme süreci yürütülüyor yani değerli okurlar şu meşhur müzakere süreci!

Liderler değişiyor ancak konular ayni konular görüşülmeye devam ediliyor ancak gözden kaçan önemli bir ayrıntı bence, halklar ne düşünüyor dikkat ettiyseniz halklar yazdım çünkü Türk halkının kararı ne kadar önemli ise Rum halkının da kararı o kadar önemli. Niye çok önemli çünkü biz iki halkı birleştirmek için başta BM uzun yıllardır mücadele veriyor son zamanlarda AB de etkin rol oynamaya başladı ve diğer ilgilenen ülkeler ve başlarında ABD dünyanın süper gücü konumunda.

Bu son günlerde ABD’nin ortaya Kıbrıs da bulunan doğal gaz rezervi ile ilgili haber ve iddia, 100 yıl Kıbrıs’a yetecek kadar doğal gaz Kıbrıs ekonomisi için korkunç önemli ve müzakere süreci hızlandırılmaya çalışıldığı bu önümüzdeki günlerde de olası verilecek kararlara etkisi ne olacağı mutlaka hesaplanmıştır. Bence sırası gelmişken altını tekrar çizmekte yarar görüyorum,”Dünya tesadüfen idare edilmiyor” çıkarlar söz konusu olunca büyük güçler işine geldiği gibi davranıyor.

Kıbrıs Türk ve Rum halkı ne düşünüyor gerçekten birleşik bir federasyon modelinin barış getireceğini düşünüyoruz mu yoksa var olan huzurun bozulacağından dolayı endişe mi duyuyoruz esası da bu değil mi halklar ne istiyor insan hakları bu temel üzerine kurulmamış mı?

Biz yine de müzakerelerde ki gidişatın ne halde olduğunu anlamaya çalışalım, hiçbir konuda anlaşılamıyor. Mülkiyetle başladılar sürekli görüşmeler oluyor ancak mülkiyet başlığındaki olası çözüm modeli geliştirilemiyor. Rum tarafı KKTC’deki Rum mallarının gerçek sahibi kendileridir ondan dolayı malın akıbeti konusunda Rum halkı karar vermelidir, Türk tarafının bu öneriyi kabul etmesinin söz konusu olmadığını Sayın Dr. Derviş Eroğlu her fırsatta dile getiriyor. Annan Planındaki mülkiyetle ilgili çözüm önerisini baştan ret ediyor Hristofyas ve dönüp ekliyor “ben nasıl derim Girneliye evine gidemiyorsun” bundan dolayı başka formül, peki ama ne? Kıbrıs Türkü 1963 ve öncesi uğradığı saldırılar ve göçmenlik kayıplarını kim nasıl karşılayacak bizlerin evlerimizden kovulduğumuz dönemi nasıl telafi edecek AB tek taraflı üyesi KC. Mülkiyet sorunu üzerinde AB yetkilileri kafa yoruyor ve Lefkoşa’daki MTK etkili bir hukuk yolu olduğu konusunda kararlar alıyorlar tabii ki Rum tarafı kabullenmek istemiyor ancak mülkiyet sorununun da başka bir yöntemle çözümlenmesinin imkansız olduğunu Hristofyas da biliyor ve bu görüşlerinden dolayı da yalınız kaldığını basından görüyoruz.

Peki, sorunun esas sahibi Rum halkı ortak federasyon konusunda soğuk davranıyorlar açıkçası büyük bir çoğunluk birleşik Kıbrıs konusunda iyimser değiller, gün ola tekrar çatışırız diye düşünüyorlar. Bundan dolayı birleşik Kıbrıs’ın çok riskler taşıdığını ifade ediyorlar, haksız mı bu halk tabii ki haklı çünkü ilk önce kendi fanatik guruplarına güvenmiyorlar ve ekliyorlar biz artık çatışma istemiyoruz, bu fikir sahibi insanlar ciddi bir çoğunluğu temsil ediyor ve göçmenler de dahildir bu fikre. Kimse Rum halkının taşınmaz malı konusunda taviz vereceğini beklemesin ancak gerçeği görmekten de aciz değil bu insanlar KKTC’nin bir varlık olduğunu da benimsemeseler bile kabul ediyorlar.

Yalınızca mülkiyet başlığında ciddi anlaşmazlıklar var belli ki liderler görüştükçe yakınlaşma yerine, gerçekler ışığında uzaklaşma yaşanacak. Kıbrıs’a eylül ayında geleceğinin basında yazıldığı BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon neyi yoklayacak gerçekten merak ediyorum anlaşılamayan konuları BM mi anlaştıracak yoksa yine bir fiyasko mu?

Yoğunlaştırılmış müzakere süreci Aralık ayına kadar sonuç verir mi bilinmez görüşüm şudur ki masada anlaşma sağlayabilecek yakınlaşma yoktur iki halk arasında da ağırlıklı düşüncenin bu olduğunu görüyorum, bu gelişmeler bu şekilde devam ederse yalnızca bölünmenin tescili gerçekleşecek Türkiye Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in de dediği gibi anlaşma olmaz ise herkes yoluna Sayın Eroğlu da aynı görüşü ifade ediyor.


Bu haber 323 defa okunmuştur

:

:

:

: