CTP’nin almış olduğu geçicileri UBP Hükümeti kalıcı kılma zorunda mı? Allah Allah!...

Geçtiğimiz günlerde bir gazetemizde Maliye'nin kamuda çalışan 3 bin 500 dolayında geçicinin durdurulması, ardından bir bölümünün yeni maaş düzenlemesi ile yeniden işe başlatılması yönünde çalışma başlattığı haberi ortaya atıldı.
Geçtiğimiz günlerde bir gazetemizde Maliye'nin kamuda çalışan 3 bin 500 dolayında geçicinin durdurulması, ardından bir bölümünün yeni maaş düzenlemesi ile yeniden işe başlatılması yönünde çalışma başlattığı haberi ortaya atıldı. Habere göre geçicilerin kamudaki görevlerine son verilecek. ardından, bir kısım geçici, yeni özlük hakları ile kamuda yeniden istihdam edilirken, bir kısım geçici de yeniden işe alınmayacak. Bunun üzerine Maliye Bakanı Tatar ise, katıldığı bir televizyon programında bu yönde sorulan bir soruya 'her konuda değerlendirme yapıyoruz' yanıtını verdi ve iddia edilen durdurmaların hükümet gündeminde olmadığını ifade etti. Tabi ki, burada Sayın bakanın açıklamalarına saygı duymak ve bir iktisatcı olduğu gibi aynı zamanda siyasetçi olduğunu da unutmamak ve anlayış göstermek gerekir. Ancak, bizler ekonomist olarak temel dayanak noktamız verimlilik, etkinlik ve kaynakların rasyonel dağılımıdır. Dolayısıyla, bazı kesimlere yaranmak için populizm yapmak ve bu 3500 kişinin kesinlikle durdurulmaması gerektiği şeklinde bir görüş ortaya koymak aldığımız eğitime hakaret sayılır.

Öncelikle dürüst ve samimi olursak kamuda geçici olmanın ne anlama geldiğini hem bizler hem de kamuya geçici olarak girenler bilmektedir. Ama yine de daha açıklayıcı olmak için - bugünlerde çıkarlarından feragat etmek istemeyen ve hükümetimizin almış olduğu önlemlere muhalafet eden kesimlerin anayasa veya ilgili yasalara atıf yaptığı gibi ben de bu konuda - ilgili Kamu Görevlileri Yasası’na gönderme yapmak istiyorum. İlgili yasanın 6. Madddesine göre 'Geçici Personel' tamamen geçici nitelikteki kamu hizmetlerini sürdürmek üzere ve Personel Dairesinin sözkonusu hizmetlerin geçici personelle yürütülmesinin gerekli olduğu hususunda belirteceği uygunluk bildirimi ile Maliye İşleriyle Görevli Bakanlığın mali açıdan belirteceği uygunluk bildirimine dayanılarak, ilgili Kurumun, Maliye İşleriyle Görevli Bakanlığın ve Personel Dairesinin imzaları ve bu kurumlarca yapılacak uygun bir sınav ile Çalışma Dairesinde işsiz olarak kayıtlı bulunanlar arasından bu Yasaya bağlı kurumlarca bir Bütçe Yılını aşmayan geçici süreler için hizmete alınan ve kendisi ile hizmet akdi yapılan işçi sayılmayan kişileri anlatır. Tamamen geçici statüde istihdam edilen geçici personelin istihdam süreleri ilgili kurumun talebi üzerine Personel Dairesinin belirteceği uygunluk bildirimi ile Maliye İşleriyle görevli Bakanlığın mali açıdan belirteceği uygunluk bildirimine bağlı olarak uzatılabilir. Yasadan da anlaşılacağı gibi geçici personel tamamen geçici statüde bir Bütçe Yılını aşmayan geçici süreler için hizmete alınan ve Personel Dairesinin ve Maliye İşleriyle görevli Bakanlığın mali açıdan belirteceği uygunluk bildirimine bağlı olarak görev süresi uzatılabilen kişileri anlatır. Buradan da anlaşılacağı gibi görev süresinin uzaması için uygunluk birldirimi gerekmektedir. Peki, kamuda şişkinliğin ve gizli işsizliğin herkes tarafından bilindiği ve önlem alınması gerektiren bütçe açıklarının büyük ölçüde personel giderlerinden kaynaklandığının açık ve net olduğu KKTC’de hangi mantık ve akılla geçicilerin görev süresinin uzatılması için uygunluk bildirimi verilebilir. Ayrıca, kamuda personel alımlarının liyakata, vasfa veya kapiliyete göre olmamasının kamuyu en verimsiz sektör yaptığına herhalde kimsesi itiraz etmez. Peki bu gerçekten hareketle CTP tarafından alınan bu geçicilerin işe alınmasında en önemli kriterin CTP’li olmak ve CTP’ye çalışmak olduğuna sanırım CTP liderliği ve fanatikleri dışında kimsesi itiraz edemez. Dolayısıyla, kim olursak olalım ama empati yaparak kendimizi hükümetin yerine koyalım ve aşağıdaki soruları kendimize soralım:

Bütçe açıklarının disipline edilmesi, kamunun etkin, verimli hale getirilerek halka en iyi hizmeti verecek yapıya gelmesi için bugün bazı kesimleri üzse dahi ekonomik aklın gerektirdiği rasyonel kararlar mı vermemiz gerekiyor? Yoksa bu çarpık ve sürdürülemez yapıda ısrar ederek hislerimiz ve siyasi ranta dayalı populizmi mi tercih etmemiz gerekiyor?

Bu haber 479 defa okunmuştur

:

:

:

: